14 yıl sonra katilin peşinde

Kürt işadamı Adil Durmaz faili meçhul cinayete kurban gittiğinde sekiz yaşında olan kızı, dosyanın tekrar açılması için 14 yıl sonra dilekçe veriyor

İSMAİL SAYMAZ


İSTANBUL - Gözleri simsiyah parlıyor. Vesikalık fotoğraftaki babası gibi umutlu, fakat tedirgin. Bu nedenle, “Annemin ve benim adımızın yalnızca baş harfini yazın” diyor 21 yaşındaki E. Durmaz. Fotoğraf da çektirmiyor. Babası Adil ve amcası Abdulmenaf’ın, evlerinin önünde öldürüldüğü 15 Eylül 1995’i ve öncesini hayal meyal anımsıyor. Sekiz yaşındaymış o yıl...
Babası Adil, Vanlı bir işadamıydı. PKK’ya yardım ettiği ileri sürülüyordu. 1992’de silahla vuruldu. Emekli Komiser Samet Öztürk, azmettiricilikle suçlanıyordu. Durmaz, 1993’te karakolda işkence gördü. 1994’te, PKK’ya destek verdiği iddia edilen Kürt işadamları bir bir öldürülüyordu. 1995’te, adının o listede olduğunu öğrendi. Ve 15 Eylül sabahı öldürüldü.

‘Devlet öldürdü’
O yıl sekiz yaşında olan kızı E., şimdi dosyanın yeniden açılması ve cinayetin aydınlatılması için bugün dilekçe veriyor. E., cinayetin ‘devlet güçlerince’ işlendiğini düşünüyor.
İstanbul’da inşaat işleri yapan Adil Durmaz, 21 Kasım 1992’de Kadıköy’deki evinden çıkarken silahla yaralandı. Şüphelilerin yakalanması ve soruşturmanın bitmesi 2.5 yıl sürecek, o süre, Durmaz için çok acı geçecekti.
Ocak 1993’te, tehditler almaya başladı. Martta gözaltına alındı. Kadıköy Başsavcılığı’na verdiği 5 Mart 1993 tarihli dilekçesine göre 4 Mart’ta şunları yaşadı:
“Beni Yeldeğirmeni Karakolu’na götürdüler. Başkomiser Osman ‘Seni vuranı neden söylemiyorsun’ dedi, ‘Hüseyin Develi’yi kimler kaçırdı’ diye sordu. Bilmediğimi söyleyince, ‘Söyleyeceksin, döve döve öldürürüz’ diye tehdit etti. Emniyet müdürlüğü olduğunu söyledikleri Kadıköy’de bir yere götürdüler. Müdür de aynı şeyi sordu. ‘Evini satıp gideceksin, yoksa çekeceğin var’ dedi. Tekrar karakola götürdüler. Anadan doğma soydular, falaka ile sopa ile dövdüler, suda gezdirdiler.”

İki dilekçe, iki polis
Durmaz, 1993/6417 numarasıyla işleme konan ilk dilekçesinden üç gün sonra ikinci bir dilekçe verdi. Bu kez, ‘Başkomiser Osman beyin ‘Osman Ulukos’, ‘Emniyet müdürü’nün Kadıköy Emniyet Müdürü Süleyman Başgöl olduğunu öne sürdü.
1994, Kürt işadamları için korkunç bir yıldı. PKK’ya destek verdikleri öne sürülen Kürt işadamları art arda öldürülüyordu. İddiaya göre Durmaz, adının o listede olduğunu öğrenmişti. Gözaltına alındığı bir gün önüne PKK’ya yardımında bulunduğuna ilişkin faturalar konulmuştu.
Durmaz’ın, öldürülene değin tedirginlik içinde yaşayacağı 1995 yılı başında, 1992’de vurulmasıyla ilgili iddianame hazırlandı. İddianameye göre talimatı, 12 Eylül’den önce Terörle Mücadele’de çalışan emekli başkomiser Samet Öztürk vermişti. Öztürk, eski siyasi hükümlülerden Sebahattin Zorlu’yu para karşılığı Durmaz’ı öldürmeye azmettirmişti. Zorlu da iki tetikçi bulmuştu.
Eşi S. Durmaz’ın iddiasına göre, Durmaz o günlerde Öztürk’le, talebi üzerine bir karakolda görüştü. Üzerinde bir kayıt cihazı vardı. Öztürk, kimseyi azmettirmediğini söylüyordu. Ancak tetikçileri bulan PKK itirafçısı Zorlu’yu tanıyordu. ‘Topal’ dediği Zorlu’nun yalan söylediğini iddia ediyordu.
Durmaz’ın çabası, yaşamasına yetmedi. 15 Eylül’de saat 12.45’te kardeşi Abdulmenaf’la evinden çıkıp arabasına bindi. Tanıklara göre; iki saldırgan, Durmaz’ın aracına art arda kurşun sıkıp kaçtı. Tanık ifadeleri doğrultusunda robot resimler çizildi. Nedense savcılığın aklına, Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen yaralama davası dosyasına bakmak gelmedi.
Yaralama davasının son duruşması, cinayetten üç ay sonra, 21 Aralık 1995’te görüldü. Polis Samet Öztürk beraat ederken, tüm sanıklar tahliye edildi.

Korkudan Van’a göçtüler
Cinayetten sonra aile, baskıdan ötürü Van’a göçtü. Anne Durmaz, çocuklarını sakınmak için davayla ilgilenmedi. Çocuklarının eğitimi için 2000’de İstanbul’a döndü. Ölüm sessizliğini, şimdi üniversitede okuyan kızı E., bozdu.
E., avukat Eren Keskin’in kapısını çaldı. Babasının rafa kaldırılmış cinayet dosyasının açılmasını istedi. Keskin’e, babasının bıraktığı ses kaydını da verdi.

O sayfa nerede?
Keskin, Durmaz Dosyası’nı aramak için Kadıköy Adliyesi arşivine girdiğinde hayli şaşkındı. Cinayet dosyası öylece kalmış, yaralama davası kapanmıştı. İki dosya arasındaki muhtemel bağa değinilmemişti. Durmaz’ın, işkenceyi anlattığı ve 1993/6417 numaralı dilekçenin akıbeti de ilginçti. Çünkü soruşturma defterinde, numaranın kayıtlı olduğu sayfa koparılmıştı.
Ve Keskin, bugün suç duyurusunda bulunuyor. Durmaz’ın öldürüldüğü tarihte görev yapan eski Başbakan Tansu Çiller ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ile emekli başkomiser Samet Öztürk ve Kadıköy Eski Emniyet Müdürü Süleyman Başgöl, dönemin Fikirtepe Karakolu Başkomiseri Osman Ulukos hakında dava açılmasını istiyor.
E. Durmaz “Suçlular bulunduğu an rahatlayacağım” diyor, “Yoksa peşini bırakmayacağım.”

Öztürk yanıt vermedi
Bu arada Radikal, suçlamanın yöneltildiği emekli polis Samet Öztürk’ün görüş hakkını kullanabilmesi için avukatı İlhami Yelekçi’ye ulaştı. Yelekçi, yanıt hakkı kullanmayacaklarını söyledi.