23 Nisan çocukları cezaevinde!

23 Nisan çocukları cezaevinde!
23 Nisan çocukları cezaevinde!
Güney Afrikalı, Bolivyalı, Arjantinli, Ekvadorlu çocuklar... Onlar Türkiye'deki 23 Nisan çocukları değil, cezaevinde anneleriyle 'ceza' çekiyorlar
Haber: YURDAGÜL ŞİMŞEK - yurdagul.simsek@radikal.com.tr / Arşivi

Türkiye’deki 30’dan fazla cezaevini inceleyen CHP ’li vekiller, sık sık yürek burkan dramlarla, kötü muameleyle gündeme gelen cezaevlerinden ilginç hikâyelerle döndü. Türkçe bilmeden bir başına hapiste yaşayan kanserli bir Güney Afrikalı, birbirlerini ‘Keloğlan’ diye kızdıran Arjantinli, Bolivyalı, Ekvadorlu çocuklar, hayatında ilk kez bir erkek gören 4 yaşındaki Bennan...

“Cezaevinde yalnız, Türkçe bilmeyen, tutuklu, kanserli bir Güney Afrikalı....” CHP Cezaevleri İnceleme Komisyonu üyeleri, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve Muğla Milletvekili Nurettin Demir’le birlikte bugüne kadar 30’dan fazla cezaevini ziyaret eden CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, kendisini en çok etkileyen cezaevi hikâyesine bu sözlerle başlıyor. Özel şöyle devam ediyor: “Yıllar önce Güney Afrika’dan Türkiye’ye erkek arkadaşının zoruyla uyuşturucu madde sokarken yakalanmış ve sonra burada kanser olmuş bir mahkûm Magdelena Martha. Bizim ona yazdığımız mektupları Türkçe olduğu için anlamamış, parası olmadığı için de tercüme ettirememiş. İngilizce yazmamızı istedi, biz de öyle yaptık. Ancak bu kez de bize yanıt olarak yazmak istediği mektubu yeminli tercümana ödeyecek parası olmadığı için yazamamış. Mektuplardan ve iletişimden mahrum, yıllardır tutuklu ve kanserli ve bir yabancı...” “Cezaevi hikâyeleri eve gittiğinizde uyku bırakmıyor sizde” diye devam eden Özel, bu kez de Bakırköy Kadın Cezaevi’ndeki 4 yaşındaki Bennan’ın dramını anlatıyor. Aynı cezaevinde Bolivyalı bir başka kadın Maria Lourdes Tribeno Yucra ve 4 yaşındaki Bennan ile yaptığı görüşmeyi de unutamadığını söyleyen Özel, “Çocuk belki doğduğundan beri il kez bir erkekle görüşmüş. Bennan sohbetin sonunda o en masum haliyle ‘Sana bir şey anlatayım mı?’ dedi. Anlattığına göre, bir tane çocuk öbür çocukları ‘Sen koca kafasın, sen Keloğlansın’ diyerek kızdırmış. İşin ilginç yanı ise, bu hikâyeyi anlatan kız çocuğu Bolivyalı, ‘Sen koca kafalısın, Keloğlansın’ diyen Arjantinli, keloğlan dediği de Ekvadorlu. Bu hikâye bir Türk cezaevinde, Türkçe gelişiyor. Bakırköy Cezaevi’nde bir yabancı mahkûmun kızı bu hikâyeyi bana Türkçe anlatıyor. Dünyanın dört bir yanından çocuklar cezaevindeler. Yaşıtları gibi aslında oyun salonunda, kreşte olması gereken bu çocuklar çokkültürlü ortak bir acının en yakın tanıkları...”

Cezaevlerinde gördüklerini, “Çok çeşitli yönleriyle ve çok farklı yöntemlerle ama ayrımsız olarak tüm muhalif tutsaklara uygulanan tutukluluk adeta bir ön infaz yöntemi olarak kullanılıyor” diye özetleyen Özel, şöyle konuşuyor: “Güneş çarığı, çarık da ayağı sıkar derler ya, bu durumda Başbakan’ın tavrı Adalet Bakanı’na, onun da tavrı tüm bakanlık kadrolarına yansıyor. Despot bir müdürün tavrı da infaz koruma memurlarının tavrına kadar her şeyi belirliyor. Türkiye’de cezaevlerini üç kelime ile ifade edecek olursak; tecrit, acımasızlık ve keyfiyet-standartsızlık ilk gözümüze çarpan unsurlar.”

Diyette hangi liste uyarsa...
Cezaevinde sağlıklı kalabilmenin de neredeyse olanaksız olduğunu anlatan CHP Milletvekili Özgür Özel, “Cezaevinde karaciğer, tansiyon ya da şeker hastasıysanız vay halinize. Çünkü çok çeşitli hastalıklarda 20 farklı diyet uygulanması gerekiyorken, gittiğimiz cezaevlerinin tamamına yakınında bir çeşit diyet yemeği veriliyor. Düşünün ki, şeker hastasına patates yemeği veriliyor ki, şeker hastasının uzak durması gerekenler listesinde patates üst sıralarda” diye anlatıyor.

Uslu çocuksan var
CHP’li Özel, ‘tretman’ uygulamasına da dikkat çekiyor. “Cezaevlerinde saz kursu, kütüphane, el sanatları, spor vb.’yi kapsayan aktiviteler hapishanede yaygın deyişle tretmana tabi. Yani uslu çocuk olursan, iyi haldeysen var olan uygulamalar bunlar. Örneğin her eşikte ayakkabını çıkarıp içinde herhangi bir kesici, delici madde olup olmadığını göstermen gerekiyor. Buna karşı çıkan mahkûma da annesi ile yapacağı 10 dakikalık telefon konuşma hakkı ya da ailesi ile açık görüşü, saz kursu, kütüphane, kitap hakkı elinden alınıyor. Uslu çocuk olup, bütün zulme katlanırsan o zaman tretman var!”

Sohbet hakkı tam uygulanmıyor
Mevzuatta sohbet hakkının ‘haftada 10 saate kadar’ uygulanacağının yazdığını anımsatan Özel, böyle yazınca kimi yerde hiç uygulanmadığını, kimi yerde de son derece az uygulandığını söylüyor. Özel, “10 saat olması gereken sohbet hakkı bazı hapishanelerde yer ve personel eksikliği gibi gerekçelerle 1 saate kadar indiriliyor” diyor: “Örneğin Sincan 1 No’lu F Tipi’nde sohbet hakkı 5,5 saat olarak uygulanırken, Kırıkkale F Tipi’nde sohbet hakkı oldukça sınırlı ve sadece aynı insanlarla görüşülmesine izin veriliyor. Ya da Sincan 2 No’lu F Tipi’nde haftada 2,5 saat olarak uygulanan sohbet hakkı, Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde, 5-6 kişiyle 3 saat bir arada kalacak şekilde uygulanıyor. Silivri’de ise sohbet hakkı hiç uygulanmıyor bile.”

Olağan sakal nedir?
Bir başka keyfi uygulamanın da sakal bırakma olduğunu kaydeden CHP’li Özel, “Mevzuat olağandışı sakalı yasaklarken, Metris’te Cüppeli Ahmet Hoca’nın sakalı olağan. Osmaniye Cezaevi Müdürü’ne göre ise olağan sakal 1 günlük sakal. Osmaniye’de 2 günlük sakal bırakana bir de ceza var. Örneğin saz kursuna, aile görüşmesine, hatta doktor kontrolüne yollanmıyor mahkûmlar sırf bu nedenle” diyerek izlenimlerini anlatıyor.

BDP ’li vekilin kitabı yasak
Keyfi uygulamaların kitaplar için de geçerli olduğunu anlatan Özel, kural olarak kitapları inceleyecek komisyonlar kurulduğunu belirtiyor. Özel, Muş Milletvekili Demir Çelik’in kitabının Osmaniye Cezaevi’nde yasak olmasını örnek veriyor.