5 yaş pişmanlığı

5 yaş pişmanlığı
5 yaş pişmanlığı

Taylan Türkdoğan da isteğe bağlı olmasına rağmen 1. sınıfa başlayan çocuklardan.

5-5.5 yaş arasında okula başlayan çocuklar ve öğretmenleri için bu yıl 'zor' geçti. Birçok veli pişman: Çocuklar okumayı öğrendi ama okuldan soğudu...
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN - umay.aktas@radikal.com.tr / Arşivi

Bu yıl isteğe bağlı olarak 5, zorunlu olarak da 5.5 yaşındaki çocuklar gelişimlerinin henüz ilkokula uygun olmadığı tartışmaları arasında ilkokul sıralarıyla buluştu. Peki b bu yıl nasıl geçti? Radikal biri 5.5 yaşında, diğeri daha küçük iki çocuğun ailesine bir yılı nasıl geçirdiklerini sordu.
Avukat Şengül Türkdoğan, 5.5 yaşından küçük oğlu Taylan’ı Anadolu yakasındaki bir özel okulun anaokuluna yazdırmaya gittiğinde, okul yöneticileri 5-5.5 yaş için ayrı sınıflar ve anaokulu öğretmeni olacağını, derslerin oyunla geçeceğini söylemiş. Bunun üzerine Türkdoğan oğlu Taylan’ı isteğe bağlı grupta olmasına karşın 1. sınıfa kayıt ettirmiş. Ancak şartlar vaat edildiği gibi olmayınca kararından pişman olmuş. Türkdoğan’ın anlatıkları, uzmanların uyarılarının ne kadar önemli olduğunu birkez daha gözler önüne seriyor:
“Sınıfımız 5-5.5 yaşında 10 çocuktan oluşuyordu. Tuvalet problemimiz oldu. Tek başına gitmekte sıkıntı yaşadı. Öğretmeni ilgileniyordu, bu kez de diğer çocuklar durmuyordu. Ya da çocuklar tuvalete gittiklerinde korkuyor, kapıları kapatmıyorlardı. Bu kez de başka çocuklar görüyor, utanıyorlardı. İki-üç ay böyle geçti. Yemeklerini de belirli süre içinde bitirmeleri gerektiği için yetiştiremediler. 1.5 yıl kreşe gitmesine karşın zorlandı. ‘Ders yapmak istemiyorum’ diyordu. Kasları gelişmediği için 5 dakika yazıyor, yoruluyordu. yordu. Şubat ayında okumayı söktü. Sınıfında iki üç kişi çok iyi okuyor. Diğerleri heceliyor. Çok pişman oldum okula başladığına. Rapor alayım bu sene gitmesin ya da sınıfta kalsın diye düşündüm. Bu kez de sınıf tekrarı yaptığı için kendine güveni gidecek, kendi yaş grubuyla da olmayacak. Kitaplara meraklı çocuktu ama şu anda çok soğudu. Yazı yazmayı sevmiyor. Ondan biraz daha büyükler iki-üç sayfa yazı yazarken, Taylan dört sayfa yazıp yoruluyor. Okuldan gelip oyuncaklarına sarılıyor, okula oyuncaklarını götürüyor. Kaygılarım yüksek. Hiçbir zaman diğer birinci sınıfların seviyesinde olamayacaklar. Okula başlamak için 6 yaş normal.”

‘Niye beni okula yolladın?’

Adını vermek istemeyen bir veli, kızı 67 aylık olduğu için zorunlu olarak okula kaydettirmiş. Kızı Bağcılar’da İnönü İlkokulu 1. sınıf öğrencisi. “Çocuğuma rapor alıp damga vurmak istemedim. Zekasında bir problem yok ki” diyor. Tekrar fırsatı olsa anaokulunu seçeceğini anlatan veli, kızının bir yaş büyümek zorunda olduğunu anlatıyor:
“Hâlâ okula giderken ağlıyor, gitmek istemiyor. 15 gün çişini kaçırdı. ‘Sen ne biçim annesin beni niye okula gönderdin’ dedi. 34 kişilik bir sınıfta 5-5.5 yaşındaki çocuklarla birlikte okuyor. Sınıfta herkes zorlandı. Çok zor geçti bu bir yıl. Bir ay önce okuma yazmayı öğrendiler. Çizgi çizerken bile hâlâ yoruluyor. Çok ders veriyorla , zorlanıyor. Okuyor ama okuduğunu anlat deyince anlatamıyor. Çünkü okurken anlamıyor. Her gün okul ne zaman bitecek diye soruyor. Daha önce iki-üç ay kreş deneyimi vardı. Ancak sınıfta okulöncesi eğitimi alanlar da zorlandı. Konuları öğrenmek ve yakalamak için gece saat 10-11’e kadar ders çalıştığımız oldu.”

Hayatları etkilenir


Sınıf öğretmeni Adnan Temur, bu yıl 5. kez birinci sınıf okutmuş, Anadolu’da görevliyken 64 kişilik sınıfı da olmuş ancak hiç bu yılki kadar zorlanmamış. Gültepe İlköğretim Okulu öğretmeni ve Eğitim - Sen İstanbul 7 Nolu Şube yöneticisi olan Temur, 20 kişilik sınıfında 5.5 yaşında dört öğrencisi olduğunu belirterek bu yıl yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
“Sınıfta gelişimlerini çok iyi tamamlamış öğrencilerim de vardı. Verdiğim bir şeyi onlar 10 dakikada yapıyorlardı. Ben diğerleriyle uğraşıyordum. Onlar da sıkılıyordu. Küçüklerin motor kasları gelişmemişti. Hiçbiri okulöncesi eğitim de almadığı için zorlanıyorlardı. Okuma-yazmaya geçtik ama bazıları kelime okuyor, cümle okuyamıyor. Velilerde de ‘Eğitim zorunlu, başlamazsa ceza alır’ endişesi var. O yüzden yazdırıyorlar okula. Tuvalet problemi de yaşadık ama bunlar çözülecek şeyler. Ama bir çocuğun derste arkadaşlarının yapabildiğini yapamaması sorun. Öğretmen de yoruluyor ama bizim için telafisi var. Veli de yorgunluğunu telafi eder ama çocukların bir derste yaşadığı bir şey, hayatlarına bedel. Keşke bu uygulamadan dönülse.”

‘Okumak önemli değil okuduğunu anlamıyor ki’
11 yıllık sınıf öğretmeni Eğitim-Sen İstanbul 1 Nolu Şube Kadın Sekreteri Evrim Doğan ise minik öğrenciler için “40 dakika oturup ders dinlemeleri mümkün olmadı. Hâlâ sınıf içi kuralları bilmiyorlar. Anlamada da zorluk yaşıyorlar. Hâlâ okula gelmek istemeyen, ödev yapmak istemeyen o kadar çocuk var ki. Üç sınıf böyle 5.5 yaş çocuklarından oluşuyor. Diğer sekiz sınıf ise 6 ve 7 yaşında başlayanlar. Kendi çocuklarımı beden eğitimine çıkardığımda diğer sınıfların yavrusu gibi duruyorlar. Oturduğu sırada ayağı yere değmeyen öğrencim var” diye konuşuyor.
5 yaş sınıfını okutan ve adını vermek istemeyen bir öğretmen ise sınıftaki manzarayı şöyle özetliyor:
“Önce 52 öğrenci vardı şimdi 43’e düştü. Uzun süre ağladılar. Çocuğunu zorla sınıfa sokup kapıyı dışarıdan tutan veli vardı. Altını ıslatan, kaçıp eve gitmeye çalışırken kaybolanlar oldu. Tek başıma onca çocuğa anaokulu öğretmenliği yapmaya çalıştım. Bıkan çocuklar oldu. Halen sorunları aşmış değilim. Sınıfta toplu monolog halindeler. Türkçe kitabında çocuğun şiir yazması isteniyor, mümkün mü? Nisanda okumaya geçtiler ama okumak bir şey değil. Okuduklarını anlamıyorlar. Her zaman bir adım geride olacak bu çocuklar.”