AB değil SS hukuku

Bugün İnsan Hakları Günü!
İnsan Hakları Günü'nde Türkiye gözaltı ayıbı yaşıyor. Anayasal reformla, bölge farkı gözetilmeksizin gözaltı süresini dört günle sınırlayan yasa Güneydoğu'ya giremedi. Çünkü bölgede gözaltı süresi 430 sayılı kararnameyle uzatılıp 40 günü bile aşabiliyor. İtirafçılar için hazırlanan kararnameye Anayasa değişikliğinden sonra rağbet arttı.
1 Kasım'dan bu yana gözaltında
Kasım başında gözaltına alınıp tutuklama kararı verilen bazı sanıklar, cezaevi yerine tekrar askeri sorgu birimine götürüldü. SS mağdurlarına iki örnek, Diyarbakır'da dördüncü kez 10'ar gün uzatma kararı alınan Emrullah Karagöz ve Mustafa Yaşar. Sanıklar 1 Kasım'da DGM'nin tutuklama kararı vermesine karşın sorgu için jandarmaya teslim edildi.
DGM'den iki zıt karar
Sanıkların avukatı, 10 Kasım'daki ikinci uzatma kararına itiraz etti. DGM 3 No'lu yedek üyeliği uzatma kararını Anayasa'ya aykırı buldu. Ancak DGM Başsavcılığı, uzatma talebinin 430 sayılı kararnameye göre yapıldığını belirtti. Karagöz ve Yaşar 40 gündür gözaltında. Avukatları AİHM'ye başvurdu.
Haber: AHMET ŞIK / Arşivi

İSTANBUL - Eylül ayında gerçekleşen Anayasa değişikliği uyarınca gözaltı sürelerinin bölge farkı olmaksızın dört günle sınırlanmasına karşın, olağanüstü hal
(OHAL) bölgesi'nde 40 günü aşkın gözaltılar yaşanabiliyor. 1990 yılında çıkarılan 430 sayılı kanun hükmünde kararnamenin (KHK) 3/c maddesine dayanılarak iki 'PKK sanığı' 40 gündür gözaltında tutuluyor. Diyarbakır'da dört sanık da çeşitli suçlardan dolayı 24'er gün gözaltında kaldıktan sonra tutuklandı.
Daha önce itirafçılar için uygulanan ve kamuoyunda 'SS (sürgün, sansür) kararnamesi' diye anılan 430 sayılı yasanın ilgili maddesi, eylül ayında gerçekleşen Anayasa değişikliğinden sonra OHAL Bölgesi'nde yaygın olarak uygulamaya sokuldu. Kasım ayı başından bu yana çeşitli gerekçelerle gözaltına alınan ve haklarında tutuklama kararı verilen bazı sanıklar cezaevi yerine tekrar askeri sorgu birimine götürüldü.
İlk olarak 29 Ekim 2001 günü asker tarafından, PKK'ya eleman kazandırdıkları iddiasıyla gözaltına alınan Emrullah Karagöz ve Mustafa Yaşar 1 Kasım günü DGM Savcılığı'na çıkarıldı. Savcılıkta yapılan sorguda, askerlerin işkence yaptıklarını öne sürerek kolluk ifadelerini reddeden sanıkların tutuklanarak Diyarbakır E Tipi Cezaevi'ne gönderilmesine karar verildi.
Önce itiraz kabul edildi
Ancak Karagöz ve Yaşar, aynı gün 430 sayılı KHK uyarınca cezaevine gönderilmeden 10 gün süreyle tekrar sorgulanmak üzere jandarmaya teslim edildi. Sanıkların avukatı Tahir Elçi'nin, 10 Kasım günü ikinci 10 günlük uzatma süresi için yaptığı itirazı inceleyen Diyarbakır 3 No'lu yedek üyeliği, "Sadece talep yazısı dayanak alınarak herhangi bir delil ve belge sunmadan gözaltı süresinin uzatılmasına karar vermek Anayasa'ya aykırıdır" diyerek itirazı yerinde buldu. Ancak DGM Başsavcılığı'nın, uzatma talebinin 430 sayılı KHK'nin 3/c maddesindeki düzenlemenin
'amir hüküm' niteliğinde olduğu gerekçesiyle itirazı üzerine 3 Nolu DGM, yedek üyeliğin kararını kaldırdı.
Yeniden sorguya
Böylece tekrar sorgu merkezine götürülen Karagöz ve Yaşar aynı prosedür uygulanarak dört kez ve her seferinde 10'ar günlük periyotlarla olmak üzere 42 gündür gözaltında
tutulurken avukatları ve yakınları dahil hiç kimseyle görüştürülmedi. 21 Kasım günü süre uzatılması için cezaevine getirildiği sırada Mustafa Yaşar'ı gören avukat İrfan Eser, müvekkiline işkence yapıldığını öne sürdü.
Karagöz ve Yaşar dışında çeşitli tarihlerde Diyarbakır'da yine jandarma tarafından gözaltına alınan ve nomal gözaltı süreleri sona erdiğinde çıkarıldıkları DGM' de tutuklanan Fehmi Ak, Veysi Gümüş ve Remziye Dağ ve Hatip Alay isimli sanıklar ise aynı prosedür uygulanarak 24 gün tutulduktan sonra cezaevine gönderildi. Sanıkların tümünün tutuklanmalarına neden olan kolluk
ifadelerini işkence altında imzaladıklarını ve savcılıkta reddettiklerini belirten avukatlar, uygulamanın işkencenin sürmesi anlamına geldiğini söyledi.
AİHM'ye başvuru yapıldı
Avukatlar Emrullah Karagöz olayını örnek alarak AİHM'ye de başvurdu. Başvuru dilekçesinde, bu uygulama ile AİHS'nin işkence yasağını düzenleyen 2., kişi özgürlüğü ve güvenliğini düzenleyen 5., adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. ve etkin hak arama yollarını düzenleyen 13. maddelerinin ihlal edildiği öne sürüldü.
Uygulama hak ihlali
Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Van, Bingöl, Adıyaman, Ağrı, Tunceli ve Siirt Barosu başkanları ortak bir açıklama yaparak uygulamanın Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve sözleşmesi kararlarına aykırı olduğunu belirterek kaldırılması gerektiğini söyledi. Başkanlar, gözaltı süresinin ancak hâkim kararıyla 10 güne dek çıkabildiğini hatırlatarak şöyle dedi: "Bir yandan 'AİHM kararlarının gereği yapıldı, reform yapıldı' propagandası, öte yanda, 'sorgusu tamamlanmış ve tutuklanmış bir zanlının keyfi bir yorumla her seferinde 10 gün süreyle cezaevinden çıkarılıp kolluğa verilmesi yani tekrar sorguya alınması' uygulamasına başvurulmaktadır. Henüz TBMM'de görüşülerek yasalaşmayan ve Anayasa'ya aykırılığı tartışma konusu olan 430 sayılı KHK'nın bu şekildeki uygulama biçimi bireylerin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ortadan kaldırmaktadır. OHAL kararnameleri hukuk dışı uygulamaların ve insan hakları ihlallerinin temel dayanağı haline glemiştir."
'Kalıcı gözaltı' gibi
15 Aralık 1990'da OHAL Bölgesi için çıkan 430 sayılı KHK'nın 3/c maddesi; bir zanlının OHAL Valiliği'nin istemi, DGM Başsavcılığı'nın teklifi ve DGM yedek hakiminin kararıyla her defasında 10 gün süreyle cezaevinden alınıp sorgulanmak üzere kolluğa verilmesini düzenlemektedir. 10 günlük sorgulama periyotlarının her defasında uzatılmasının bir sınırı da bulunmamaktadır.