301'in 301 türlü versiyonu var!

12 Mart'a beş vardı. Askerlerin ayak sesleri duyulmaya başlamıştı. 1970'in sonunda toplanacak olan Türkiye İşçi Partisi'nin Büyük Kongresi'ne 'Kürt sorunu'yla ilgili bir karar tasarısı sunmaya karar vermişlerdi.
Haber: CELAL BAŞLANGIÇ / Arşivi

12 Mart'a beş vardı. Askerlerin ayak sesleri duyulmaya başlamıştı. 1970'in sonunda toplanacak olan Türkiye İşçi Partisi'nin Büyük Kongresi'ne 'Kürt sorunu'yla ilgili bir karar tasarısı sunmaya karar vermişlerdi. Bu nedenle Diyarbakır'da toplanıyorlardı. Kürt olmasına karşın bölgeyi ilk kez görecekti İbrahim Güçlü. Çünkü aşireti Bilikan 250 yıl önce Anadolu'ya gelip Ankara'nın Şereflikoçhisar ilçesine yerleşmişti. Köylerinde okul olmadığından ilkokul ve ortaokulu ilçe merkezinde ağabeyiyle birlikte ev tutarak okudu.
"İlkokula başladığım zaman Türkçe bilmiyordum. Kürt gerçeğini, Türkçeyi bilmememden dolayı horlandığımdan, bize uygulanan ayrımcı politikadan, Kürtçe konuşmamızın yasaklanması, baskılanmasından dolayı tanıdım ve bilince çıkardım."
Güçlü, 1970'de hapislikle tanışır
Ankara'da hukuk fakültesi öğrencisiyken TİP'e üye oldu. Fikir Kulüpleri Federasyonu'na girdi. Ancak çalışmalarını Kürt gençlerinin ve aydınlarının bağımsız örgütlenmeleri konusunda yoğunlaştırdı. İlk önce 1969'da Ankara'da kurulan Doğu Devrimci Kültür Ocakları'nın başkanı oldu.
Bir Kürt olarak hayatında ilk kez Diyarbakır'a giderken hukuk fakültesi üçüncü sınıf öğrencisi, TİP üyesi ve Ankara DDKO başkanıydı.
Otobüsten iner inmez Ankara, İstanbul ve Diyarbakır'da büyük bir DDKO tutuklanması olduğunu öğrendi. DDKO'nun kurucuları, Kürt kimliği önde olan aydınlar güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınmıştı. Ertesi gün bir otobüse atlayıp Ankara'ya doğru yola çıktı. Daha Ankara otogarına varmadan otobüsün yolu kesildi. Polisler onu bekliyordu.
"Ankara Emniyet Müdürü, Ankara DDKO Başkanı olarak beni karşısında görünce şaşırdı. Çünkü o Ankara DDKO Başkanı'nın iriyarı, yaşlı başlı ve koca bıyıklı bir insan olabileceğini düşündüğünden beni görünce şoke olmuştu."
12 Mart olduğunda Ankara Ulucanlar Cezaevi'nde tutukludur İbrahim Güçlü. Bütün Kürtçülerin Diyarbakır-Siirt İlleri Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanmasına karar verildiğinden Haziran 1971'de Diyarbakır Askeri Hapishanesi'ne nakledilir. DDKO'nun kurucuları, yöneticileri, üyeleri, hatta yandaşları topyekûn cezalandırılır. Güçlü 16 yıl ağır hapis, 5 yıl 6 ay Gelibolu'ya sürgün cezası alır. 1974 affıyla çıkar.
Tahliye olduktan sonra Diyarbakır'ın Ergani ilçesine yerleşir. Dışarıdan hukuk fakültesini bitirir. 1977 yılında Diyarbakır Barosu'na kayıtlı avukattır. Birkaç kez hem sokakta hem de evinde silahlı saldırıya uğrar. Ölümden tesadüfen kurtulur.
Cezaevinden çıktıktan sonra Rizgari dergisini, Komal Yayınevi'ni ve Devrimci Demokrat Kültür Dernekleri'ni kurar arkadaşlarıyla birlikte. Derginin yazı kurulunda İsmail Beşikçi, Mehmet Uzun, Hatice Yaşar, gibi adlar vardır. Rizgari grubu bölününce Ala Rizgari'nin sorumlularından olur. İllegal siyasal ve örgütsel faaliyetlerinden dolayı 1978'de hakkında tutuklama kararı verilir. Artık tümüyle yeraltındadır. Cunta yönetime el koyunca Türkiye dışına çıkar. Yedi yıl boyunca İran, Irak, Suriye ve Lübnan'da kalır. 1987'de İsveç'e iltica eder.
Avrupa yıllarında Kürdistan Dernekleri Federasyonu'nda, Paris Kürt Enstitüsü'nde, Uluslararası Af Örgütü'nde çalışır. Dergilere, gazetelere yazılar yazar.
1988'de İsveç'ten Türkiye'ye dönünce kuruluş sürecine katıldığı Demokratik Kitle Partisi'nde çalışmaya başlar. Parti kapatılır. Ardından HAK-PAR'ın örgütlenmesine katılır ve Kurucu Genel Başkan Yardımcısı olur. Türkiye'ye dönüşünün ardından da yeniden yargılanma süreçleri başlar. Adana'na yaptığı bir konuşma nedeniyle Terörle Mücadele Yasası'nın 8. maddesinden bir yıl hapis cezasına çarptırılır. Hapisliğinin dördüncü ayında mahkûm olduğu madde değiştirilince tahliye edilir. Yattığı yanına kar kalır!
2002 yılında A. Melik Fırat'ın seçim kampanyasında yaptığı bir konuşma nedeniyle Siyasi Partiler Yasası'nın 58. maddesine muhalefetten beş ay hapse mahkûm olur, paraya çevrilip ertelenir cezası.
HAK-PAR'ın kongresinde yaptığı konuşmadan dolayı eski Türk Ceza Kanunu'nun 312, yeni TCK'nın 216 maddesinden altışar ay hapse mahkûm olur. Cezası bir yıl boyunca toplantılara katılmama, toplantılarda konuşmama cezasına çevrilir.
Halen Siyasi Partiler Yasası'nı ihlalden iki ayrı yargılanması sürüyor. Kurucusu olduğu KÜRD-DER'in bir toplantısında ve bir televizyonda yaptığı konuşmadan dolayı 'halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek'ten halen iki ayrı davada yargılanıyor. Ayrıca HAK-PAR'ın kongrelerinde yaptığı Kürtçe konuşmalardan dolayı Siyasi Partiler Yasası'na muhalefet suçuyla iki ayrı davası daha sürüyor. Sonuç olarak 10'a yakın dava var Güçlü'nün hakkında açılmış. Bunların büyük bölümü yeni TCK'nın 215, 216, 217, 218, 220. maddelerinden.
Güçlü son olarak 1943'te öldürülen 33 Kürt köylüsü için Diyarbakır'da yapılan anma toplantısındaki konuşmasından 1 yıl 6 ay hapse mahkûm oldu. Hrant Dink'in öldürülmesinden beş gün sonra, hem de Hrant'ın hedefe dönüştürülmesinde araç olarak kullanıldığı savunulan ve hâlâ daha değiştirme tartışmaları yapılan TCK'nın 301. maddesinden.
Karar duruşmasında Güçlü, konunun duyarlılığına dikkat çekmişti esas hakkındaki savunmasında: "Bugünkü duruşmanın 301. madde kurbanlarından Hrant Dink'in yakın zamanda öldürülmesi nedeniyle önemli olduğunu düşünüyorum. Düşünce insanlarının mutlaka başarıya ulaşacağını düşünüyorum. Dünyada hep böyle oldu. Kürt milletinin hak ve özgürlüklerini savunanlar da tarihteki yerlerini alacaklardır."
'Zihniyet değişmedikten sonra...'
Düşünce suçu sanıklarının ve yargılanan gazetecilerin büyük bölümünün 'baş hukuk müşaviri' olan avukat Fikret İlkiz, eski TCK'da yer alan 13 Mart 1926'da yürürlüğe giren 141 ve 142. maddelerin bugüne kadar geçirdiği değişimi, TMY 6, 7 ve 8. maddelerine dönüşmesini, onlarda yapılan değişiklikleri, yeni TCK'yı anlatırken sözü yeni TCK'nın düşünceyi suç sayan maddelerine getiriyor: "Yeni TCK'da örneğin 301. madde veya 305. madde eski zihniyetlerin numara ve yasa sayısı değiştirilmiş ifadelerinden ibarettir. 301 sorun oldu tartışılıyor. Bu maddeyi kaldırırsanız 216. madde var. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama. O olmazsa kanunlara uymamaya tahrik suçunu düzenleyen 217. madde var. O da olmazsa 220. maddede, yani suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun düzenlendiği bu maddede örgüt içinde hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek yardım suçundan dolayı yardım eden kişi olarak örgüt üyesi gibi cezalandırılabilirsiniz. Düzenlenen ceza yasaları düşünce ve ifade özgürlüğü bakımından mayınlı alanlar yarattı. Dokunursanız patlar. Gereken zihniyet değişikliğini sağlamadan yapılacak tüm yasa değişiklikleri 'görünürde' değişiklikler olarak kalmaya mahkûmdur."
Güçlü'nün Hrant Dink'in öldürülmesinden birkaç gün sonra TCK 301'den Diyarbakır'da 'sessiz sedasız' mahkûm olması ve buna tepki gösterilmemesinden çıkan sonuç şu ki, Ankara ve İstanbul'daki 301, Diyarbakır'da yeteri kadar görünür olmuyor. 'Osmanlı'nın oyunu bitmez' sözünün Cumhuriyet versiyonu herhalde şöyle oluyor: 'Düşünceyi suç sayan maddeleri bitmez!'