10 polis herkesle dalgasını geçiyor

1991'den bugüne
Öğrenci Birtan Altunbaş'ı 1991'de gözaltında öldürmekten yargılanan polislerin davasındaki 'tebligat' sorunu yine çözülemedi. Ankara 2. Ağır Ceza'daki duruşmaya gıyabi tutuklu iki polisle, ortalıkta gezen, ama adreslerinde çıkmayan sekiz sanık katılmadı.
Yayın yasağı istediler
Mahkeme, sanık avukatlarının davaya yayın yasağı konulması talebini reddederken, savcı önce dört sanığa işkenceyle adam öldürmekten ceza talep etti; ardından 'faili meçhul indirimi' uygulanarak cezaların en çok sekizer yıl olarak belirlenmesini istedi.
Yabancı izleyiciler
Sanık avukatları dosyayı yeni aldıkları için süre talep etti; heyet duruşmayı 12 Mart'a bıraktı. ABD Büyükelçiliği görevlisi Kaplan ile uluslararası ve ulusal insan hakları kuruluşlarının temsilcileri de davayı izledi.

ANKARA - Üniversite öğrencisi Birtan Altunbaş'ı gözaltında işkenceyle öldürmekten yargılanan polislerin davasında gıyabi tutuklu iki polis ile adreslerinde bir türlü bulunamadıkları için tebligat yapılamayan sekiz polis duruşmaya yine katılmadı. Bazı sanık polislerin savunmalarının bir türlü alınamaması nedeniyle sürüncemeye giren davada, sanık avukatlarının davayla ilgili yayın yasağı konulması talebi mahkemece reddedildi.
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edilen davada, kendisine bir türlü tebligat yapılamaması üzerine bir önceki duruşmadan sonra gazetecilere 'Bu duruşmaya katılacağım' diyen emekli başkomiser İbrahim Dedeoğlu yine gelmedi. Dedeoğlu'nu yeni avukatı Ahmet Özçiçek temsil etti. Sanıklardan Hasan Cavit Orhan'ın avukatları Mehmet Emin Bağcı ile Sadi Çaylı ve gıyabi tutuklu Süleyman Sinkil'in avukatı Mehmet Ener'in hazır bulunduğu duruşmaları, ABD Büyükelçiliği Siyasi İşler Bürosu görevlisi Philip W. Kaplan ile Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH) temsilcisi Elsa Le Pennec de izledi.
Raporlar 'işkence' diyor
Mahkeme Başkanı Ziya Ünal, sanık Dedeoğlu'na tebligat yapıldığını bildirdikten sonra sözü esas hakkındaki iddialarını bildirmeleri için müdahil avukatlara verdi. Avukat Oya Aydın, Adli Tıp Kurumu ve Türk Tabipleri Birliği raporları ile tanık anlatımlarında, Altınbaş'ın işkence yapılarak öldürüldüğünün sabit olduğunu belirterek, sanıkların cezalandırılmasını ve iyi hal indirimi yapılmamasını istedi.
Savcı Şemsettin Yeşil ise daha önceki esas hakkındaki mütalaasını yineledi. Altunbaş'ı yakalama ekibinde yer alan dört polis hakkında beraat isteyen savcı, sorgulama ekibindeki polisler İbrahim Dedeoğlu, Sadi Çaylı, Süleyman Sinkil ve Hasan Cavit Orhan hakkında TCK'nın 'işkence' suçunu düzenleyen 243/2. ve 'kastı aşan adam öldürme' hükmünü içeren 452/1 maddesi uyarınca ceza verilmesini istedi. Ancak savcı, 'suçun iki ya da daha çok kişi tarafından yapılması ve failin belli olmaması' nedeniyle indirim uygulanarak sanıkların 8'er yıla kadar hapse mahkûm edilmelerini istedi.
Sanık Orhan'ın avukatı Mehmet Emin Bağcı, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e gönderdiği mektubu eleştirdi. Bağcı, "ABD, önce dünyada akıttığı kanın hesabını versin. Mahkemelere müdahale etmesinler, kendi işlerine baksınlar" diye konuştu. Müvekkilinin hayatının tehlikede olduğunu öne süren Bağcı, yayınlara yasak konulmasını istedi. Diğer sanık avukatları da sansür istemine katıldı. Duruşma savcısı, sansür istemine katılmadı. Mahkeme Başkanı Ünal da, 'yayınların haber niteliği taşıdığı' değerlendirmesini yaparak bu talebi reddetti.
Sanık avukatları, dosyayı yeni aldıklarını, kendilerine süre verilmesini istedi. Mahkeme heyeti de bir hafta süre verip duruşmayı 12 Mart'a bıraktı. Sanık avukatları bunun yerine nisan ayına duruşma verilmesini isteyince, müdahil avukatlarından Ender Büyükçulha, "14 yıldır nerdesiniz, bu süre yeterli" sözüyle tepki gösterdi. Mahkeme, tartışmalar üzerine duruşmayı 18 Mart'a aldı. Bu davanın ardından, aynı olayla ilgili dosyaları ayrılan polis memurları gıyabi tutuklu Ahmet Baştan ve Naip Kılıç'ın yargılandığı dava da görüşülerek ertelendi.
Çiçek: Dava artık biter
Bu arada Altunbaş davası, aynı saatlerde adliyede bulunan Adalet Bakanı Cemil Çiçek'e soruldu. Çiçek, işkence davalarının görülmesinin hızlandırıldığını savundu, gıyabi tutuklu sanığı mahkemeye getirmenin ise Emniyet'in görevi olduğunu anlattı. Çiçek, Emniyet-yargı gibi ihtilafları gündeme getirmenin dışında, davanın bir an önce sonuçlanmasının önemine değinerek savcının esas hakkındaki görüşünü bildirdiğini, davanın kısa sürede biteceğini söyledi.