100. yılında sürgün yolunda: Eskişehir'in soykırımla imtihanı

100. yılında sürgün yolunda: Eskişehir'in soykırımla imtihanı
100. yılında sürgün yolunda: Eskişehir'in soykırımla imtihanı

Eskişehir'deki eski Ermeni hali.

915'te Sevk Komisyonu Başkanlığı'na getirilen Ahmet Refik'in gözlemleri İstasyon Mahallesi'nin nasıl el değiştirdiğini anlatıyor: !İstasyon civarındaki zarif Ermeni evleri bomboş. Şimdi bu¨tu¨n boşalan evler, kıymettar halıları, zarif odaları, kapanmış kapılarıyla, adeta firarilerin teşriflerine muntazır."

Bir demiryolu şehri Eskişehir. Ekonomisinin ve gelişiminin önemli bir kısmı bu sektöre bağlı. Son yüz yılda eğitim alanında da atılımlarla bir öğrenci kenti haline geldi. Üniversite okumaya gelen genç kuşak Porsuk nehrinin böldüğü bu kenti daha canlı bir hale getirdi.

Bilecik Afyon arasındaki demir yolunun kestiği bir üçgen gözüküyor demiryolu haritasında. Eskişehir. Ermenilerin sürgün yolunda da önemli bir merkez. Bilecik'ten gelen tehcir trenlerinin Eskişehir'de durdurulmasına izin verilmediği anlatılır sözlü tarih çalışmalarında.

Oysa Eskişehir tren istasyonu ve çevresindeki merkez mahallesi dahil tamamiyle bir Ermeni kentidir o dönemde.

1914 Osmanlı nüfus sayımında 140.678 Müslüman, 8.592 Ermeni ve 2.613 Rum sayılır.

İSTASYON GÖREVLİLERİNİN ÇOĞU ERMENİ VE RUM'DU

Eskişehir'e yüksek eğitim de demiryolu sayesinde gelmiştir. 1904 yılında The Times gazetesine yer alan Anadolu demiryolu ile ilgili haberde şöyle deniliyor:

“Geçtiğimiz aylarda şirket bir mu¨hendislik teknik okulu açtı. 24 öğrencisi var. 18’i Tu¨rk, 2 Ermeni, 2 Rum, 1 İtalyan, 1 Avusturyalı. Eğitim dili demiryolu şirketinin ana dili olan

Fransızca. Depolarda 140 kişi çalışmakta. Baslarında Prusya- Polonyalı bir mu¨hendis var, birkaç da Avrupalı. Atölyelere bağlı bir de yedek parça deposu var. Burası lokomotiflerin ihtiyacı olabilecek yedek parçaları barındırıyor. Bu depo çok geniş olmak zorunda ve değeri 40.000 Sterlin ve su¨rekli yenilenmekte. Bu adamlar dışında 140 kişi de istasyon görevlisi (Şoförler, Bilecik, Ankara, Konya trenlerinde görevli bekçiler) olarak çalışmakta, bunların çoğu Rum ve Ermeni. Böylelikle Eskişehir’de demiryolu nu¨fusu 500 ailenin u¨zerinde…

Eskişehir ihraç ve ithalat merkezi olarak bu¨yu¨k bir alana hizmet veriyor. 20 saatlik yolculukla mallar depolanmak u¨zere Eskişehir’e getiriliyor. Üstelik istasyon 20 Ermeni hamalı barındıran bir yatakhaneye sahip olduğu için istasyonda hamal bulmak kolay.”

O döneme ait fotoğraflardaki Ermeni mahallesi.

 

İşte biz Eskişehir'de Ermeni hamalların kaldığı yatakhane şu anda istasyon müdürlüğü binası. Hala hatırlayanlar var. Hamalların Ermeni olduğunu hatırlamasalar da “hamal yatakhanesi” olarak biliniyor.

Eskişehir'in Ermeni mahallesi de demiryolunun olduğu yerde kurulu. İstasyon mahallesinde bugün yapıların mimarisi hemen göze çarpıyor. Bugün bu binaların birçoğu devlet kurumlarına veya belediyeye ait işletmeler. 

Ermeni mahallesindeki çarşının bugünkü hali.

 

İTTİHATÇILAR'IN YAKINLARINA VERİLEN ERMENİ EVLERİ 

Anadolu'ya çıkan ilk gazeteci yazar Ahmet Şefik de Ermeni okullarının ve eğitim sisteminin başarısına dikkat çeker. 1909'da hu¨ku¨met yardımı olmaksızın Ermeniler tarafından açılan okulun başarılı durumu Ahmet Şerif’in dikkatini çeker ve yazılarına konu olur.

Şerif daha sonra Eskişehir'deki bir Türk okulunu bu okulla kıyaslayarak eleştirir ve durumdan duyduğu memnuniyetsizliği dile getirir. Bir kıskançlıktır belki yaşanan ama bugün bile Ermeni okullarının devletten düzgün bir destek alamamasının sebeplerinden biridir belki de Ahmet Şefik'in bu şikayetleri...

Eskişehirle ilgili elimizdeki bilgileri edindiğimiz bir başka gazeteci Ahmet Refik. 1915’te Sevk Komisyonu Başkanlığı'na getirilmiş. Refik'in kitaplarına konu olan Eskişehir'de tehcir ile ilgili gözlemleri sanırım İstasyon Mahallesi'nin nasıl el değiştirdiğini birinci ağızdan anlatıyor:

“Hazine-i Hu¨mayun çoktan Konya’ya taşınmış. İstasyon civarındaki zarif Ermeni evleri bomboş. (Ahmet Refik’in gözlemlediği dönemde Ermeni cemaatinin önemli bir bölu¨mu¨ Eskişehir İstasyonu civarında yaşamakta.) Servetiyle, ticaretiyle u¨stu¨nlu¨k gösteren bu anasır (unsurlar), hu¨ku¨metin emrine tabi olmuş, evlerini boşaltmış, Eskişehir’in yukarı mahallelerine çekilmiş. Şimdi bu¨tu¨n boşalan evler, kıymettar halıları, zarif odaları, kapanmış kapılarıyla, adeta firarilerin teşriflerine muntazır (hazır, bekliyor).”

Refik; firariler derken, İstanbul’dan Anadolu’ya kaçan İttihat Terakki yandaşlarından söz ediyor:

“Eskişehir’in en mutena en gu¨zel evleri İstasyon civarında. Bu binalar; Almanların henu¨z duvarları badanadan mahrum dışı bile kalmamış mektepleri Sultan Mehmet Reşad’a, bu¨yu¨k bir Ermeni konağı şehzadegâna (şehzadelere), Sarısu Köpru¨su¨ civarında kanarya sarısı renginde yan yana iki Ermeni evi Talat Bey’le dostu Canbolat Bey’e, içeride Ermeni mahallesinde muhteşem bir Ermeni köşku¨ Topal İsmail Hakkı’ya, İstasyona yakın oturmaya uygun bu¨tu¨n evler İttihatçıların en mu¨him ricaline (ru¨tbe ve mevki sahibi kimselere) tahsis olunmuş.”

Eski Ermeni mahallesinde gezmeye devam ediyoruz. Şimdi çoğunlukla sahaf ve kafe olan dükkanlar ve yüksek olmayan evler arasında bir adaşa rastlıyoruz... Aris Khilichian...

Kafelerin duvarlarında asılı duran Ermeni mahallesiyle ilgili kartpostallar.

 

AĞRI'DAN ESKİŞEHİR'E 'ARTIK' GİZLİ OLMAYAN BİR ERMENİ 

Ben bu yolculuğa çıkarken “Geldiğinde beni ara mutlaka görüşelim” diyen 100lerce mektuptan biriydi Aris'inki. Tabii ki gerçek adı değildi. Kendisine bu ismi uygun görmüştü... Adaşım olduğu için Eskişehir'e iner inmez aradım. Kırmadı kalktı geldi. Birlikte Eskişehir'in Ermeni mahallesini gezdik, sahaflarda çay içip sohbet ettik. Bir yandan çekinerek bir yandan da sevinçle hikayesini dinlemek için can atıyordum.

Biliyordum o gizli kalmış Ermenilerden biri. Ama kimliğini geri kazanma mücadelesi veren her Ermeni gibi onun da kırılgan olma ihtimalini göz önünde bulundurarak dikkatli seçiyordum kelimelerimi...

Sonra kırıldık birden...

Kafede otururken “Biliyor buradakiler beni. Belirli bir aşamadan sonra söylüyorum Ermeni olduğumu” dedi. Evet, artık gizli kalmış bir Ermeni değildi...

Aris bundan birkaç yıl önce ki bu 7 yıldan fazla, Ermeni olduğunu öğreniyor. Anneannesi ve büyüklerini her boş bulduğunda sıkıştırdığında kendisine anlatılan farklı farklı hikayeler nihayetinde anneannesinin bir gün açılarak gerçeği söylemesini sağlıyor. Ağrı'da asklanılan ailelerden birinden anneannesi.

“Arada senin Gamurç'u seyrederken duyduğu Ermenice kelimeler için 'biliyorum' bunları hatırlıyorum bazılarını” diyormuş anneannesi Aris'e.

Ne mutlu bana ki bir tv programında geçen birkaç kelime Ermenice ile bir kişinin daha kimlik mücadelesinde az da olsa bir katkı-kırılma yaratabilmişim...

7 yıl önce okumak için geldiği Eskişehir'de artık yerli olmuş Aris. Arkadaşları artık onu yeni ismi ile biliyor tanıyor ve kabulleniyorlar. Birçok farklı işte çalışmış. İşçilerle tanışıklığında bir süre sonra kimliğini açıklayarak onları alıştırmış... Adım adım... Adeta bir misyoner gibi...

“Türkler ve Ermenilerin işte böyle barışçıl arabulucu insanlara” ihtiyacımız var diye düşünüyorum bir an. Kendi başından geçenleri, birçoklarımıza “zor” gelecek olayları sükunetle anlatışı dikkatimi çekiyor. Eskişehir'deki işçilerle ilişkileri ileri seviyede... İnsan biriktiriyor Aris.

Khilichian kendini Eskişehir'de kabul ettirmiş.

Eskişehir'in demiryollarını inşaa eden Ermeni ustalar, kalfalar ve mimarlar gibi o da şimdinin işçisi. Sessiz ve sakin... Ama bir o kadar da içten ve derinden demir ağlarını örmüş insanların kalplerinde... Bir durağını da benim kalbime kurdu... Bundan sonra Eskişehir'de bir adaşım var.

Ama yol vakti...

Tren bizi şimdi Konya'ya götürecek...

İstasyondaki kafede geçirdiğimiz son dakikalarda Eskişehir'de Sivrihisar Kilisesi'nin restorasyonu dışında görüp görebileceğimiz tek Ermeni izleriyle karşılaşıyoruz. Kafenin duvarındaki resimler şu anda olmayan Ermeni mahallesinin 50 yıl öncesi fotoğraflarıyla uğurluyor bizi...

100. yılında sürgün yolunda: Armaş'ın ruhu

100. yılında sürgün yolunda-2: Geyveli Ermeniler'e ne oldu?

100. Yılında Sürgün Yolunda-3: Çeşmeler akıyordu, ama içecek kimse yoktu Bilecik'te

100. yılında sürgün yolunda-4: Afyon'un tehcir rotası demir ağlar