2023 Türkiyesi'nde kadının adı olacak mı?

2023 Türkiyesi'nde kadının adı olacak mı?
2023 Türkiyesi'nde kadının adı olacak mı?
Türkiye'nin dünya ortalamasından en uzak olduğu konuların başında kadınların işgücüne katılımı geliyor. ILO'nun rakamlarına göre Türkiye'de kadınların işgücüne katılım oranı son yıllarda %24-28 iken, dünyanın tamamı için bu oran %52.
Haber: HAKAN ALTINAY / Arşivi

ILO’nun 2010 istatistiklerine göre, Almanya’da bu oran %53, ABD’de %59, Brezilya’da %49, Fransa’da %52, İspanya’da %52. Avrupa Birliği’nin kendisi için belirlediği hedef %60. Hak ettiği farkındalığı ve ilgiyi görmediğini düşündüğümüz bu farklılaşmadan yola çıkarak bu konuyla ilgilenen düşünce kuruluşlarına sorduk: Yüzde 20’ler bandıyla Türkiye , kadınların işgücüne katılımında dünyadaki en düşük oranlardan birine sahip.

Bu kabullenmemiz gereken bir durum mu, yoksa değişmesi için uğraşmamız gereken bir olgu mu? 2023’te kadınların işgücüne katılım oranı ne olmalı? 

SİYASİ İRADEYLE YÜZDE 50 OLUR
Sosyal Politika Forumu
1970’lerden itibaren bütün dünyada kadınların toplumsal konumlarında devrim niteliğinde bir dönüşüm oldu ve istihdamdaki artış bu dönüşümün içinde yer aldı. Türkiye’de ise, tarım dışındaki kadın istihdamı artışı, tarımdaki çözülmeyi dengeleyemeyecek kadar düşük kaldı. Bu durum, kültürel muhafazakârlığın artmasıyla yakından ilgili görünüyor. Artan muhafazakârlık, hem kadınlarla erkeklerin aynı sosyal ortamı paylaşmadıkları bir düzenin değişmesini yavaşlattı hem de bakım hizmetlerini aileye, yani kadınlara yükleyen bir sosyal politika yaklaşımı içinde geleneksel toplumsal cinsiyet temelli işbölümünü korudu. Düzenlenmemiş bir piyasa ekonomisinde fevkalade ağırlaşan çalışma koşulları da kadınların işgücüne katılmalarını zorlaştırdı.
Bu kültürel ve ekonomik ortamı doğallaştıran anlayışa karşı ciddi bir siyasi irade oluştuğu takdirde, 2023’e kadar kadın istihdam oranı % 50’ye yaklaşabilir. Bunun için kadın hareketinin de, hem kültürel hem de ekonomik düzeyde eşitlikçi bir mücadele vermesi ve bu mücadele içinde, farklılığı eşitliğin karşıtıymış gibi gösteren yüzlerce yıllık muhafazakâr anlayışa karşı, eşitliğin tersinin farklılık değil eşitsizlik olduğunu vurgulaması gerekiyor.

SUNİ ZORLAMAYA GEREK YOK
TUSKON
Kadınların işgücüne katılım oranı olan yüzde 24’ün gerçeği yansıtmadığını düşünüyoruz. Kayıtdışı ekonomi nedeniyle kadınlar ve genç yaşta çalıştırılan kızlar en fazla mağdur olan kesimdir.
Türkiye’de geçmişten beri kadınların sosyal ve kültürel açıdan farklı bir yeri bulunmaktadır. Aile yapımızda kadınlar için ‘annelik’ görevi ön plandadır. Kadınlar daha güçlü nesiller yetiştirmek için aile içinde büyük fedakârlıklar göstererek annelik görevlerini yerine getirmektedirler. Türk aile yapısının geleneksel yapısı kolay kolay değişmeyecektir. Bunu bile bile kadınların iş dünyasında daha fazla yer alması için suni zorlamalar yapılmasının bir anlamı yoktur. Kadınların annelik görevini yerine getirmek için çalışmaması kendi tercihleridir ve bunu yadırgamamak gerekiyor. Aşırı müdahaleler yapılmadan, sosyal haklar sağlanarak, kadın işgücünün ekonomik hayata katılım oranının artması sağlanabilir
.
BU YAKLAŞIMLA YÜZDE 30 OLUR
BETAM
Tarımın istihdam payı azaldıkça ülke genelinde kadın katılım oranı azaldı ve yüzde 24’e kadar geriledi. Bundan böyle artacak çünkü kentlerde kadın katılımı uzun süredir artıyor ve artış tarımdaki kadın istihdam kaybının üzerine çıktı. Kentlerde kadın katılım oranı yüzde 20’yi geçti ama artış temposu çok düşük. Başlıca nedenler: 1) Vasıfsız işgücünün getirisi çok düşük. Buna karşılık ulaşım, çocuk bakımı gibi maliyetler yüksek. Bu koşullar kentlerde çoğunluğu oluşturan eğitimsiz kadınların çalışmasını ekonomik olarak teşvik etmiyor; 2) Kültürel değerler çoğu kentli hanede kadının çalışmasını caydırıyor; 3) Yüksek gelirli aile reisi sayısı zenginleşmeye paralel olarak arttıkça, “Kocam yeterince kazanıyor, ben neden çalışayım” diyen kadın sayısı da artıyor.

Son yıllarda kadın katılım oranında ortalama yılık artış temposu 0,5 civarında gözüküyor. Hiçbir şey yapılmazsa 2023’te katılım oranı yüzde 30’u biraz geçer. Bu oran Güney Avrupa ülkelerinin o tarihte ulaşacağı kadın katılım oranının ancak yarısı kadar olacaktır.

Kadın katılımı özel olarak teşvik edilmek zorunda. Genç kızların eğitimi erken terk etmeleri caydırılmalı, eğitimsiz kadınlara yönelik meslek eğitimine daha çok kaynak ayrılmalı, kadının işgücü maliyeti prim yükü azaltılarak düşürülmeli, firmalar kadın istihdamının maliyetini arttıran ekstra izinler, kreş zorunluluğu vb. yüklerden kurtarılmalı ve bu maliyetler kısmen devlet tarafından karşılanmalı. Kamuda bazı meslekler hariç türban yasağı gözden geçirilmeli.

EŞİTLİK İLKESİ ÖNEMLİ
HAK-İŞ
HAK-İŞ olarak bir ülkenin çağdaşlık iddiasını sürdürmesinin, kadınların hak ve özgürlüklerini eşitlik ilkesi çerçevesinde kullanabilmelerine, toplumsal statülerinin güçlendirilmesine bağlı olduğuna inanıyoruz. Yasalarla kadınların işgücü piyasasına girişini kolaylaştırmaya çalışılmıştır. Ancak atılan adımlara yasal düzenlemelerdeki avantajlı duruma rağmen kadına ilişkin veriler uluslararası arenadaki ülkelerin çok gerisindedir.
Uluslararası referanslar, iç hukuk düzenlemeleri ve hatta dini referanslar kadınlara ne kadar ileri haklar tanırsa tanısın, sorun daha çok, gelenekler, alışkanlıklar ve ezberlerlerle ilgilidir. Öncelikli olarak toplumsal anlayış ve davranış biçimlerimizi gözden geçirmeye, sorgulamaya ve değiştirmeye ihtiyacımız bulunmaktadır.

Kadın sorunlarının kapsamlı makroekonomik politikalar ile desteklenmesi gerekmektedir. Kadınlar açısından sosyal güvenlik ve güvence boyutu sağlam temellere oturtularak, insana yakışır düzgün iş çerçevesinde, tam zamanlı istihdama alternatif olarak değil tercih olarak güvenceli esnek çalışma modellerinin uygulanması kolaylaştırıcı bir yöntem olacaktır. Kreş veya bakıcı ücretinin, aile ve sosyal yardım sigortası adı altında ihdas edilecek bir sigorta kolundan karşılanması yoluna gidilmesi, hizmet mekanizmalarının yaygınlaştırılması önemli bir adım olacaktır.

YÜZDE 60’I YAKALAMAK GEREK
KASAUM
Demokratik ve gelişmiş bir toplum olmanın önkoşullarından biri, kadın erkek eşitliğinin sadece yasalarda kalmamasıdır. Kadınların istihdama düşük katılım oranları Türkiye’de eşitsizliğin en açık dışavurum alanlarından biridir. Cinsiyete dayalı işbölümü çerçevesinde kadınlardan hane içi karşılıksız ev işi yapmasının beklenmesi bunun gerisindeki temel nedendir. Çalışmak isteyen kadın, çocuğunu bırakacağı ucuz ve nitelikli bakım kurumları olmadığında iş yaşamından ayrılmak zorunda kalmaktadır. Değişim için öncelikle çocuk, yaşlı, hasta bakımının sadece kadınlara ait bir sorumluluk olmaktan çıkarılması, bu alanda kamusal hizmet sunulması ve ailede erkekler tarafından da üstlenilmesi gerekir. 2023’te kadınlar için istihdam oranı, AB’nin bugün için varmış olduğu %60 olmalıdır. Bunun için istihdam yaratan makroekonomik politikalar ve yeni yaratılan işlerde kadınlar için pozitif ayrımcılık gereklidir.

ÖZEL SEKTÖR ETKİN OLMALI
TÜSİAD
Kentleşme ve tarım sektöründen kopuş ile birlikte son yıllarda kadınların çalışma hayatına katılımında ciddi düşüşler yaşansa da mevcut durumun arkasındaki yapısal sorunlar çok daha geniş boyutlu. Kadınların mevcut konumunun sadece kadınları değil kadın-erkek tüm toplumu ilgilendirdiği anlayışıyla çözüm süreçlerine erkeklerin de aktif olarak katılmasını zorunlu görüyoruz. Son yıllarda, kadınların çalışma hayatına katılımını artırmak için daha fazla girişimde bulunuluyor. Bunlar olumlu adımlardır ancak kadınların ekonomiye katılımında 134 ülke arasında sondan 4. olduğumuz göz önüne alındığında bu konuda çok daha etkili politikaların gündeme gelmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Hükümetin Ulusal İstihdam Stratejisi taslağında kadınların işgücüne katılımı konusunda 2023 için hedeflenen oran %35. İlerisi için daha iddialı hedefler koyulması ve çalışmaların da buna göre hızlandırılması gerekiyor.

Engelleri aşmak için eşzamanlı ve bütüncül politikalara ihtiyaç var. Söz konusu politikalar eğitim sisteminden ebeveyn iznine kadar çok geniş bir alanı kapsamalı. Okulöncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesi, kademeli olarak daha küçük yaş grupları için genişletilmesi ve kurumsal bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve maddi olarak karşılanabilir olması öncelikle ele alınması gereken girişimler. Özel sektörün bu konuda kendisinin de sorumlulukları olduğunu bilerek konuyu sahiplenmesi ve işe alım ve terfi gibi konularda gereken hassasiyeti göstermesi ve kadınların kendilerini geliştirmeleri için fırsatlar vermesi gerekiyor.

Neden Radikal Meydan?
Düşünce kuruluşlarının Türkiye’deki ve dünyadaki sayıları son dönemde hızla arttı. İngiltere’deki Fabian Society, Amerika’daki Brookings Institution türlerinin ilk örnekleri sayılıyor, Brookings, heryıl tekrarlanan sektör anketlerinde hâlâ dünyada en çok saygı duyulan düşünce kuruluşu çıkıyor. İlk örneklerin başarısından esinlenen çok sayıda yeni düşünce kuruluşu kuruldu. Bir kısmı ‘öğrencisiz üniversite’ modelini benimsedi ve daha sakin bir beden dili ile daha nesnel çalışmalar yaptı. Diğerleri daha heyecanlı ve partizan çalıştı. Her halükârda düşünce kuruluşları kamu hayatının ve siyasetin parçası oldular.

Sayıları hem dünyada hem Türkiye’de hızla artan TV kanalları ve farklı görüşleri karşılıklı sunma uygulaması düşünce kuruluşlarının analizlerine talebi arttırdı.

Türkiye’de de bir zamanlar TESEV’den ibaret olan düşünce kuruluşları ligimize daha sonraları ASAM, GİF, İPM, SETA, TEPAV, USAK katıldı. İlgisi geniş bir yelpazeye yayılanlara ek olarak BETAM, ERG, SPF gibi kuruluşlarımız da oldu. Son yıllarda Diyarbakır da DİSA ve DİTAM ile kendi düşünce kuruluşu olan şehirler listesine girdi. Yine son yıllarda European Stability Initiative ve German Marshall Fund gibi uluslararası düşünce kuruluşları Türkiye’ye geldi. Şu haliyle Türkiye örneğin Almanya ya da Fransa’dan daha zengin bir düşünce kuruluşları topografyasına sahip. Bu kurumsal zenginliğin toplumsal tahayyül zenginliğine dönüşmesi ise muhtemel ama otomatik değil. Bu sürece katkı yapabilmek için Eyüp Can ve Gökçe Aytulu ile birlikte Radikal Meydan’ı hayal ettik. Uzun süredir üzerinde çalıştığımız Radikal Meydan’da Radikal okurlarını ilgilendiren konuları düşünce kuruluşlarına soracağız ve cevaplarını karşılaştırmaya imkân verecek şekilde sunacağız.