5 JİTEM mensubu için yeni soruşturma

15 yıl önce gözaltına alınıp bırakılan üç kişi öldürmekle suçlanan 5 JİTEM mensubu hakkında yeni bir soruşturma başlatıldı 15 yıl önce gözaltına alınıp bırakılan üç kişi öldürmekle suçlanan 5 JİTEM mensubu hakkında yeni bir soruşturma başlatıldı

 

Diyarbakır’da 1994 yılında 3 kişiyi gözaltına aldıktan sonra sorgulayıp, başlarına kurşun sıkarak cesetlerini açık araziye attıkları iddiasıyla 5 JİTEM mensubu hakkında yeni bir soruşturma başlatıldı. Cinayetlerle ilgili soruşturmayı yürüten Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı, fezleke düzenleyip dosyayı JİTEM’ciler hakkında dava açılabilmesi için Diyarbakır Özel yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi.

Diyarbakır’da polis tarafından gözaltına alınan Sağlık Sendikası Şube Başkanı Necati Aydın ile Ramazan Keskin ve Mehmet Ay'ın, mahkeme tarafından serbest kaldıktan sonra adliye binası önünde bu kez JİTEM’ciler tarafından, ‘İfadeniz var, bizimle geleceksiniz’ denilerek gözaltına alınıp sorgulandıktan sonra öldürülmeleriyle ilgili 5 JİTEM’ci hakkında yeni bir soruşturma açıldı. 3 kişinin öldürülmesiyle ilgili soruşturmayı yürüten Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı, 3 kişinin JİTEM tarafından öldürüldükleri iddiasıyla dava açılabilmesi için fezleke düzenleyip dosyayı Diyarbakır Özel yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi.

DGM'DEN ÇIKIŞTA GÖTÜRÜP ÖLDÜRDÜLER
Cinayetlerle ilgili soruşturmayı yürüten Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan fezlekede Necati Aydın, Ramazan Keskin ve Mehmet Ay’ın Emniyet Müdürlüğü görevlilerince gözaltına alınıp sorgulandıktan sonra 4 Nisan 1994 günü Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı’na sevk edildikleri, adı geçen 3 kişinin ifadelerinin alınmasından sonra sorgu hakimliğince serbest bırakıldıkları, ardından 9 Nisan 1994 günü Diyarbakır’ın Silvan İlçesi karayolu üzerindeki Pamukçay Mevkii’nde ateşli silahla öldürülerek toprağa gömüldükleri belirtildi. İtirafçı Abdulkadir Aygan’ın bu olayla ilgili çeşitli basın yayın organlarına açıklamalarda bulunduğu belirtilen Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı fezlekesinde şöyle denildi:
“İtirafçı Abdulkadir Aygan isimli şahıs, maktullerin mahkemece serbest bırakılmalarının ardından JİTEM görevlileri tarafından Toros marka araç ile gözaltına alındıkları, birkaç gün bu şahıslara işkence yapılmasının ardından Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığına ve tim komutanlığına ait 2 araç ile Silvan- Diyarbakır karayolu arasındaki Kağıtlı Jandarma Karakolu’na gittikleri, bir köprü yanında ana yoldan ayrılarak tarla içerisine girdikleri, bu şahısların kafalarına kurşun sıkılarak infaz edildikleri, bu olayı Diyarbakır İstihbarat Tim Komutanı Yüzbaşı Tunay Yanardağ, Uzman Çavuşlar Uğur Yüksel, Abdulkadir Uğur, itirafçı Kemal Emlük, Astsubay Nuri Ateş’in gerçekleştirdikleri şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.”
Fezlekede Necati Aydın, Ramazan Keskin ve Mehmet Ay’ın JİTEM mensupları tarafından örgüt faaliyeti çerçevesinde öldürüldükleri, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararınca, çete ve örgüt suçlarıyla ilgili soruşturma yapma yetkisinin Özel yetkili Başsavcılık tarafından yürütülmesi nedeniyle, 1998/339 nolu soruşturma dosyasının düzenlenen fezleke ile gereğinin taktiri için gönderilmesine karar verildiği ifade edildi.

TÜRKİYE 74 BİN 500 EURO TAZMİNAT ÖDEDİ
Necati Aydın ile ilgili AİHM 2’inci Dairesi, ‘yaşam hakkına müdahale etmek, olguların belirlenmesinde tüm olanakları sağlama yükümlülüğünü ihlal etmek, etkin soruşturma yürütmemek ve öldürülmeden önce işkence yapmak’ suçlarından Türkiye’yi 24 Mayıs 2005 tarihinde ailesine ödenmek üzere 74 bin 500 euro tazminat ödemeye mahkum etti. Necati Aydın ile Ramazan Keskin ve Mehmet Ay’ın adliye binasına polis tarafından getirildiklerini gördüğü için 1999 yılında Ankara Adliyesi’nde AİHM heyeti tarafından yapılan bulgu saptama duruşmasında bilgisine başvurulan dönemin Diyarbakır Barosu Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu şunları söyledi:
“Bu olayda en kritik mesele olguların tüm çıplaklığıyla ortaya çıkması bakımından Türkiye’nin AİHM’e yardımcı olmamasından dolayı sözleşmenin 38’inci maddesinden ayrıca mahkum olmasıdır. AİHM, olayın aydınlanması açısından kritik tanıklar olan, bu 3 kişiyi gözaltından mahkemeye getiren ve onların serbest bırakılmalarından sorumlu olan polislerin kimliklerinin bildirilmesini ve tanık olarak dinlenmesini telep etti. Ancak hükümet polislerin kimliklerini bildirmediği gibi tanıklıklarına da müsade etmedi. Çünkü, o dönemdeki uygulamada gözaltına alınan kişi tutuklansa imza karşılığı cezaevi görevlilerine teslim ediliyordu. Serbest kalan kişi de kendi imzasıyla adliye binasından serbest kalıyordu. Bu olayla, JİTEM tarafından mahkeme binası içinde gözaltına alınan 3 kişi ile ilgili ne tutanak, ne de onları adliye binasında JİTEM’e teslim eden polisler AİHM’e bildirilmedi.”(dha)