Yapay zekânın insanla sınavı

Bilgisayarın geliştirilmeye başlanmasıyla birlikte, insan gibi düşünen ve davranış gösteren bir makine yapma fikri de ortaya çıktı.

Bilgisayarın geliştirilmeye başlanmasıyla birlikte, insan gibi düşünen ve davranış gösteren bir makine yapma fikri de ortaya çıktı. 1950'lerden beri, hesaplama algoritmaları belli kurallara bağlı olmayan, başka bir deyişle kendi kendini programlayabilen yapay zekâ formları
üzerine kafa yoruluyor. O yıllardan bugüne kadar tartışılan 'bilgisayarlar kendi başlarına düşünebilir mi?' sorusuna hâlâ kesin bir yanıt bulmuş değiliz. İngiliz matematikçi Alan Turing, 50'lerin başlarında
'Computing Machinery and Intelligence' başlıklı bir makale yayımlayarak, yapay zekâ tartışmalarını alevlendirdi ve konuya felsefi bir boyut getirdi.
Aradan yarım asır geçti ve asıl şimdi ileri teknoloji üretebiliyoruz; asıl şimdi hayallere çok yakınız. Hem yazılım hem de donanım alanında büyük icatlar yapılıyor. Ve bu geleceğe dair hayallerimizi daha kabul edilebilir kılıyor.
Tıpkı insan gibi
Beyinleri gelişmiş memelilerdeki en önemli ortak özellik, duyularıyla çevreleriyle etkileşimde olmaları ve öğrenilen bilgileri depolayıp daha sonra hatırlamalarıdır. İleri bilgisayar teknolojisiyle birlikte algılama, öğrenme, depolama, ilişkilendirme, hatırlama ve fiziksel hareket becerilerinin tamamına birden sahip olan makineler geliştirilebiliyor.
İnsan belleğinin çalışması, birtakım kimyasal ve elektriksel süreçler sayesinde beyinde oluşur. Zaman ve mekân kavramları içerisinde bulunan bellek, neden sonuç ilişkisine bağlı olarak varlığını sürdürür. Bilgisayar yazılımları ve donanımları sayesinde geliştirilmekte olan yapay zekâ formlarının, tıpkı beynimizin elektriksel ve kimyasal süreçlerinde olduğu gibi, neden-sonuç ilişkisine dayalı işlemler yürüttüğü ve tüm bunları klasörlere depoladığı söylenebilir. Kimi bilim adamlarına göre bu yüzden yapay zekâ, gelişmemiş bir insan modelidir.
Üstün ırk hayallerinin sonu
Konu yapay zekâ ve bilimkurgu olduğunda, hemen akıllara Stanley Kubrick'in 1968'de çektiği '2001: A Space Odyssey (2001: Uzay Macerası)' adlı filmi gelir. Bu felsefi bilimkurgunun en önemli karakterlerinden biri HAL adlı bilgisayar. Ünlü bilimkurgu yazarı Arthur C. Clark ürünü olan HAL, tarihin en iyi yapay zekâ tasarımlarından biri. 1960'larda yapay zekâ konusuna merak salan Kubrick, 1994 yılında Steven Spielberg'i bir işbirliği için Londra'daki evine davet eder. Bu görüşmede Kubrick, 'Artificial Intelligence (Yapay Zekâ)' adlı film projesinin taslaklarını gösterir. Kubrick ve Spielberg bu filmi birlikte yapmaya karar verirler ancak Kubrick'in ölümüyle birlikte bütün iş tek 'dâhi' yönetmene kalır. Ülkemizde gösterime giren 'Artificial Intelligence (AI)', robotla insan arasındaki ilişkiyi ve insani duygularla donatılmış bir robotun içine düştüğü 'Pinokyo' sendromunu irdeliyor.
Robot anayasası
Bazı bilim adamları robot ve yapay zekâ konusunda çok temkinliler. Bu uzmanlara göre robot üzerinde çalışırken çok dikkatli olmamız gerekiyor; zira bize hizmet etmesi için üretilen bu makineler yapmamaları gereken işleri yapar duruma düşebilirler. Bu olası tehlikelerin önceden engellenebilmesi için bilimkurgunun piri Isaac Asimov 1950'lerde 'Robot Kanunları' tezini yazdı: Buna göre bir robot insana zarar veremez ve insana zarar gelmesine izin veremez. İkinci olarak, birinci kural ihlal edilmediği sürece robotlar seçilmiş personelin emirlerini yerine getirmek zorundadır. Yani robota insan öldürmesi için emir verilemez. Üçüncü kurala göre de varlığını korumak zorundadır. Çünkü o, çok pahalıdır.
Ancak bu kurallar çok eskiden yazıldı ve tamamen bir kurgu. Akıllı makineler Afganistan savaşı dahil son yıllardaki savaşlarda kullanılıyor. Ve 'Robot Kanunları' epey zamandır ihlal ediliyor.