Başbakan Davutoğlu Tunceli'de

Başbakan Davutoğlu Tunceli'de
Başbakan Davutoğlu Tunceli'de
- Davutoğlu: (4) - "Devlet yeni bir üslup deneyecek, benimseyecektir. Bu bizim size taahhüdümüzdür. Dayatmacı, baskıcı üsluba artık siyasetimizde yer olmayacak yeni Türkiye'de" - "Saklanan, örtülen, ifade edilmekten bile çekinilen Alevi kimliğinin konuşulması ve taleplerin gündeme gelmesi için başlı başına bir çığırdı. Bir kez daha sayın Cumhurbaşkanımıza o çığırı bu çalıştaylarla açtığı için teşekkür ediyorum" - "Artık zihnimizdeki duvarları yıkalım, öylesine yıkalım ki bir daha kimse bizim aramızda bu toprakların evlatları arasında duvar örme cesareti göstermesin"

TUNCELİ (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğlu, " Türkiye 'de eğer Tunceli'deki, Dersim'deki dille Konya'daki dil farklılaşıyorsa siz bu toplumun bütününü yüreğine el uzatamazsınız, onu tutamazsınız. O  zaman yapmamız gereken şey yeni bir üslup. Devlet yeni bir üslup deneyecek, benimseyecektir. Bu bizim size taahhüdümüzdür. Dayatmacı, baskıcı üsluba artık siyasetimizde yer olmayacak yeni Türkiye'de" dedi.

Davutoğlu, Tunceli Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada, akademisyen olarak hayatını sürdürmüş olsa bile Alevi İslam ile Kürt vatandaşların temsillerde buluşması ve bu ülkenin geleceği için sivil toplum faaliyetleri planlayabileceğini söyledi.

Akademisyen olduğu zaman hiçbir öğrencisini diğerinden ayırmadığına işaret eden Davutoğlu, Başbakan olarak da hiçbir vatandaşı diğerinden ayırt edemeyeceğini kaydetti.

Bunun için yeni bir çığır açılması gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, 3 başlıktaki çığırın birincisi ve en önemlisinin Alevi-Bektaşi çalıştayları olduğunu anımsattı. 

Bu çalıştayların sonuçsuz kalmadığını ve bunlar üzerine pek çok çalışma yapıldığını vurgulayan Davutoğlu,  "O çalıştayların varlığı bile aslında bir sorunun açık bir şekilde konuşulmasına zemin hazırladı. Saklanan, örtülen, ifade edilmekten bile çekinilen Alevi kimliğinin konuşulması ve taleplerin gündeme gelmesi için başlı başına bir çığırdı. Bir kez daha sayın Cumhurbaşkanımıza o çığırı, bu çalıştaylarla açtığı için teşekkür ediyorum. Ondan önce kimse, hiçbir başbakan böyle bir başlangıç için talimat vermemişti" diye konuştu.  

- "Mahallelerimizin dışına çıkılsın"

Davutoğlu, artık milletin her ferdiyle diz dize oturup konuşma kültürünü geliştirmeye çalıştıklarını belirterek, bunun için öncelikle psikolojik eşiklerin aşılması gerektiğini kaydetti.

Psikolojik eşiğin empati yapmak, acıların paylaşılması, dar kalıpların çıkılması anlamına geldiğini ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mahallelerimizin dışına çıkılsın. Mahalle bizim için güçlü bir kavramdır, doğrudur da. Mahalleden kastettiğim, ideolojik mezhep ya da etnik temelli, dar kalıplara sıkışmış, kendi arasında konuşan topluluklar. Hepimiz çıkalım mahallemizden. Mahalle baskısından çıkmış olarak düşünelim bunu. Herkes birbiriyle selamlaşsın, konuşsun ve kendi mahallesinin dışında bir dil ile konuşmaya alışsın.  İstanbul 'da dahi Kadıköy'deki dil ile Fatih'teki dil farklılaşıyorsa işte o zaman siyaset de yapamazsınız, ortak bir İstanbul kültürü de oluşturamazsınız. 

Türkiye'de eğer Tunceli'deki, Dersim'deki dille Konya'daki dil farklılaşıyorsa siz bu toplumun bütününü yüreğine el uzatamazsınız, onu tutamazsınız. O zaman yapmamız gereken şey yeni bir üslup. Devlet yeni bir üslup deneyecek, benimseyecektir. Bu bizim size taahhüdümüzdür. Eski üslup terk edilecek. Dayatmacı, baskıcı üsluba artık siyasetimizde yer olmayacak yeni Türkiye'de. Bu bizim size taahhüdümüzdür. Ama sizden de ricamız şu. Dersimliler olarak bütün kabul edilen acılar üzerine, her kesime açılmak. Bütün vatandaşlarımızdan beklentimiz de o. Herkes birbiriyle tekrar selamlaşsın, konuşsun."

- "Kimse kendi dünyasına kapanıp konuşmasın"

Başbakan Davutoğlu, cemevini ziyaret ettiğini ve orada Hak-Muhammed-Ali sofrasına davet edildiğini söyledi.

O sofradan bereketlendiklerini ifade eden Davutoğlu, "Gönül sofrasına, tebessüm, muhabbet sofrasına davet edelim" çağrısında bulundu. Davutoğlu, "Ortada hiçbir yemek olmasa bile gözlerimizle birbirimizin gözlerinin taa içine, derununa bakalım ve birbirimize en güzel ikram olan muhabbeti ikram edelim. Nefreti, şiddeti, baskıyı, vesayeti reddeden bir muhabbet ikramında bulunalım. Hak-Muhammed-Ali lokmasını, Hak- Muhammed-Ali muhabbetiyle besleyelim ve her yerde bunu yapalım. Kimse kendi dünyasına kapanıp konuşmasın, kimse monologla konuşmasın" görüşünü bildirdi.

- "Artık zihnimizdeki duvarları yıkalım"

Bazı kesimlerden Hacı Bektaş-ı Veli'de yaptığı konuşmasında "Destur almaya ikrar vermeye geldim" dediği için eleştiriler aldığını aktaran Davutoğlu, şunları dile getirdi:

"Tekrar söylüyorum. Evet buraya, Sarı Saltuk'un, Baba Mansur'un, Horasan Erenlerinin huzuruna destur almaya, ikrar vermeye geldim. Eğer ikrar Hak-Muhammed-Ali ise biz o ikrarın yolcusuyuz. Bu ikrar, eğer yeni bir toplumsal sözleşme, birbirimize söz verme ise karşılıklı olarak ortak inancımız temelinde bir sözleşme ise evet bunu yapmamız lazım. Artık zihnimizdeki duvarları yıkalım. Öylesine yıkalım ki bir daha kimse bizim aramızda bu toprakların evlatları arasında duvar örme cesareti göstermesin. İşte bu sebeple tek taraflı bir takım açıklamalar yerine, Hacı Bektaş-ı Veli ziyaretimden bu yana, mümkün olduğu kadar geniş istişarelerle her bir kanaat önderi, yaklaşım sahibiyle konuşarak, hep beraber acaba ne yapılabiliriz diye düşünmekteyiz.  Ve bu yola da devam edeceğiz. Kimse ne çözüm sürecinin, çözüm süreci sadece Türkiye'deki Kürt sorunuyla ilgili değildir, ne de yürütmekte olduğumuz bu çalışmaların yarım kalacağını, akamete uğrayacağını düşünmesin."

Davutoğlu, bütün acıları birlikte paylaşılmasını isteyerek, Madımak dendiğinde Başbağlar'ın da hatırlanmasını, Berkin Elvan düşünüldüğünde Yasin Börü ve Burak Can'ın da düşünülmesi gerektiğini belirtti.

- Yeni kültürel etkileşim dili

Bütün gençlere, annelerin bir daha evlat acısı yaşamaması için sahip çıkılmasını isteyen Davutoğlu, her etnik, mezhebi ve dini temelden aydınlara, sanatkarlara ve akademisyenlere, "Gelin hep beraber yeni bir kültürel etkileşim dili geliştirelim" çağrısında bulundu.

Davutoğlu, "Tek taraflı bir kültürel etki değil tek taraflı bir kültürel empoze değil. Benim dünyamın, benim acılarımın, benim düşüncelerimin, benim iddialarımın farkındaysan sana saygı duyarım diyen bir anlayış değil. Karşılıklı etkileşim içinde yeni bir kültürel alan inşa edelim" ifadesini kulandı.

Bu kapsamda ayrıştırıcı ya da içselleştirici bir dil kullanılabileceğine işaret eden Davutoğlu, birleştirici bir dil geliştirilmesini önerdi.

- Horasan erenleri

Davutoğlu, Tunceli'den, Dersim'in erenlerinden seyit geleneğini öğrendiğini ve hangi Dersimli ile konuşulsa mutlaka bir seyyide atıf da yapacağını söyledi.

Dersim'de Horasan geleneği, Mezopotamya ve Anadolu geleneklerinin harmanlandığını ve her şeye nüfuz ettiğini belirten Davutoğlu, "Seyyid Mahmut Hayrani ile Kureyş Baba'nın ilişkisi ayrılabilir mi, ayrılamaz. O zaman Konya ile Dersim de Akşehir ile Dersim de ayrılamaz" şeklinde konuştu.

Davutoğlu, Baba Mansur'un babası Aslan Baba'nın Ahmet Yesevi'nin hocası olduğunu bildirerek, Kazakistan'da Aslan Baba'yı ziyaretinde Dersim'i hatırladığını anlattı.

Başbakan olduktan sonra Şeyh Edebali'yi, Eba Eyyüb el Ensari'yi, Ahi Evran'ı, Seyyid Burhaneddin'i ziyaretlerinin tesadüf olmadığını belirten Davutoğlu, hepsinin Hoca Ahmet Yesevi'nin, Sarı Saltuk ile Baba Mansur'un buraya gönderdikleri erenler olduğunu dile getirdi.

Davutoğlu, bazılarının da Dersim'in bütün bu Horasan erenlerine dayanan kültürünü unutup Aleviliği İslam'ın dışında, İslam'a karşı hatta din dışı bir hareket gibi yansıtmaya çalıştığını ifade etti.

(Sürecek)