'Birileri' bizleri cidden gözetliyor

Soğuk savaş dönemi yıllar boyunca bütün dünyayı iki bloka ayırmış, her iki blokun önderlerini de akıl almaz bir üstünlük yarışına sürüklemişti.

Soğuk savaş dönemi yıllar boyunca bütün dünyayı iki bloka ayırmış, her iki blokun önderlerini de akıl almaz bir üstünlük yarışına sürüklemişti. Ağırlıklı olarak silahlanma yarışı şeklinde seyreden bu mücadele, aynı zamanda bilgi sızdırma, endüstriyel casusluk, karşı istihbarat gibi alanlarda da kıyasıya sürüyordu. Yakın bir geçmişe kadar kimsenin ismini bile duymadığı bir casusluk şebekesi yıllar boyunca sadece karşı blokun değil, tüm dünyanın iletişimini yoğun bir takibe aldı. Öyle ki birçok ülkenin gizli anlaşmalarla onayladığı ve birçok operasyonunda ana kaynağı olan bu ağın varlığından yıllarca kimsenin haberi bile olmadı.
Gizli, koca kulaklar
Echelon adlı bu iletişim dinleme ağı, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu birçok ülkede kurulan üsleri vasıtasıyla tüm telefon, telgraf, teleks, faks ve internet trafiğini hâlâ tek tek dinliyor ve kendi ilgi alanları doğrultusunda bilgi topluyor. Ağın üssünün bulunduğu ülkeler arasında ABD, İtalya, Britanya, Türkiye, Yeni Zelanda,
Kanada ve Avustralya bulunuyor. Dünyanın coğrafi olarak hemen her bölgesinde yer alan bu ağın yönetimiyse başta ABD olmak üzere Britanya, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda gizli servislerinden oluşuyor. Ancak hemen herkes ana kontrolün ABD tarafından gerçekleştirildiği konusunda hemfikir.
Basına sızan bilgiler, yıllardır dünyaya kulak kabartan bu ağın teknik kapasitesinin korkutucu boyutlarda olduğunu gösteriyor. Buna göre Echelon ağı günde 3 milyar iletişimi takip ediyor. Telefon görüşmelerinden e-postalara kadar aklınıza gelen her türlü iletişim aracı tek tek inceleniyor. Uydu erişimleri ve internetten çekilen dosyalar bile takip altında. Elbette bütün bunlar insan gücüyle yapılmıyor. Echelon, sızdığı bölgelerden gelip geçen bilgileri ana sistemlerdeki bilgisayarlardan geçirip filtre ediyor. Kendisiyle ilgili bir bilgiye rastladığı anda yetkilileri uyararak incelenmesini ve takip edilmesini sağlıyor. Uzmanların görüşlerine göre dünyadaki iletişimin yüzde 90'ı hâlâ Echelon tarafından
takip ediliyor. Devasa üslerdeki sistemler kara ve hava iletişim dalgalarını, kıtalararası iletişim kablolarına takılan
'böcekler' ise uluslararası görüşmeleri takip edebiliyor. Şu an için tek bilinmeyen nokta, fiberoptik hatların dinlenip dinlenemediği.
Sadece iki ülke kabullendi
Şimdiye kadar iddia edildiği her yerde inkâr edilen Echelon sadece Avustralya ve Yeni Zelanda yetkilileri tarafından doğrulandı. Özellikle geçtiğimiz yıllarda açığa çıkan bir gelişme Echelon'u iyice gündeme getirdi. Buna göre ABD, Echelon ağını kullanarak endüstriyel casusluk yapıyor ve uluslararası ihalelerde kendi firmalarının kazanması için kullanıyordu. İki hafta önce bu ağın sorumlularından birisi olan ancak sonra fikir ayrılıklarına düşerek ayrılan Wayne Madsen, yaptığı bir açıklamada Rahibe Theresa'dan Prenses Diana'ya kadar birçok kişinin özel olarak dinlendiğini itiraf etti. Abdullah Öcalan, Cahar Dudayev ve Çakal Carlos da Echelon'un avlarından bir kaçı. Madsen'ın açıklamalarına göre bu ağ için sadece ABD'deki merkezde 22 bin kişi çalışıyor. Toplam çalışan sayısınıysa 50 bin olarak açıklıyor.
Echelon halen Türkçe de dahil olmak üzere 66 dildeki iletişimi dinliyor, kaydediyor ve fişliyor. Bütün siber iletişimin birkaç ana omurgadan dünyaya dağıldığı hatırlandığında internetin sahip olduğu bu teknolojik mecburiyetler sebebiyle Echelon için bir nimet olduğunu anlamak çok da zor değil.