Yine o mahur beste: Ya evde yoksan

Cumartesiden, Nou Camp'tan başlatalım hikâyeyi. Lyon maçında sahayı ıslıklar arasında terk eden, gitti gidiyor denilen Ronaldinho kadro dışı. Barça, Sevilla'ya gol atabilmek için kıvranıyor.
Haber: HALİL YAZICIOĞLU / Arşivi

Cumartesiden, Nou Camp'tan başlatalım hikâyeyi. Lyon maçında sahayı ıslıklar arasında terk eden, gitti gidiyor denilen Ronaldinho kadro dışı. Barça, Sevilla'ya gol atabilmek için kıvranıyor. Bitime 20 dakikadan az kalmış. Harika çocuk Leo Messi yetişiyor imdatlarına ve sarsıyor fileleri. Katalanlar ayağa fırlıyor. Gazeteciler de ellerini hızla klavyelerine götürüyorlar. Fırsat bu fırsat diyecekler, maç yazılarına 'Messi, Ronaldinho'yu unutturdu' cümlesini düşecekler. Ama Messi öyle bir kutluyor ki golü, tüm yazıları, tüm başlıkları altüst ediyor. Tıpkı arkadaşı 'Dinho' gibi ortadaki üç parmağını kapatıyor, baş parmağını ve serçe parmağını yana doğru açarak tribünlere koşuyor. 'Takma kafana arkadaşım, sen hâlâ dünyanın en iyisisin, bu golüm de senin için, hem bak aynen senin gibi seviniyorum' diye haykırıyor. Her yerden 'Barcelonismo' ruhu fışkırıyor. Barça, 'Bir kulüpten fazlası' sıfatını cümle âleme tüm ihtişamıyla gösteriyor.
Çarşamba gecesi Şükrü Saracoğlu'nda şahit olduğumuz da böyle bir haldi işte. Harika bir dayanışma, bir esrime, bir karnavaldı. Teknik, taktik, istatistik bitmişti artık. Sarılarla lacivertlerin biri hepsi, hepsi biri içindi. O gece bir takımdan fazlasıydı Fenerbahçe. Sezonun ilk büyük testini 10 üzerinden 10'la geçmişti.
Ve Tum'a varırken Bursa
Hazır ayağa kalkmışken şimdi tekrar 'lig normalleri'ne dönmek istemiyorlardı. Ama gerçeküstü performansı sürdürmek için hiç de uygun bir yer değildi Bursa. Radikal Teksas, işitme kaybına sebep olacak kadar uğultuluydu. Saldırgandı Yeşil Timsahlar. Malum, oyuncular mali kriz yüzünden kulüpten alacaklarını alamıyorlardı. Haliyle epey
'iştahlılardı'. İlk 45'te çok hırpaladılar Zico'nun yorgun adamlarını. Ortadan Sumulikoski ve sağdan Veli Yeşillerin delici kuvvetleriydi. Soyunma odalarından dönüşte 55'te 'Tum'avarım' formülüyle öne geçtiler. Sinan Kaloğlu ortaladı, Kamerunlu forvet kafayla ligdeki ilk golünü attı: 1-0. Sinan'ın hemen iki dakika sonraki servisi de gollüktü ama Mustafa'nın volesini Roberto Carlos'un keli savuşturdu.
62'de tepkisini gösterdi Kadıköylüler. Savunma ya kısmet diye ileri şişirdi, ortada fol da yoktu yumurta da ama Semih'i kaleci Vega Egemen'e, Egemen de Vega'ya emanet edince tabela 1-1'e döndü. Bir tane daha lazımdı Fener'e. 85'te Carlos 35 metreden, 87'de Colin Kazım yayın üstünden tam köşeyi isabetlediler ama Vega'yı alt edemediler, lig podyumunun iyice uzağına düştüler.
Radyo notu: Radyodaki maç naklen yayınlarının 'özelleştirilip' Lig Radyo'ya devredilmesinden sonra TRT'nin eşsiz anlatımlarından mahrum kaldık. Okay Karacan, NTVSpor.net'teki yazısında Avrupa'daki bazı kamu yayıncılığı uygulamalarını örnek gösterip TRT'ye yayınlarını sürdürebilmesi için özel bir statü tanınmasını önermiş. Bir kulak veren çıksa da yine sucuk-peynir-ayakkabı boyası reklamlarının arasında bir şehirden diğerine hoplasak.

BURSASPOR: 1
Vega 5
Egemen 5
(Vandelannoite 76) -
Ömer 6
İsmail 6
Mustafa 7
Sumulikoski 6
Cihan 6
Sinan 6
Veli 7
(Ozan 66) 6
Yenal 6
(Eren 80) -
Tum 7

FENERBAHÇE: 1
Volkan 6
Lugano 6
R. Carlos 6
Wederson 6
(U. Boral 85) -
Deniz 5
(C. Kazım 60) 6
Aurelio 6
Önder 6
(Gökhan 60) 6
Alex 5
Semih 6
Edu 5
Deivid 5

GOLLER: Tum (55) / Semih (63)
SARI KARTLAR: İsmail, Mustafa, Tum / Alex, Lugano, Deniz, Aurelio
Stat: Atatürk - Hakemler: H. Göçek, B. Gökçü, K. Yılmaz