AB hedefi için üç yılda 14 milyona iş yaratılmalı

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (İSMMMO), işsizlik nedeniyle yaşanan göçün, büyük kentlerde iş imkânları arttığı halde işsizliğin düşmemesine neden olduğunu açıkladı.

İSTANBUL - İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (İSMMMO), işsizlik nedeniyle yaşanan göçün, büyük kentlerde iş imkânları arttığı halde işsizliğin düşmemesine neden olduğunu açıkladı. 24 yılda 6 milyon kişiye istihdam yaratan Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) hedefini yakalaması için 2010 yılına kadar 14 milyon kişiye istihdam yaratması gerektiği vurgulandı.
İSMMMO tarafından hazırlanan 'İşsizliğin Göç Haritası' raporu çarpıcı sonuçlar içeriyor.
İstihdam oranı yüzde 44


Büyütmek için tıklayınız
Yoğun göç alan kentlerin başında yer alan İstanbul, 2004-2006 yılları arasında 359 bin kişiye istihdam yaratmasına rağmen 467 bin olan resmi işsiz sayısını sadece 1000 kişi azalttı.

Kuruluşun hazırladığı rapora göre, 2004 yılında İstanbul'un 3 milyon 784 bin kişilik işgücü 2006 yılında göçün de etkisiyle 4 milyon 143 bine yükseldi. Aynı dönemde işsiz sayısı 467 binden 466 bine gerileyebildi. Göç nedeniyle ancak işgücüne yeni katılanların sayısı kadar istihdam yaratıldığı için kentin işsiz sayısı değişmeyerek, yüzde 11'de kaldı.
Rapor, göç veren illerde de işsizliğin düşmediğini ortaya koydu. Odanın, TÜİK, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü ve Dünya Bankası'nın 2006 tarihli verilerinden hazırladığı rapora göre, 1980 yılında 15.7 milyon olan istihdam, 24 yılda ancak 21.7 milyon kişiye çıkarken, bunun sonucu olarak da ülkedeki istihdam oranı çalışabilir nüfusta yüzde 44'te kaldı. Bu oranın dünyadaki en düşük istihdam düzeyleri arasında yer aldığı ve AB ülkelerinde bu oranın ortalaması yüzde 65'i bulduğu kaydedildi.
Umut büyükşehirlerde
Rapora göre, 1980-2004 yılları arasında, Türkiye'de çalışma yaşındaki nüfus 23 milyon artmasına karşın bu dönemde sadece 6 milyon kişiye iş yaratılabildi.
24 yılda, 2004'e kadar toplam 6 milyon kişiye istihdam yaratan Türkiye'nin AB Devlet ve Hükümet Başkanlar Konseyi'nce belirlenen Lizbon hedefini yakalaması için 2010'a kadar 14 milyon kişiye istihdam alanı yaratması gerektiğine dikkat çekildi. İşsizlik sorununu çözemeyen Türkiye'den göçün en büyük nedenlerinden biri de istihdam arayışı oldu. Raporda, İstanbul, İzmir, Antalya, Adana ve Mersin'in hâlâ işsizlere umut vaat eden kentlerin başında geldiği belirtildi.
Yoğun göç alan kentlerin başında yer alan İstanbul, 2004 ile 2006 yılları arasında 359 bin kişiye istihdam yaratmasına rağmen 467 bin olan resmi işsiz sayısını sadece 1000 kişi azaltabildi. 2007 yılının başında kentteki işsiz sayısı ancak 466 bine geriledi.
38 ilin istihdamı geriledi
Rapora göre, ülke genelinde 2000 yılında 1 milyon 497 bin olan işsiz sayısı 2007 yılının ocak, şubat ve mart döneminde 1.3 milyon kişi artarak 2 milyon 796 bine ulaştı. 2000 yılında 21 milyon 581 bin kişiye istihdam yaratılırken, 2007 yılının mart ayı itibarıyla bu rakam 183 bin kişi azalarak, 21 milyon 398 bine indi. Üç yıl içinde ülke genelinde istihdamı gerileyen il sayısı 38'e ulaştı.
En çok göç 14 doğu ilinden
Diğer illere göre 'en çok göç veren' iller Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki 14 kent oldu. Buna göre, Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Hakkâri, Mardin, Muş, Siirt, Şırnak, Tunceli ve Van Türkiye'nin 'en yoğun göç veren' kentleri olarak dikkat çekti. Göç edenlerin başlıca çekim merkezi İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Bursa, Antalya, Malatya, Manisa ve Kocaeli'nden oluşan 10 il olarak sıralandı. Göç edenlerin yüzde 43.5 ailevi, yüzde 25 bireysel, yüzde 20'si ekonomik ve yüzde 4'ü de güvenlik nedeniyle yaşamlarını farklı illerde sürdürmek zorunda kaldı. Çeşitli gerekçelerle göç alan kentlerin işsizlerine diğer illerden gelen işsizler de eklenince bazı kent ve bölgelerin işsizlik oranlarında patlama yaşandı. Son üç yılda Şanlıurfa, Diyarbakır, Gaziantep, Adıyaman, Kilis, Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt'i kapsayan Güneydoğu Anadolu'da 2004 yılında 1 milyon 639 bin kişi olan işgücü 2006 yılında 1 milyon 452 bine geriledi.
Güneydoğu'da istihdam
Aynı şekilde 1.4 milyon civarındaki istihdam 1.2 milyon kişiye indi. Üç yılda işgücü 187 bin, istihdam 208 bin kişi azaldı. Dolayısıyla aynı dönemde bölgedeki işsizlerin toplamı işgücü ve istihdam arasındaki fark kadar yani 21 bin kişi artarak, 183 binden 204 bine yükseldi. Bölgede özellikle tarım sektöründeki istihdamda ciddi gerileme yaşandı.
2004 yılında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde 572 bin kişi tarım sektöründe istihdam edilirken, bu sayı 2005 yılında 408 bine, 2006 yılında ise 299 bin kişiye indi. Yani 273 bin kişi tarımda istihdam dışında kaldı.
Yeni hükümete çağrı
İSMMMO Başkanı Yahya Arıkan, rapora ilişkin değerlendirmesinde, yeni hükümeti, uygulanan ekonomik programın mikro düzenlemelerle sosyal ayağının da güçlendirilmesi yönünde adım atmaya çağırdı. Arıkan, "Şu anda ülkenin en önemli sorunu: ekonomide kaybeden taraflara soluk verecek düzenlemeler yapılmasıdır, işsizliğin ele alınmasıdır" dedi. Ortaya çıkan verilerin göç veren illerde bile istihdam artmasına karşın işsiz sayısının da katlandığını gösteriyor" dedi.
Her ilin potansiyelinin ayrı ayrı değerlendirilebileceği sektörel planlama ve teşvik uygulamasının yapılmasını öneren başkan Arıkan, tarımdan kopan nüfusa kendi ilinde istihdam yaratılması için bütün illerin sanayi ticaret odalarından üniversitelere kadar tüm yerel örgütlerle işbirliği kurulmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

* * * * *
İşgücü artışı İstanbul'a yetmiyor
Rapora göre, 2006 yılında 3 milyon 677 bin kişiye istihdam sağlayan İstanbul, yurdun pek çok kentindeki işsiz için 'çekim merkezi' oldu. 2004 yılında kentin 3 milyon 784 bin kişilik işgücü 2006 yılında göçün de etkisiyle 4 milyon 143 bine yükseldi. İşgücüne 359 bin yeni katılım gerçekleşti. Bu arada, 2004 yılında 467 bin olan işsiz sayısı 2006 yılına gelindiğinde ancak 466 bine gerileyebildi. Diğer bir ifadeyle, ancak işgücüne yeni katılanların sayısı kadar istihdam yaratılmış oldu. Kentin işsiz sayısı değişmedi. İstanbul'un işsizlik oranı yüzde 11'lerde seyretmeye devam etti. İstihdam kentin işsizlerine bile yetmeyince, çareyi geri dönmekte bulan, ancak parası olmayanlar için İstanbul Büyükşehir Belediyesi kampanya başlattı. Bu kapsamda, 2007 yılının ilk beş ayında Diyarbakır'a 14 ailenin, Hatay'a 13 ailenin, Adana, Samsun ve Ordu'ya 11 ailenin, Tokat'a 10 ailenin, Kahramanmaraş ve Gaziantep'e dokuz ailenin, Malatya ve Mardin'e de sekiz ailenin geri dönmeleri sağlandı. Belediyenin 2007 yılının ilk beş ayında eşyalarıyla birlikte memleketlerine geri gönderdiği İstanbul'a göç etmiş aile sayısı toplamda 229'a ulaştı.

* * * * *
Göç veren kentlerde işsizlik bir türlü azalmadı
Göç veren kentlerde ise 'göçe rağmen' işsizlik bir türlü azalmadı. Bunda tarımdaki istihdamın gerilemesi, işgücündeki artış etkili oldu. Verdikleri göçe rağmen Siirt, Mardin, Batman, Şırnak'ta 2002 yılında 24 bin olan işsiz sayısı artarak 52 bine ulaşırken işsizlik oranı da adeta üçe katlandı. Yüzde 45 ile yüzde 75 arasında değişen oranlarda net göç veren il durumundaki Mardin, Batman ve Siirt'te 2004'te 373 bin kişilik istihdam 2006'da 280 bin kişiye indi. İşsizlik oranı yüzde 6.1'den yüzde 15.7'ye yükseldi. 2000 yılı verilerine göre yüzde 106'lık net göç verme hızına sahip Ardahan, yüzde 61'lik göç hızına sahip Kars, yüzde 56'lık göç hızına sahip Ağrı ile yüzde 9'luk göç hızına sahip Iğdır'da bu göçlere rağmen 2004 ile 2006 arasında işsizlik sayısı üç kattan fazla arttı. Söz konusu illerde 2004 yılında 5 bin olan işsiz sayısı 2006 yılında 17 bine ulaştı. İstihdam ise 317 binden 307 bine geriledi. Diyarbakır ile Şanlıurfa'da 2004 ile 2006 arasında işsiz sayısının 1000 kişi azaldığı belirtilse de iki kentteki işsizlik oranı buna rağmen yüzde 10.8'den yüzde 12'ye tırmandı. Adana, Mersin, Antalya gibi Akdeniz kentleri istihdamın daraldığı, işsizliğin yoğun olduğu illerin çekim merkezi haline geldi. Yaratılan istihdam, talebi karşılamaktan uzak kalınca, 2002 yılında 71 bin işsizin bulunduğu Adana ve Mersin'de 2006 yılında bu rakam 209 bine yükseldi.

* * * * *
Üniversite mezunlarının yüzde 29'u işsiz
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) tarafından yapılan araştırmaya göre, Türkiye'de üniversite mezunu çalışabilir nüfusun yüzde 29'u ekonominin dışında kalıyor. AB ülkelerinde ise bu oran yüzde 16 seviyesinde bulunuyor. DİSK-Ar-Ge tarafından yapılan araştırmada, AB ülkelerinde ve Türkiye'de eğitim düzeyiyle işsizlik arasındaki ilişki karşılaştırıldı. Araştırmada, AB ülkelerinin 1997 yılında oluşturdukları Avrupa İstihdam Stratejisi (Lizbon Bildirgesi) ile istihdam oranlarını 2010 yılına kadar yüzde 70'e çıkarma hedefini önlerine koydukları belirtildi.
AB'ye üye 27 ülkenin istihdam oranının şimdiden 65'i bulduğu belirtilen araştırmada, 'Türkiye'nin bu hedefin oldukça uzağında kaldığı ve 15 yaş üstü çalışabilir nüfusun yarısından fazlasının işgücünün dışında kaldığı' kaydedildi. Türkiye'de her 100 kişiden sadece 46'sının istihdam edildiği ifade edilen araştırmada, "Aynı göstergeyi nitelikli işgücü sayılabilecek üniversite mezunlarına göre incelediğimizde de aynı sonuç çıkmaktadır. Türkiye'de üniversite mezunu çalışabilir nüfusun yüzde 29'u ekonominin dışındayken, AB ülkelerinde bu oran yüzde 16" denildi.
Kültürel ve sosyal nedenler bir tarafa bırakılıp soruna sadece iş gücü talebi ve arzı açısından bakıldığında bu durumun muhtemel iki nedeni olabileceğine yer verilen araştırmada, bunlardan birinin 'ekonominin, nüfus artışı ve göç gibi nedenlerle artan iş gücü talebini emme kapasitesinin bulunmaması', diğerinin 'Türkiye'deki 15-65 yaş arası çalışma çağındaki nüfusun istihdam edilebilir vasıflara sahip olmaması' olarak gösterilebileceği belirtildi.
AB ülkelerindeki verilerin eğitim düzeyi ilerledikçe işsizliğin azaldığı belirtilen araştırmada, şunlar kaydedildi: "AB ülkelerinde ilköğretim seviyesindekiler arasında işsizlik oranı yüzde 12 civarındayken, üniversite mezunları arasındaki işsizlik oranı belirgin bir düşüşle yüzde 4.6'ya iniyor. Oysa Türkiye'de eğitimle çalışma yaşamı arasında bir kopukluk var. Eğitim düzeyinin yüksek olması ne işin niteliğini ne de işsizliği belirliyor. AB'de eğitimle işsiz sayısı arasında ters yönlü bir ilişki gözlemlenebilirken, Türkiye'de böyle bir ilişki yok. Avrupa'da eğitim artarken işsizlik azalıyor. Bu süreç Türkiye'de aynı biçimde ilerlemiyor. Türkiye'de ortaokul ve ilköğretim mezunlarının yüzde 13'ü işsiz, üniversite mezunu olmak da durumu değiştirmiyor. Türkiye'de lise mezunlarının yüzde 13'ü, üniversite mezunlarının yüzde 10'u işsiz." Araştırmada, eğitim ve istihdam arasındaki kopukluğun nedenleri, 'Üretimin düşük katma değerli, emek yoğun işlerde yoğunlaşması nedeniyle nitelikli emek ihtiyacı artmaması' ve 'üniversiteler de dahil olmak üzere eğitimin ülke ihtiyaçlarına göre şekillendirilmemesi' olarak gösterildi.

* * * * *
İşgücüne katılım yüzde 44
  • AB'de işgücüne katılım ortalama yüzde 69, Türkiye'de yüzde 44
  • AB'de kadın istihdamı yüzde 55, Türkiye'de yüzde 25
  • AB'de tarımın istihdamdaki payı yüzde 4, Türkiye'de yüzde 34
  • AB'de hizmetlerin istihdamdaki payı yüzde 60-70, Türkiye'de yüzde 43
  • AB'de toplam istihdam içinde ücretlilerin payı yüzde 83, Türkiye'de yüzde 49