Dünden bugüne paranın öyküsü

Bir dönemde insanlar ihtiyacı olan şeyleri sahibi olduğu şeyleri karşı tarafla takas ederek alabiliyordu.

Bir dönemde insanlar ihtiyacı olan şeyleri sahibi olduğu şeyleri karşı tarafla takas ederek alabiliyordu. Ancak belirli bir takas hacminin ardından bu sistem bir alternatife ihtiyaç duydu. Böylelikle ortaya para çıktı. Altın ve gümüş gibi değerli madenlerden yetkili merkezlerce basılan paralar her şeyin alım-satımında geçiyordu.
Altının para olduğu dönemde insanlar kuyumculara bıraktıkları altınları karşılığında bir belge alıyorlar ve istedikleri zaman bu belgelerle dükkâna giderek birikimlerini alabiliyorlardı. Ancak kısa zamanda bu belgeleri kullanarak yapılan alışverişlerin daha rahat olduğu ortaya çıktı. Zaten kuyumcular da ellerindeki altınları ihtiyacı olanlara belirli bir faiz karşılığı vermeye başlamıştı. Herkes fişini aynı anda tahsil etmeye kalksa, elinde o kadar altını yoktu. Yani bugünkü modern bankacılık yavaş yavaş oluşmaya başlamıştı.
Ardından devletler ellerindeki altın kaynaklarına karşılık para basmaya başladılar. Böylece artık kâğıt, altın değerine ulaşmış oluyordu. Üstelik istendiği zaman altınla değiştirilebiyordu. Ancak dünya savaşları, ekonomik buhranlar döneminde bu özellikleri geçici olarak askıya alınmıştı.
Bu durumu 1960'larda ABD bozdu. Elindeki altının üstünde para basmaya başlayan devlet, doğan enflasyonun ardından 1971'de kâğıt paraların altın karşılığını kaldırdı. Artık ABD Doları sadece bir kâğıt parçasıydı. Ancak devletin kaynak ve istikrarına duyulan güven, değerini belirli bir seviyede tutmayı başardı.
Ardından kredi kartı denilen bir kavram ortaya çıktı. Taşıyan açısından rahattı; çünkü taşıması kolay ve para taşımaktan daha güvenliydi. Satıcı açısından da cazipti; çünkü banka anında onay verdiği için senet ve çeke göre çok daha kesin bir alışveriş anlamına geliyordu.
İlk kartlar yakıt satan firmalar ve bazı mağazalar tarafından 19. yüzyılın başlarında yaratıldı. Öğle yemeği sırasında hesap ödemek isterken cüzdanının olmadığını fark eden Frank McNamara, buradan yola çıkarak hesap ödemek için kullanılabilecek bir kart düşünmeye başladı. Diner's Club Card da işte böyle doğdu. Şimdiki sorunsa, insanları buna sahip olmak için cezbetmekti. Bunun için mümkün olduğu kadar çok firmayı bu kartı kullanmak için ikna ettiler. Bankalar, borcunu ödemeyenler yüzünden epey para kaybetti ancak sistem tutmuştu.
Bugünkü anlamda her türlü işlemde kullanılabilecek kredi kartları ilk olarak 1950'lerin sonlarında ortaya çıktı. Fakat farklı bölgelerdeki uygulama ve takip zorlukları epey güçlük çıkarıyordu. Böylece uluslararası yapıdaki ortaklıklar doğdu ve Visa, MasterCard gibi kuruluşlar ortaya çıktı.
Ve bilgisayar devri
Kredi kartı onayı (provizyon) işleminden hesap kontrollerine kadar her şeyin kâğıtlara yazılı olduğu dönemde çekilenleri hayal edenler için bilgisayarın bankacılıkta ne anlama geldiği daha iyi anlaşılabilir. 1960'larda başlayan bilgisayarlaşma 1970'lerde ortaya çıkan ATM cihazlarıyla nimetlerini müşterilere de sunmaya başladı. Artık 24 saat, 365 gün bankalar hizmet verebiliyordu. 90'lardaysa bankaların ATM sistemlerini birleştirmesi sonucunda bankacılık teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanmaya başlamıştı.
Devreye internetin girmesiyle bambaşka bir dönem başladı. Web sayesinde hem maliyetler hayal bile edilemeyecek kadar düşmüş ve hızlanmıştı. Üstelik her müşteri kendisinin banka memuru haline gelmişti. Elektronik ödemeler, havaleler derken paralar saniyeler
içinde bir o yana bir bu yana tıklamalarla uçuşmaya başladı.
Borsaların da internete bağlanmasıyla artık bir anlamda dünya ortak bir sisteme oturmuş oldu. Artık internet sayesinde dünyanın (webe bağlı) herhangi bir yerinde istediğiniz bir yatırım aracına yönelmek mümkün hale geldi. Gelecek ise çok daha heyecanlı projeleri fısıldıyor.