34 PKK'lı getirdikleri mektubu açıkladı

Abdullah Öcalan'ın, çağrısı üzerine Kandil ve Mahmur Mülteci Kampı'ndan Türkiye'ye gelen 34 kişilik grubun beraberinde getirdikleri mektup Halil İbrahim Sınır Kapısı'nda açıklandı.


Cumhurbaşkanlığı, TBMM'ye sunulmak üzere hazırlanan ve 9 maddeden oluşan mektupta, ağırlıklı olarak dil, kültür ve kimlik taleplerine yer verildi. 8 kişilik PKK'lı grubun Sözcüsü Şerif Gençdağ, pişmanlık yasasından yararlanmayacaklarını söyledi.


PKK tarafından, "Türkiye Cumhuriyeti devletinin sayın yetkililerine, Türkiye halklarına ve demokratik komuoyuna" başlığını taşıyan mektup özetle şöyle şöyle: "Türkiye çok önemli ve kritik bir süreçten geçmektedir. 29 Mart yerel seçimleri ardından gelişen demokratik açılım tartışmaları önemli bir düzeye ulaşmış bulunmaktadır. Önder Abdullah Öcalan'ın hazırlayıp sunduğu yol haritası verilmemiş olsa da yarattığı tartışma ekseni ve devlet yetkililerinin de bazı olumlu açıklamaları barış ve demokratik çözüm umutları güçlendirmiştir.

 

'SİYASET YAPMAYA GELİYORUZ'

Geniş kesimlerin henüz sınırlı bir düzeyde de olsa tartışma ortamına katılımları bile devleti ve toplumuyla Türkiye'nin, ciddi demokratikleşme, uzlaşı ve birbirinin haklarına saygı duyma ihtiyacının olduğunu açığa çıkarmıştır. Kürt Özgürlük Hareketinin büyük fedakarlıklarla tek taraflı eylemsizlik durumunu sürdürdüğü bir ortamda yürütülen tartışmalarla Türkiye toplumu Kürt toplumsal olgusu ve sorunuyla bir yüzleşme sürecine girmiştir. Bu gelişmeler Türkiye'nin demokratikleşmesini ve Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümünü esas gündem haline getirmiştir. Türk ve Kürt toplumlarında sorunların şiddet temelinde çözülemeyeceği kanaati iyice hakim hale gelerek, sorunların çözüm yöntemi olarak demokratik siyasetin işletilmesinin önemi çarpıcı bir biçimde netleşmiştir.

'TOPRAKLARIMIZA DÖNÜYORUZ'

Bazılarımız, Kürt sorununun çözümsüzlüğünden ve yürütülen yanlış politikaların ağır sonuçlarını anı anına yaşayan Mahmur halkını temsil ediyoruz. 90'lı yıllarda köylerimiz dönemin Türk devlet güçleri tarafından uçak ve toplarla vurulması sonucunda, yakılıp-yıkıldı. Tüm bu saldırılardan korunmak amacıyla üzerinde doğup-büyüdüğümüz topraklardan göç etmek zorunda kalarak yıllarca en amansız koşullarda yaşam mücadelesi verdik. Birçoğumuzun yakınları uygulanan bu yanlış politikalar sonucu yaşamını yitirdi. Birçoğu da, dönemin devletin yetkilileri tarafından "faili meçhulö biçimde katledildi. Bu yakınlarımızın nasıl katledildiğini, cenazelerinin nerede olduğunu da hala bilmiyoruz. Binlercesi sakat bırakıldı. Yine yüzlerce yakınımız da, hala cezaevlerinde bulunmaktadır. Yaşanan sürecin tüm acı ve sıkıntılarını yaşamış Maxmur halkı olarak, tüm bu nedenlerden dolayı belki de bizim kadar hiç kimse kendi kimliğiyle özgürce ve barış içinde yaşamayı yürekten isteyemez.

'SORUNU ARAMIZDA ÇÖZELİM'

Bazılarımız ise, Kürt sorunun çözümsüzlüğün sonucu olarak yaşanan haksızlıkları, adaletsizlikleri ortadan kaldırmak, Kürt sorununun demokratik çözümü ve halklarımız arasında eşit-özgür ve kardeşçe bir yaşamın gerçekleştirilmek için, yıllarca dağlarda en zorlu koşullarda ağır bedeller ödeyerek onurlu bir kimlik ve özgürlük mücadelesi yürüttük. Bu bizim var olma gerekçemiz oldu. Her çatışmalı sürecin bir diyalog, uzlaşma ve barışçıl çözümü de olmalıdır. Sorun anlaşıldıktan ve çözümü tartışılmaya başlandıktan sonra, çatışmayı karşılıklı olarak yürütmek değil, diyalog ile barışçıl çözüme ulaşma arayışında olmayı daha ahlaki ve ilkesel buluyoruz. Barışı ancak ve ancak ona inanların gerçekleştireceğine inanıyoruz. Benzer çatışmalı süreçleri yaşayan toplumlar nasıl ki, sorunlarını müzakere yoluyla çözdülerse, bizler de kendi özgünlüğümüzde ve aramızda sorunu uygar yol-yöntemlerle çözebiliriz. Bu nedenle de bizler kimi ciddi engelleri olsa da, başlatılan süreçte mevcut durumda yaşanan tıkanıklıkları aşmayı önemli bir görev olarak görüyoruz. Bu sorumluluk bilinciyle sürecin ilerletilmesi için Önderliğimizin çağrısına, halklarımızın barış umutlarına ve özgürce birlikte yaşama arayışına cevap olmak istiyoruz.

'BEDEL ÖDEMEYE HAZIRIZ'

Bu adımımızla Kürt sorununa barışçıl ve demokratik siyasi çözümün önünü açmak ve demokratik siyaseti işlevsel kılınmasını talep ediyoruz. Daha önce yaşanan benzer deneyimlerde olumsuz yaklaşıma rağmen atmış olduğumuz bu adımla Kürt halkının ve önderinin barış ve demokratik çözümde ne denli kararlı, iyi niyetli ve ısrarlı olduğunu bir kez daha ortaya koymuş oluyoruz. Tüm ilgili, barışsever kesimlerin attığımız bu barış adımına gereken değeri vererek, anlam biçeceğine ve onurlu bir barış yaklaşımına destek sunacağına inanıyoruz. Ve bu inancımızın bir sonucu olarak bu fedakarlığı göstererek ödenmesi gereken bedel ne ise ödemeye hazır olduğumuzu da belirtmek istiyoruz.

'DEVLETİN SORUMLULUKLA HAREKET EDECEĞİNE İNANIYORUZ'
Türk devlet yetkililerinin ve tüm barışseverlerin attığımız bu adımlar karşısında gereken sorumlulukla hareket edeceklerine inanıyoruz. Kısaca ve özce ortaya koyduğumuz mesajlarımızın pratikte hayat bulması ve ortak yaşam koşullarının olgunlaşması için en öncelikli taleplerimizi şöyle sıralayabiliriz;

TALEPLER
- Abdullah Öcalan'ın hazırladığı Kürt sorununun barışçıl ve demokratik siyasi çözümü için yol haritasının ilgili muhataplarına verilmesini ve tüm kamuoyuna açıklanması,
- Askeri ve siyasi alana dönük operasyonların durdurulmasını ve Kürt sorununun barışçıl ve demokratik siyasi çözümünün önünün açılmasını ve bu çözümün Türkiye'nin gerçek anlamda demokratikleşmesine bağlı olarak Kürt halkının özgür iradesini esas alma temelinde diyalog ve müzakere yöntemiyle gerçekleştirilmesini,
- Türkiye demokratik ulusunun bir parçası olarak Kürt halk kimliğimiz temelinde ve anayasal güvenceye sahip olarak özgür, eşit ve birlikte yaşamak,
- Anadilimiz olan Kürtçeyi her yerde özgürce konuşmak, öğrenmek, geliştirmek ve tarihi değerlerimizi, kültürümüzü ve coğrafyamızı anadilimizde yaşamak,
- Çocuklarımızı Kürtçe adlandırmak, Kürtçe eğitmek ve büyütmek,
- Kürt halkı olarak tarihimizi, kültürümüzü, sanat ve edebiyatımızı özgürce yaşamak, geliştirmek ve korumak,
- Kendi kimliğimizle demokratik toplumsal örgütlenmemizi geliştirmek, demokratik siyaset yapmak ve kendimizi özgürce ifade etmek,
- Kürdistan'ın köy, kasaba ve şehirlerinde özel harekatçı, korucu ve polisin baskı ve zulmünden uzak, yeterli imkanlara kavuşmuş ve güvenlik içinde yaşamak,
- Türkiye'nin demokratikleşmesini ve bunun için sivil-demokratik bir anayasanın hazırlanmasını istiyoruz.
- Bu taleplerimiz temelinde, Kürt sorununun demokratik çözümünü, Türkiye'de barış ve demokrasi isteyen herkesle tartışmak ve birlikte çalışmak için bu adımı atıyoruz. Biz bu adımımızla tarihi yaşamaya geliyoruz. Adımımızın başarılı olacağına inanıyor ve bu temelde tüm barışseverleri saygıyla selamlıyoruz"