100. yılında sürgün yolunda-4: Afyon'un tehcir rotası demir ağlar

100. yılında sürgün yolunda-4: Afyon'un tehcir rotası demir ağlar
100. yılında sürgün yolunda-4: Afyon'un tehcir rotası demir ağlar

Afyon'daki Ermeni mahallesi.

Afyon'daki yapıların birçoğu kültürel varlıkları koruma listesinde. Merkezde her üç binadan birinin üstünde "Bu yapı kültür varlıkları ...." yazısı yer alıyor. Ermeni mahallesindeki konakların bir kısmı restore edilmiş ancak üzerlerinde ne bir tarih ne de bir ibare...

Ermeni soykırımını bu topraklarda yarattığı tahribatla ilgili biz araştırmacılar için gözler önüne seren en önemli kaynaklardan biri haritalar. Bundan yıllar önce elime geçen sürgün haritasında daha çok doğu vilayetlerindeki toplanma kampları bulunuyordu. Ardından Ara Sarafian'ın İngiltere 'deki Gomidas Enstitüsü'nden bastığı Mavi Kitabın eki için hazırladığı haritada direniş bölgelerini ve ölümlerin yaşandığı bölgeleri ayrı ayrı ayrıştırılmış bir şekilde görebiliyorduk. Son olarak Fransa'daki Ermeni tarihçi Reymond Kevorkian'ın çalışması tüm bu verileri toplayan, nüfus istatistikleri, direniş yerleri ve kampların yaşandığı yerlerin büyüklü küçüklü işaretlendiği bir harita artık doğudan batıya tüm rotayı ortaya çıkardı.

"ALLAH'IN EMANETİ ERMENİLER"

Ermeniler önce trenlerle bir şehirden diğerine taşındığından şu anki TCDD haritası bile bir tehcir rotası oluşturmamıza yetiyordu.

Yola çıkarken ben de bu haritalardan yararlanarak hazırladım rotamı. Bu haritalardaki büyük kırmızı noktalardan biri de Afyon'du. Afyon Birçok bölgeden tehcir edilen Ermenilerin birleşme noktasıydı. Birçok sözlü tarih çalışmasında (benim büyüklerimden dinlediklerim dahil) Afyon'da kısa bir süre durdurulan trenlerden inen bazı Ermenilerin askerlere altın vererek kaçtıkları anlatılır.

Afyon'un Ermeni mahallesi heybetli hisarın tam altı. 

Ermenilerin buraya geliş tarihleri Türk tarih kaynaklarında Sultan Su¨leyman’ın (1520-1566)

Pers’ler karşı savaşı esnasında Yerevan, Nakhiçevan, Azerbeycan ve Gu¨rcistan’dan

Ermenileri Constantinopolis'e getirmesiyle anlatılıyor. O zamanın Ermeni nüfusunun 10 bin olduğu söyleniyor.

Levon Mesrop’un "Der Zor" adlı kitabındaki Hovsep Gudyan’ın 1915 hatıratında ise Ermenilerin buraya Diyarbakır’dan Selçuklular zamanında geldikleri yazılıdır. “Yerel Mevlevi Şeyh’i sanatkarların yokluğu nedeniyle Diyarbakır’dan 'Allahın bize emaneti dediği 7 Ermeni ailesini getirdi.”

1889'da Afyonda 1600'ün üzerinde Ermeni hane olduğu söylenmektedir.

Bugün ise kimsenin kalmadığını söylemeye gerek yok herhalde...

"ÇIKANLARI HARÇLIK YAPIP SİNEMAYA GİDERDİK"

Afyon'daki yapıların birçoğu kültürel varlıkları koruma listesinde. Merkezde her üç binadan birinin üstünde “Bu yapı kültür varlıkları ....” yazısı yer alıyor. Ermeni mahallesindeki konakların bir kısmı restore edilmiş ancak üzerlerinde ne bir tarih ne de bir ibare... Şehirde Ermenilerin izine rastlamak neredeyse imkansız. Gavur Hamamı'nın sonradan Millet hamamı olduğunu ve kilisenin yakınlarında olduğunu okuduğumdan, bu bilgiyi etrafa sorarak yola devam...

Ermeni ustaların 1905'te yaptığı bilinen Bedesten Çarşısı'na getiriyor yolumuz bizi. Yakınındaki Ermeni mahallesindeki evlerin mimarisi bariz bir şekilde diğerlerinden ayrılıyor. Cumbalı, ahşap yapıların her biri konak görünümünde.

Bedesten'in içerisinde sünnet kıyafetleri satan bir dükkanda Hasan amcaya denk geliyoruz. Yoldakilere Gavur hamamını sorarken “Ona sor o orada yaşıyor” demişlerdi.

Şehrin bana verdiği içe kapanıklık hissiyle doğrudan sormaya çekinip, önce Millet Hamamı'nı soruyorum:

-Yukarıda. diyor. Sonra gülümsüyor. Ben de ondan güç alarak

-Ya kilise? diyorum.

-Kalmadı, diyor. Yerini gösteriyor.

“Zaten hamam da onların. Gavur hamam derler oraya” diye eklerken bir yandan da anlatmaya başlıyor ayaküstü: “Biz küçükken kilisenin yanından sikkeler çıkardı. Onları alıp satar kendimize harçlık yapar, sinemaya giderdik. O sokağa da zaten kilise sokak derler. Ben orada oturuyorum.”

Ermeni kilisesinden geriye kalanlar...

 

ERMENİ MAHALLESİNDEN ÇIKAN KÜPLER MÜZEDE

Ulu camii yakınındaki Eski Ermeni Protestan Kilisesi ise yıkılarak üzerine Hasan dayının da okuduğu Namık Kemal İlköğretim Okulu yapılmış.

Onun sözüyle kiliseye tırmanıyorum. Gavur hamamını buluyorum. Restore edilmekte. Ancak üzerinde sadece hamam yazıyor. Karşısında da Meryemana Ermeni kilisesinin son kalan üç kemerini. Kilisenin taşları artık yandaki evlerin merdivenleri. Taş kesimlerinden Ermeni kilisesinin parçaları olduğu belli olan merdivenlerdeki karı temizleyip evlerin arka bahçesine tırmanıyorum. Orada da taşlar var. Sokak tarafında olmasa da evlerin arka tarafında duvar yapımı için kullanılan kilisenin yazılı taşlarından birkaçından Ermenice yazılar okunabiliyor. Ama o kadar.

Ermeni mahallesinden çıkan küpler müzede sergileniyor...

 

Ermeni mahallesinin ve kilisenin taşlarını merkezden 2 kilometre uzaklıktaki Arkeoloji müzesinde buluyorum. Bahçenin ücra bir köşesindeki papaz mezarları ve birkaç ünlü Ermeni zengin ailenin mezarları burada. Kilisenin haç çizilmiş bir taşı da.

Ermeni mahallesi çevresinden çıkarılan küpler de müzenin arka bahçesinde. İnsan boyu kadar olan bu küplerin zamanında sergilenmek amacıyla çıkarılmadığını biliyorum. 15 yıllık tecrübem ve sezgilerim tahminimi doğru çıkarıyor. Sokaktakilerin  anlattığı, insanların Ermeniler gittikten sonra evleri, kiliseyi yıkarak aradıkları altınları bulamadıkları o küpler. Hazine avcılarının yağmaları...

Gavur hamamı...

 

Dönüş yolunda kapısına 1905 tarihi kazınmış ahşap bir ev görüyorum kilisenin yanında. Satılık. Arıyorum. Mevlüt açıyor kapıyı. İçeri giriyorum. 70 bin TL'ye satıyor evi. Altta bir salon, kömürlük, mutfak, üstte de 4 odası var. 1982'de rahmetli babasıyla almışlar evi ve eskisi gibi korumuşlar. Kapının girişinde hemen çeşmesi olan 1905 yapımı bu evde eskiden hangi Ermeni aile kalıyordu acaba diye içimden geçirirken kendimi aşağı mahalledeki antikacıda buluyorum.

Bedesten'in içerisinde sünnet kıyafetleri satan Hasan amca.

 

İyi niyetle ısmarlanan çayla birlikte dükkandaki yüzlerce kap kacak incelemeye alıyorum. Gözüme çarpan herşeyin üzeri silinmiş. Tek kalan Sarkisof imzalı demiryollarından emeklilere verilen bir köstekli saat. Gezdiğim iki antikacı da diplerindeki Ermeni mahallesinin Ermenilerin olmadığı konusunda ısrarcı. Biz binlerce yıldır buradayız: “O mahalle kilise mahallesi değil çavuş mahallesiydi” diyorlar.

Pek çok bina tescilli. Bazıları restore edilmiş...

 

Ama hemen kendi dükkanlarının yanındaki eski mezat yeri olan hanın bir Ermeniye ait olduğu gerçeğini de değiştirmeden söylüyorlar...

Benim gördüğüm Afyon'un kafası karışık. Yüzleşsin mi? Gizlesin mi? Bilemiyor henüz. Ama Heybetli Afyon Karahisar kalesinin dibindeki Ermeni mahallesinin izleri şimdi kentsel dönüşüm ve restorasyon adı altında silinmeye devam ediyor.

100. yılında sürgün yolunda: Armaş'ın ruhu

100. yılında sürgün yolunda-2: Geyveli Ermeniler'e ne oldu?

100. Yılında Sürgün Yolunda-3: Çeşmeler akıyordu, ama içecek kimse yoktu Bilecik'te