Sol'da büyük kırılmalar

Ergenekon veya Türkiye Gladio'su sol ilişkisi derinleştiğinde, soldaki Kemalist, darbeci çizginin "devrimci" çizgi ile iç içe geçtiği kesiştiği noktalar ortaya çıkacaktır, çıkmalıdır. Sol'a bulaşmış bu kanlı kirli ilişkiler temizlenmeli, sol'dan birileri böyle ilişkilere bulaşmışsa, ortaya çıkartılmalı
Haber: HÜSEYİN ÇAKIR / Arşivi

 


“Sol” düşünsel ayrımlar bugün ortaya çıkmış değil. Sol’daki büyük kırılma, Sosyal Demokratlar ( reformcu-çoğulcu piyasadan yana) Leninist/ sosyalist-komünist ( devrimci- monolitik- kolektivist) ayrışmasında “iktidar ve muhalefet” meselesi, temel mesele olmuştur. Farklı Marks okumasına göre ekonomik, politik ve sınıfsal süreçleri tanımlama ve bu tanımlamaya göre ( somut durumun somut tahlili) politika belirleme ve politik tutumlar ortaya çıkmıştır. Tarihsel koşullara göre sınıflar tahlili ve sınıflar arası ilişkisi, çelişkisi politikalarının belirlenmesinde, farklı okumalar belirleyici olmuştur.

Nesnel gerçeklik ve bu gerçekliğin öznel okunması ve politikleştirilmesinde ortaya çıkan farklılıkları belirleyen tümüyle ideolojik değildir. Marks okumasından farklı sonuçlar çıkartılmasında başka “yerel”likler belirleyici olmuştur. Toplumsal gelenekler, kültür, dini inanç, sosyal, sınıfsal yapılanma gibi . Despotik-feodal ilişkilerin egemen olduğu Rusya’dan Marks okumasıyla, Almanya, İngiltere gibi kapitalist emperyalist burjuva kültürünün egemen olduğu ülke solcuların Marks okuması farklı olmuştur. Farklı sonuçlar çıkartılmıştır. Erken dönemde, Kaustsky, Plehanov, Gramci. Buharin… ve 20.yy ikinci yarısından sonra, “Avrupa Komünizmi, “eleştirel düşünce”… günümüzde “özgürlükçü, demokrat sol’un “klasik sosyalist sol’dan farklı arayışları benzer farklı okumalardan çıkan sonuçlara dayanmaktadır.
“Somut durumun somut tahlili” nden, sosyalizm mücadelesinin deneylerinden ve sonuçlarından farklı okumalar farklı sonuçlar çıkartıyorlar. Nesnel olanın gerçekliği ile öznel olanın gerçekliği noktasından bakılarak politika oluşturulmaya çalışıldığında; “nesnel olan reformcu, öznel olan devrimci” sonucu çıkartılıyor. Öznel (iradi) olan, iktidarın “iradi” yollarla ele geçirilmesini, alınmasını, eski sistemin yıkılarak yeni sistemin yukarıdan aşağıya kurulmasını doğru devrimci yol olarak kabul ediyor. Nesnel (reformcu) olan ise, sistemin içinde, demokratik rejim mücadelesi ( demokratikleşme) yoluyla iktidara gelerek devrimci değişimi siyasal çoğulculuk içinde seçenek haline getirmeyi amaçlıyor.

Solun iki ana akımının yaptıkları tarihsel mücadelede her iki tarafa bir çok olumluk taşımıştır. Aynı zamanda reel sosyalizm deneyimi ve sosyal demokrat iktidarlar dünya siyasetinin geleceğine çok önemli katkılar da bulunmuşlardır. Sosyal devlet politikaları, bütün eleştirilere rağmen devletin toplum yaşamında oynadığı önemli, yapıcı rol, insan hakları, silahsızlanma, barış hareketleri belli başlılarıdır. Sol “içi” farklılık zaman zaman çatışmalara, cinayetlere yol açmış olsa da, “sol içi”rekabet-yarışma, kapitalizmin küreselleştiği tarihsel süreçte “sol’un” siyasal seçenek olarak ortaya çıkmasının önünü açıyor.

Türkiye “sosyalist sol” unda ortaya çıkan yarılmalar ve kırılmalar, dünya komünist ve sol hareketinin ayrışmalarının çoğu kere bire bir tekrarı biçiminde olmuştur. Uzunca bir aradan sonra, “sosyalist sol”da dar alanlarda iç tartışma olarak devam ediyordu. Ergenekon ve parti kapatma davasıyla birlikte tartışma kamuoyuna çıktı. Tartışmaların güncem politik durumlardan ortaya çıkması bir yanıyla olumlu, öte yanıyla, boğulmaya müsait. Tartışmaya katılana “BirGün” çevresinden kimi yazarlar kendilerini “sosyalist solun” bütünü, kendi gibi düşünmeyenleri günahkar, hain, düşman ve “sosyalist solu” yok etmeye çalışanlar olarak kutuplaştırma yolunu seçti. 12 Eylül öncesinde kalmış bu münakaşa diline Birgün Çevresinden de tepkiler geldi. Tartışmanın boğulmaması için özen gösterenler, günlük politik olaylara farklı yaklaşım tartışmalarını, derinleştirerek başka platformlarda kuramsal tartışmaya özenini göstermeliler diye düşünüyorum.
Önümüzdeki günlerde Anayasa değişikliği gündeme gelecek. 3. Ulusal Programa açıklandığında farklı sol bakışlar ortaya çıkacak. AB süreci, Kıbrıs, GAP’ın bitirilmesi, enerji sorunu, eğitim reformu, çevre sorunları, işsizlik, istihdam, sendikal örgütlenme ve sendikalaşma vb. önümüze gelecek siyasal, ekonomik, sosyal politikalarda, “gelenek sosyalist sol” la, “demokrat sol”un ayrı duruş devam edecek gibi görünüyor. Sanırım en büyük tartışma, Ergenekon duruşmaları başladıktan sonra, sol içinde yer almış gizli tanıkların ve sol Ergenekon ilişkisi yeniden tartışma gündemine gelecek

Sol’un içindeki Gladio, Ergenekon içindeki sol

Ergenekon veya Türkiye Gladio’su sol ilişkisi derinleştiğinde, soldaki Kemalist, darbeci çizginin “devrimci” çizgi ile iç içe geçtiği kesiştiği noktalar ortaya çıkacaktır, çıkmalıdır. Sol’a bulaşmış bu kanlı kirli ilişkiler temizlenmeli, sol’dan birileri böyle ilişkilere bulaşmışsa, ortaya çıkartılmalı. Geriye dönüp bakıldığında yanıtlanacak çok sayıda soru bulunuyor.

12 Mart sonrası toplumsal muhalefetin sol zeminde yükseliyorken, sol içinde cinayetlere varan çatışmayı “fraksiyon” çatışması olarak açıklamak tatmin edici midir? Bunu sorgulamak ve bu süreçte, Gladio’nun sol içi şiddet ve çatışmada ne kadar ve nereye kadar rolü vardı bunların ortaya çıkartmasını en hararetli biçimde sol istemeli. NATO ülkesi, SSCB nin sınırında ABD müttefiki bir ülkede sol olmak hiç te kolay bir iş değil. Ergenekon davasında sol içindeki ilişkiler Kürt hareketi bağlantıları gibi bir dizi bilgi, belge, itirafçının konuşması geçiyor. Bunların AKP iktidarı döneminde çıkmasıyla CHP veya başka bir sol iktidar döneminde ortaya çıkmasında ne fark olabilirdi. Kendileri sol ve sosyalist sol olarak görenlerin “iktidar ve muhalefet” zihniyetlerinin ideolojik duruşlarındaki ayrım noktası burada da ortaya çıkıyor. Eğer saklayacak, gizleyecek bir şeyiniz yoksa pandora’nın kutusunun kapağı aralanmışsa, ona kimin elinin değdiği mi önemli, kutunun açılmaya devam etmesi mi önemli. Bu durumda meselenin ne kadar ideolojik, felsefi, ne kadar öznel ve bireysel olduğu karışıyor. Durum ortaydayken, ortaya saçılmış bir sürü pislik varken, eline kan bulaşmış kirli eller ve onların sol ve Kürt hareketi dâhil her yerdeki ilişkileri ortaya dökülmeye başlıyorken bunu hafifsemek, küçümsemek ve böyle bir ortamda sözüm ona genel “sınıfsal” analiz yaparak ne açıklanmış, nasıl politik tutum alınmış oluyor. “kimin yanında” yer alınmış olunuyor? ”Kitabın” yazmadığını tanımam “sol çocukluk hastalığı” “sosyalist sol” bir kesiminde devam ediyor.