Bulut bilişimin sonu

İnternete yönelik en büyük hayalin kabusa dönüşümü...

1982’de kurulan Sun Microsystems, Oracle tarafından satın alınana kadar bilişim dünyasının haşarı ve yenilikçi çocuğu olma özelliğini korudu. Microsoft ile girdiği amansız mücadelesinde en akılda kalan mottolarından biri ‘Network is the computer’ ya da Türkçesiyle ‘Ağ bilgisayardır’ kavramıydı.
Microsoft’un her bilgisayara bir Windows bir de Office lisansı satarak kasasını doldurduğu yıllarda Sun, merkezde çalışan tek bir sistem ve uygulamayı ağ bağlantısı üstünden paylaşan ve çalıştıran yapıları savunuyordu.
Bill Gates’in yıllar boyu dalga geçtiği, Sun’ın da bir türlü doğru dürüst hayata geçiremediği bu fikir enteresan bir şekilde internetin hızlanıp yaygınlaşmasıyla sessizce hayatımıza yerleşiverdi. Bugün adını sıkça duymaya başladığımız ‘bulut bilişim’ terimindeki bulut internetin ta kendisi. Artık veriler de, uygulamalar da bilgisayarımızda değil, internette; yani bulutta yer alıyor.
E-postalarımız Gmail, MSN gibi web tabanlı hizmetler de. Google ve Microsoft’un web tabanlı ofis uygulamaları sayesinde bilgisayarımıza bir şey yüklemeden tarayıcımız içinde Word, Excel, Powerpoint dosyalarıyla çalışabiliyoruz.
Şarkı dinlemek için Grooveshark, Last.fm ya da Fizy gibi sitelere bağlanıp şarkının adını yazmak yeterli. Oysa bir dönem herkes sabit diskine MP3 doldurmakla meşguldü. Aynı durum diğer pek çok konuda da geçerli.
Web üstünden sunulan hizmetlerle dev bir imparatorluk kuran Google, geçtiğimiz sene bulut bilişimi bir işletim sistemi olarak hayatımıza sokmak için kolları sıvadı. Her şeyin web tarayıcısında çalışabildiği bir yapıda sistemi de yine kendi imzasını taşıyan Chrome adlı web tarayıcısından ibaret kıldı.
Bu ay Chrome OS kullanan bilgisayarlar satışa çıkacak. Firmanın mobil cihazlarda Android işletim sistemiyle kazandığı başarı düşünülünce aynı mantıkla ücretsiz dağıtılacak açık kaynaklı Chrome OS sisteminin de ciddi yaygınlaşma potansiyeli var. Kullanıcılar bu radikal değişimi zihnen kabullenecek mi, belli değil.
Hepsi bir yana; gündemin her noktasına sızan WikiLeaks , bulut bilişimi kavram olarak sorgulanır hale getirdi. Uygulama ve verilerin internette tutulması, değişen şartlarda her şeyin elden kayıp gitmesiyle de sonuçlanabilir.
Verilerin çoğu ABD merkezli şirketlerde olduğu için kimin erişimine açık olduğunu kestirmek imkansız. Ters bir durumda WikiLeaks’in başına geldiği gibi hizmetin kesilmesi de olası. Dolayısıyla kamu ve ticari kurumların bundan sonra hizmet alma yerine yeniden ‘sahip olma’ trendine girmesi hiç de şaşırtıcı olmayacak gibi.


    ETİKETLER:

    ABD

    ,

    Windows

    ,

    Google

    ,

    Wikileaks

    ,

    Gmail

    ,

    fizy