Yönetimin 'PAFiktaş kararı' doğru mu, başka çözüm ne olabilirdi?

Beşiktaş Yönetim Kurulu'nun "Sivasspor maçına PAF takımıyla çıkacağız, gerekirse bundan sonra bütün maçlarımızı PAF takımıyla oynayacağız" kararını otoritelere sorduk.

Beşiktaş Yönetim Kurulu'nun "Sivasspor maçına PAF takımıyla çıkacağız, gerekirse bundan sonra bütün maçlarımızı PAF takımıyla oynayacağız" kararını otoritelere sorduk. Bu kararla birlikte Beşiktaş yönetimi, iddia ettiği haksızlıklara karşı başka nasıl bir çözüm üretebilirdi. Bunu da sorduk:
Attila Gökçe: Bir adım ötesi kulübü kapatmakdır

  • Bu karar bence, yönetim kurulunda tartışılmadan gösterilen fevri bir tepki. Bunu genel kurulda tartışma konusu haline getirseniz, üyeler isyan ederler. Yöneticiler, Beşiktaş'ın bir spor kulübü olduğunu akıllarından çıkarmamalılar. Beşiktaş yönetimi, çağın gelişmelerine, endüstriyel futbola ayak uyduramıyor.
  • Protestonun türlü türlü yolu vardır ama mesela Affan Keçeci'nin Beşiktaş'ın hakkını koruyamıyor diye istifa etmesini istemek kesinlikle bu yollardan biri değildir. Beşiktaşlı yöneticiler, Affan Keçeci'nin federasyonda göreve geldikten sonra kulüp aidiyetinin ortadan kalktığını unutmamalıdır. Zamanında Türk futbol kamuoyu, benzer bir tavrı Şenes Erzik'e karşı almış ve Erzik'i UEFA'da Türkiye'nin haklarını koruyamıyor diye eleştirmişti. Beşiktaş'ın yapması gereken, peşpeşe yaşadığı haksızlıkları kabul edilebilir argümanlarla dile getirmek ve kendi kusurlarını da gözden geçirmektir. Taraftardan maça gelmemesini istemek saçmalıktır. Bunun bir adım ötesi, kulübü kapatmaktır.
    Mehmet Demirkol: Böyle bir karara hakları yok
  • Beşiktaş başkanının böyle bir kararı tek başına vermeye hakkı yok. Bunun ilk sakıncası şu ki Beşiktaş, futbolla ilgili tüm işlemlerini borsaya açmış durumda ve hissedarları var. Bu hissedarlar da kâr beklentisi içindeler. Böyle bir karar, bu hissedarlar için fazlasıyla can sıkıcı olur. Ayrıca Sermaye Piyasası Kurulu'nun da buna izin
    vereceğini sanmıyorum. İkincisi, 103 yıllık bir tarihten, milyonlarca taraftarı olan bir kulüpten bahsediyoruz. Böyle bir karara varılabilmesi için bu camianın tamamının, tüm taraftarların, yaşayan tüm başkanların oybirliğinin sağlanması gerekir.
    Bir kişi bile karara karşı çıkar ve oybirliği sağlanmazsa bu uygulama ahlaki açıdan doğru olmayacak, Beşiktaş ruhuna ters düşecektir.
  • Beşiktaş bu sene hakem hatalarından epeyce çekti. Aslına bakılırsa herkesin sırası geliyor. İki sezon önce Galatasaray, Fenerbahçe lehine çalınan düdüklerden dert yanıyordu. Geçen sene Fenerbahçe, sık sık ligden çekilme tehdidini dile getiriyordu. Bu sezon sıra Beşiktaş'a geldi. Ne var ki sürekli açıklama yapıp federasyonu istifaya davet etmekten başka çareleri yok. Bu, artık toplumsal bir işbirliğiyle kapatılması gereken bir konu fakat federasyon da daha bir ay önce FIFA listesinden çıkarılmış, haftalardır görev almamış bir hakemi böyle bir maça atayarak işleri zorlaştırıyor.
    Yiğiter Uluğ: Çocukça bir tavır
  • Bence yönetimin bu davranışı çocukça bir tavır. Her hakem hatasının sonucunda haksızlığa uğradığına inanan taraf böyle bir karar alırsa ortada lig diye bir şey kalmaz. Bu tavır, küçükken mahallede topun sahibi olan çocuğun takımı yenildiğinde topunu alıp gitmesine benziyor. Futbol bu, her zaman hatalara yer var. Hakem hataları da bunlara dahil. Kaldı ki İsmet Arzuman'ın çok fahiş hatalar yaptığını da düşünmüyorum. Bu faul düdüğü, pekala dünyanın başka bir ligindeki bir başka maçta da çalınabilirdi. Bir de şunu merak ediyorum. Beşiktaşlı yöneticiler, Şampiyonlar Ligi'ndeki Marsilya maçından sonra da hakemi yoğun bir biçimde eleştirmişlerdi. Acaba o zaman çıkıp Şampiyonlar Ligi'ne PAF takımıyla devam edeceklerini söyleseler, taraftarlara artık maça gelmeyin deseler UEFA'dan nasıl bir cevap alırlardı?
  • Beşiktaş camiasına bir protesto yöntemi önermeye kendimi yeterli görmüyorum. En yaratıcı tezahüratları yapan, en esprili sloganları, pankartları yaratan Beşiktaş tribünlerinin gösterebileceği birçok protesto yöntemi var. Fakat yönetimin savurduğu tehditler asla
    bunlardan biri değil.