350 El Kaide militanı Türkiye'de

Uluslararası bir grupla küresel terörü inceleyen Prof. Doğu Ergil,
"Türkiye'de 350 Kaide militanı var, üçte biri hemen canlı bomba olabilir" diyor.
Haber: NEŞE DÜZEL / Arşivi

NEDEN? Doğu Ergil
28-29 Haziran'da İstanbul'da NATO zirvesi toplanıyor. Başta ABD Başkanı Bush olmak üzere terörün hedefi olan liderler İstanbul'a gelecek. Herhangi bir terör saldırısı ihtimalini ortadan kaldırabilmek için, aralarında yabancıların da bulunduğu binlerce polis ve istihbaratçı, şimdiden güvenlik için hazırlıklar yapıyor. Zirvenin yapılacağı binanın çevresindeki mahallelerde oturanlar, arabalarının plaka numaralarına kadar tek tek araştırılıp saptanıyor. Bu zirve sırasında harekete geçmesinden en çok korkulan örgüt de El Kaide. Yıllardan beri terörle, intihar bombacılarıyla ve terörün bağlantılarıyla ilgili incelemeler yapan sosyolog Doğu Ergil ile Türkiye'deki El Kaide militanlarını, ne tür insanların terörist olduğunu, nasıl yaşadıklarını, aile ilişkilerini, eğitimlerini ve bu militanları devletin izleyip izlemediğini konuştuk. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyasal Davranış Kürsüsü Başkanı Prof. Doğu Ergil, dünyadan on iki bilim adamının katıldığı bir uluslararası araştırma grubunda bir yıldır dünyadaki terörü ve global ilişkilerini araştırıyor. NATO'nun bir araştırma komitesinde de intihar terörizmi üzerine çalışıyor. Doğu Ergil'in 'Terör ve Şiddet', 'PKK Gerçeği' diye iki kitabı var.

İstanbul'da NATOzirvesi toplanıyor. Gerek Batı dünyasının,gerekse Türkiye'nin istihbarat örgütleri ve polisi, zirveye katılacak liderleri koruyabilmek için hazırlıklar yapıyor. Sizce teröristler de bu toplantıya saldırmak için hazırlıklar yapıyor mu?
Kesinlikle hazırlık yapıyorlardır. Çünkü terörizm bir kanlı reklam olayıdır. Terör örgütünün varlığını ve amacını duyurur. NATO toplantısı, kanlı reklam için vesiledir. Dünya çapında bir sahnedir. Bu sahnede sergilenecek gösteriyi dünya seyredecektir. Bu yüzden birbirinden habersiz, münferit terör hazırlığı yapan gruplar da vardır. Birbirini tanıyan, aralarında dayanışma ağı oluşturanlar da vardır. Mesela El Kaide bir dayanışma ağıdır. Kendi ideolojisine yakın örgütleri,
amacı yönünde harekete geçirebilir.
El Kaide Türkiye'de de eylem yaptı. Bu örgütün bütün dünyada taraftarı var mı?
El Kaide Türkiye'de İngiliz Konsolusluğu'na, iki sinagoğa ve HSBC Bank'a eylem yaptırdı. El Kaide'nin tüm dünyada taraftarı var. Hem bütün İslam ülkelerinde var, hem de gelişmiş ülkelere göç etmiş İslam topluluklarında var. Avrupa'daki Müslümanların içine sızmış durumda El Kaide. İspanya'daki son tren faciası buna bir örnek.
El Kaide örgütü militanlarını hangi çevrelerden buluyor?
El Kaide bu insanları aramıyor. İnsanlar kendileri gidip, 'Beni al, eğit ve kullan' diyor. Türkiye örneğinde, bunların çoğu kentlere göç etmiş kırsal kökenli insanlar. Geleneksel kesimden, alt-orta tabakadan geliyorlar. Esnaf, zanaatkâr, işportacı, cep telefonu satıcısı, mobilyacı, camcı, çaycı falan gibi... Huzursuz insanlar bunlar. Yaptıkları iş kendilerini tatmin etmiyor. Yerlerinde duramıyorlar. Çoğu evli ve çocuklu ama evini, ailesini bırakıyor, Afganistan'a, Keşmir'e gidiyor. Bunların evlendikleri kadınlar da kendi çevrelerinden son derece kapalı kadınlar. Ama çoğunun eşi, ailesi bunların nereye, ne yapmaya gittiğini bilmiyor.
Eskiden fakir, çaresiz, ümitsiz insanların terörist olduğu sanılıyordu ama son zamanlarda sizin de anlattığınız gibi ailesi, işi gücü olan insanların da terör örgütüne üye oldukları anlaşıldı. Bir teröristin profilini nasıl çizersiniz?
Bunların çoğunluğu lise tahsilli. Bazısı da üniversite bitirmiş. Fakat bu insanların ikinci bir eğitimi daha var. O da gayriresmi Selefi din eğitimi. Gerçi bunların hepsi dindar bir aileden geliyor ve daha çocuklukta dinsel eğitimden geçiyor ama sonra bir de Selefi eğitim görüyor. Bu eğitimin sonucunda da dinciliği, yani dini bir siyasal doktrin haline getirerek eylem yapmayı ve o doktrin çerçevesinde bir din devleti kurma fikrini benimsiyorlar.
Selefiliği kim öğretiyor onlara?
El Kaide'den daha etkili ve daha tehlikeli olan Türkiye'deki bu Selefi eğitimdir. Türkiye'de gayriresmi bir ağ kurulmuş. Bu adamlar tarikatlara ve bildiğimiz anlamda radikal dinsel örgütlere bağlı değil. Bunlar kendilerini 'cihadi' diye tanımlıyor. Suudi Arabistan'ın finanse ettiği, öğretmenliğini Mısırlı, Pakistanlı, Cezayirli, Ürdünlü hocaların yaptığı bir eğitim bu. Türkiye'de buralarda yetişmiş insanlar var. Ülkeye dönüp Diyanet'in ve Sünni Hanefi anlayışın dışında yepyeni bir eğitim veriyorlar. Selefi anlayış bütün İslam ülkelerine yayılmış durumda. Geçmişte Rabıta'dan parasını alan Almanya'daki Türk imamlar da işte bu Selefi anlayışıyla yetişti. 12 Eylül döneminde buna göz yumuldu.
Nasıl göz yumuldu?
Mesela Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda gençliği radikal akımlardan uzak tutmak için, ki o zaman bu komünizimdi, iki şey öneriliyordu: din ve spor. Güneydoğu'da mesela Kürt
ayaklanmasını engellemek için, 'Türklük, Kürtlük o kadar önemli değildir. İslam kardeşliği önemlidir' diye 12 Eylül döneminde uçaklardan el kâğıtları atıldı, gözümüzün önünde telkinler yapıldı. Suudi desteğine gelince... Suudi Arabistan rejimi ayakta kalabilmek için İslam'ın sekülerleşmesini engellemeye çalışıyor ve Selefi anlayışa destek veriyor. Bütün bu süreç Amerika'nın gözü önünde yaşanmış ve 'Suudi Arabistan dünyada radikalizmi yaysa da, bize yakın bir devlet. Petrolü
ucuz ve kesintisiz sağlıyoruz' deyip bu oluşuma göz yummuş. Zaten şimdi
Amerika'da, 'Biz Suudi Arabistan'ın bu zararlı eylemlerine göz yummakla büyük hata ettik' diye tartışmalar var.
El Kaide dediğimiz örgüt tam olarak nedir?
El Kaide, başta, çeşitli İslam ülkelerinden Afganistan'a gidip, Sovyetler'e karşı savaşmış olan mücahitlerin oluşturduğu bir grup. Bunlar sonra Bosna'da, Çeçenistan'da savaşmış.. Şimdi Keşmir'de, Irak'ta savaşıyorlar. Günümüzün El Kaide'si ise artık bir ilişki
ağı. Üzüm salkımı dediğimiz, bir sürü terör örgütünü birleştiren bir üst örgütlenme. El Kaide bunlara bir amaç, bir yön gösteriyor. Eylem için para da veriyor. İstanbul'da intihar saldırılarına para vermiş mesela. Zaten El Kaide amacını da şöyle tanımlıyor: 'İslam ülkeleri fiilen işgal altında. Hıristiyan- Yahudi işbirliğiyle, İslam'ın gelişmesi engelleniyor. İslam topluluklarının yaşadığı bütün topraklar kutsaldır. Bu topraklar yabancıların işgalinden ve onlara uşaklık eden İslami olmayan laik hükümetlerden, rejimlerden temizlenmelidir. Bunun için cihat lazımdır.'
Türkiye'den kaç kişi Afganistan'a eğitime gitti sizce peki?
Afganistan'a gidip, bomba yapmak, hedefi tahrip etmek ve suikast düzenlemek gibi resmen savaş eğitimi alanların sayısı, benim elde edebildiğim bilgilere göre 350 civarında bir rakam. Türkiye'den 350 kadar insan Afganistan'a bu amaçla gitmiş. Bunların çoğu Güneydoğu Anadolu'dan, bir kısmı da Karadeniz'den. Hepsi daha önce Türkiye'de Selefi eğitimden geçmiş. İslam'ı en fanatikçe yorumlayan bu anlayış, Türkiye'deki gayriresmi din eğitimini yirmi yıldır belirliyor.
Devletin haberdar olduğu, devlete karşı bir din eğitimi mi veriliyor Türkiye'de 20 yıldır?
Evet. İstihbarat birimleri kesinlikle bunu biliyordur. Rahmetli Uğur Mumcu, yurtdışındaki imamlarımızın maaşını Suudi Arabistan'ın radikal din örgütü Rabıta'nın ödediğini yazmıştı. Evren devlet başkanıydı. Anlı şanlı gazetecilerin karşısına çıktı, yurtdışındaki Türk çocuklarına İslam dini olarak Suudi Arabistan'ın Vahabi yorumunu öğreten imamların Rabıta'dan maaş almasını ve o doktrini yaymasını savundu. O çocuklar 'Cihadi' oldular işte. Bugün, İslam adına öldüren, cihada kalkan, intihar bombacısı olan çocuklar o eğitimin sonucudur. Bu bir hıyanet olmasa da, resmi bir ahmaklıktır. O Kaplan'lar falan nasıl ortaya çıktı zannediyorsunuz?
Türkiye'den 350 kişinin Afganistan'da eğitim gördüğünü söylediniz. El Kaide'nin kullanabileceği kaç kişi var şu anda Türkiye'de?
Çeşitli verilerden toparladığım şu ki, El Kaide bağlantılı kamplarda bulunmuş 350 kadar kişi var.
Bunların kaçı canlı bomba olabilecek türde insanlar?
Bunların hepsi canlı bomba olabilir, ama üçte biri hemen olabilir. Mesela, Yakacık'taki Mason derneğine saldıran evli, çocuklu insanlar bir gün oturuyorlar, 'Bir şey yapalım' diyorlar. Çantamda kolu kopan teröristin tutanakları var. 'Bir gün oturuyorduk. Masonları uçurmaya karar verdik. Helalleştik, çocuklarımızı öptük ve gittik' diyor. Bunun gerisinde bir tipoloji var. O da, kendilerini toplumdan soyutlayan Selefi eğitimden geçmiş olmaları. Sonra da Afganistan'da canlı bomba ve saldırganlık için eğitilmeleri.
Bunlar Irak'a da gidiyor mu?
Şimdi Irak'ta da cihata katılıyorlar. Eskiden Bosna'da da savaşmışlar. Türkiye'de bu olay 10 yıldır sürüyor. 25-33 yaş arasındaki bazı insanlar önce Afganistan'daki eğitim kamplarına gitmişler. Şimdi de Afganistan'ın belli bölgelerindeki ve Keşmir'deki kamplara gidiyorlar. Alıyor normal pasaportu gidiyor. Mesela Gürbulak Sınır Kapısı'ndan çıkıyor, otobüsle İran
ya da Gürcistan'a gidiyor. Sonra nereye gittiğini bilemiyorsunuz ki. Rusya'dan Çeçenistan'a da geçiyor. Bu adamlar Afganistan, Keşmir, Pakistan'daki kamplarda havan topu dahil her türlü silahı kullanmayı, bomba yapmayı, suikast yöntemlerini öğreniyorlar. Bunlar serseri mayın gibi. Topluma büyük İslam devleti adına savaş açmışlar.
Türk devletinin, bu kadar çok hareket eden bu 350 kişiyi adıyla sanıyla bilmemesi mümkün mü?
Bir kısmını biliyor. Bir kısmını bilmesi mümkün değil. Çoğu birbiriyle temasta kod adı kullanıyor. Arap isimleri almışlar. Ayrıca mesela amcaoğlunun kimliğiyle pasaport almış, amcaoğlu da kimliğimi kaybettim diye ilan vermiş, yeni kimlik çıkarmış. Ayrı bir dünya yaratmışlar kendilerine. Selefilik için ders grupları kurmuşlar, önce uslu uslu birbirlerine dini telkinde bulunuyorlar. Ölümü arıyor bunlar.
Onları ölmeye ve öldürmeye hangi etkenler itiyor?
Son bombalamalarda yakalananların ifadelerinden şu çıkıyor ki, 'Selefi'likle topluma yabancılaşmışlar. İçlerinde müthiş bir kara boşluk var. Bu boşluk her şeyi, kendi hayatlarını bile emiyor. Olaya öldürmek diye bakmıyor, çünkü kâfiri öldürüyor. Canlı bomba olmaya da intihar diye bakmıyor, kendini din adına feda ediyor diye düşünüyor. Bu psikolojiden çok insan var Türkiye'de. Bunların birkaç yüzü El Kaide'yle ilişkiye girdi, kamplarında terör eğitimi aldı. El Kaide bunları kullanabilecek bir durumda artık. Biz Selefi din eğitiminin Türkiye'de nasıl, nerede, kimler tarafından, hangi dış bağlantılarla verildiğini bilmek ve kökünü kurutmak zorundayız. Ama bu bir siyasi karar gerektirir. Bunu polis yapamaz. Polis bilmeyerek bu eğitimin üzerine gitti. Tutuklananlar konuştukça bu bağlantı ortaya çıktı. Mesela son bombalama olaylarından sonra bir kısmı Konya'ya kaçmış. Konya'da bağlantılarının olmaması mümkün değil. İpuçları buradan çıkarılabilir.
Terörist özel bir insan tipi mi yoksa sıradan bir insan da bir gün terörist olabilir mi?
Sıradan bir insan bir gün terörist
olabilir. 900 terörist üzerinde otuz yıl çalışılmış, hiçbir ruh hastalığı çıkmamış. Bunlar özel insan tipi değil. Sıradan kendini yaşadığı dünyaya ait hissetmeme sonucunda terörist olabiliyor. Evli, çocuğu var, hatta bir kısmı anne babasıyla yaşıyor ama aldığı alternatif din eğitimiyle o dünyaya düşmanlaşmış. Kendini farklı bir dünyanın insanı olarak algılamaya başlamış. Zaten uyamadıkları dünyayı bir cehennem olarak görüyorlar. O cehennemi tahrip edip, cennete gitmek istiyorlar. Ölüyor ve öldürüyorlar. Bunlar kendisini artık Türk diye de görmüyor. Askerlik yapmıyorlar. Kendi adlarını bırakıp, Arap adlarını alıyorlar. İstanbul'da intihar saldırılarındaki tutuklamalarda bu insan tipi çıktı.
Devletler terör örgütlerini temizlemeye karar verseler, terör örgütü kalır mı dünyada? Bir devlet desteği olmadan terör örgütü ayakta kalabilir mi?
Çıkar ve yaşar ama güçlenmesi en az bir devletin desteği olmadan zordur. El Kaide'nin uzun süre yaşamasında Pakistan'ın rolü oldu. El Kaide'yi Suudi zenginler de destekliyor.
Böylesine kocaman bir örgütün haberleşmesi, eylem hazırlaması, finans kaynakları bulması büyük bir hareketlilik anlamına gelmiyor mu? Bu hareketliliği istihbarat örgütleri fark edemiyor mu?
Telefon ve elektronik yollar yerine ağızdan kulağa şahsi haberleşiyorlar. Beyrut'taki adam kaçırmalarda da böyleydi. Şimdi NATO zirvesi öncesinde, bir ipucu yakalarız diye Türkiye'den Doğu'ya, İran'a, Gürcistan'a seyahat edenler sorgulanıyormuş.
Canlı bombalar patlamadan önce biz bu insanların varlığını bilmiyor muyduk?
Amerikalılar El Kaide kamplarında Türkçe bomba düzenekleri buldu. Türklerin Afganistan'da savaştığı haberi gazetelerde çıkıyordu. Ama ciddiye alıp, hazırlık yapmadığımız anlaşılıyor. Bu adamlar Afganistan'dan döndüğünde ne yapacak sorusu, polisi aşan bir soru. Bu adamlar nerede, ne yapıyor, peşlerine düşelim kararını içişleri bakanı, hükümet verir. Hem Milli Güvenlik Kurulu niye vardır? Bunlar için vardır. Sadece Kürtler ülkeyi bölecek diye kendini böyle fikse edersen, bütünsel olarak güvenliği ve başka tehditleri tabii kaçırırsın.
Terör örgütlerinin elinde bol miktarda silah var. Yeryüzündeki silah fabrikaları da belli. Bu silahların istihbarat örgütleri tarafından izlenmeden teröristlerin eline geçmesi mümkün olabilir mi?
Silah sanayinin ürünlerini takip etmemek mümkün değil. Ama o kadar çok silah var ki ortalıkta. Mesela Afganistan'a önce ABD silah sokmuş. Silah üretimi ve ticareti kârlı bir iş. Sovyet ordusu dağıldığında tankları bile sattılar. KGB üyelerinin çoğu mafya babası oldu. Ayrıca bir terör örgütü eğer bir ülkenin işine yarayacaksa, o ülke, ona silah da sağlar, para da. Irak'ta Şiilere silahların bir bölümünü İran sağlıyor.
Türkiye'de terör örgütlerinin durumu ne?
DHKP-C, İBDA-C gibi gövdesi olmayan sağ ve sol kıymık örgütler var. PKK ise kendini askıya aldı. Silah bırakmadı, bekliyor. Bürokratik devletin demokratik devlete dönüşmesi sağlanırsa, PKK terör saldırıları yapmaz.
İçinden bazı gruplar çıkıp terör yapabilir ama ezilir. Çünkü PKK'yı PKK yapan Kürt halkının bir bölümünün onu benimsemiş olmasıdır. Artık Kürt halkı silahlı mücadele istemiyor.
Büyük terör saldırıları bekliyor musunuz Türkiye'de?
Her an olabilir. Bu adamlar sadece El Kaide'nin merkezinden emir almıyor. Bunlar kendilerini terörizmde yetkin hissediyor. Kendilerini feda etmeye hazır oldukları için, önlerinde sınır yok.