AB ilerleme raporu çok net: 301 değişmezse üyeliği unut

Avrupa Komisyonu Türkiye'nin ilerleme raporunu açıkladı. Komisyonun genişleme sorumlusı Olli Rehn TCY'nın kötü şöhretli 301. maddesi hiç geçikmeden ya iptal edilmeli ya da değiştirilmelidir. 301. madde reformu yapılmadan üyelik müzakerelerinde yargı ve temel haklar başlıkları açılamaz" dedi

BRÜKSEL - Avrupa Komisyonu dün Türkiye dahil aday ülkelerin yıllık ilerleme raporu ve strateji belgesini yayımlarken, bu belgeleri kaleme alan Komisyon'un genişleme sorumlusu Olli Rehn de bir basın toplantısı düzenledi. "Türkiye zor bir dönemi başarıyla geride bıraktı. Siyasi krizde demokrasi galip geldi. Bu yeni ivme, başta ifade ve din özgürlüğü olmak üzere temel hakları iyileştirecek reformları yeniden başlatmak için kullanılmalı. Böylelikle bu haklar ülkenin tüm köşelerinde ve yaşamın her alanında hüküm sürebilsin. Şimdi bunun vaktidir" diyen Rehn, raporda da tavsiye ettiği gibi TCK'nın Türklüğe hakaretle ilgili 301. maddesi reforme edilmedikçe müzakerelerin kapanmayacağı, yani üyeliğin olmayacağını vurguladı:

"Düşünce, ifade ve din özgürlüğü açık, demokratik ve dolayısıyla gerçekten Avrupalı bir toplum yaratmak için esastır. Bu yüzden TCY'nın kötü şöhretli 301. maddesi hiç geçikmeden ya iptal edilmeli ya da değiştirilmelidir. 301. madde reformu yapılmadan üyelik müzakerelerinde yargı ve temel haklar başlıkları açılamaz. Bir Avrupa demokrasisinde yazar, gazeteci, akademisyen ve diğer aydınların tümüyle şiddetten uzak ya da eleştirel bir görüşü dile getirdikleri için haklarında dava açılması kabul edilemez."

Finli komisyon üyesi, Türkiye Ankara Anlaşması Ek Protokolü'nden kaynaklanan yükümlülüklerini tüm üyelere karşı yerine getirmediği (yani limanlarını Rumlara açmadığı) sürece geçen yılki ilerleme raporu tavsiyesi uyarınca askıya alınan sekiz maddenin de açılamayacağını belirtti. AB’nin verdiği sözleri tutup adil olması gerektiği, AB’nin Türkiye'nin reformlarına destek vermesinin kendi menfaatleri icabı olduğunu da anlatan Rehn, 'Rapor bu yıl daha yumuşak' sorusuna "Hem adil hem de sıkı davranılması gerek. Rapor ne çok yumuşak, ne de çok sert. Asıl değişen şartlar" yanıtını verdi. Müzakerelerde teknik açıdan olumlu gelişmeler kaydedildiğini söyleyen Rehn, "Tüketici sağlığı ve TransAvrupa ağları (Avrupa çapında ulaşım) başlıklarında hiçbir teknik sorun kalmadığı ve siyasi sorun da görülemeyeceğinden müzakerelerin en kısa zamanda başlatılmasına hiçbir AB üyesinin karşı çıkmaması beklentisindeyim" dedi.

İlerleme raporu ve strateji belgesinde Türkiye'nin şu eksiklikleri sıralanıyor:

*2005'ten beri reformlar inişli çıkışlı biçimde hayata geçirildi ve bu süreç yavaşladı. Türkiye geçen yıl Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili bir anayasal kriz yaşadı. Ordu, önemli siyasi etki yaratmayı sürdürdü ve kendi alanını aşan açıklamalar yapmayı hızlandırdı. Ordu üzerinde tam sivil denetim sağlanmalı ve meclis savunma harcamalarını denetlemeli.

*Türkiye'nin şimdi siyasi reformlara ivme kazandırmaya ihtiyacı var. Özellikle ifade özgürlüğü ve Müslüman olmayan cemaatlerin hakları konusunda gecikmeden kayda değer adımlar atılması gerek. Komisyon, Avrupa Konseyi'ne, ifade özgürlüğüyle ilgili TCY'nin 301. maddesi ve diğer ilgili yasaların gözden geçirilmesinin, kilit önemdeki 'yargı ve temel haklar' başlığının açılmasının kriteri olmasını tavsiye etmiştir.

*Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığına dair endişeler sürüyor. Yargı reformunda daha fazla ilerleme gerekiyor. Anayasa Mahkemesinin, cumhurbaşkanı seçiminde milletvekillerinin üçte ikisinin (367) hazır bulunmasının zorunlu olduğuna karar vererek ilk tur oylamayı geçersiz ilan etmesi, tarafsızlığını yitirdiği yönünde güçlü siyasi tepki ve iddialara neden oldu.

*İşkence ve kötü muamele olayları azalmış olsa da, özellikle gözaltı başlamadan önce olaylar hala yaşanıyor. Türkiye, güvenlik güçleri tarafından insan hakları ihlalleri yapıldığına dair iddiaları dana derinlemesine incelemeli

*Gazeteci, aydın ve şiddet taraftarı olmayan insan hakları eylemcilerine açılan davalar 2007'de arttı. Bu da otosansüre yol açtı. 301 ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan diğer maddeler, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM'nin ilgili yasasıyla uyumlu hale getirilmeli.

*Tüm cemaatlerin sınırlamalar olmaksızın hayatlarını sürdürmesi için AİHM'yle uyumlu yasal çerçeve oluşturulmalı. Müslüman olmayan cemaatler ve Alevilerin yaşadığı zorluklar konusunda ilerleme kaydedilmedi. Lozan Anlaşması'nın azınlık bakış açısı, etnik köken, dil ve dinine dayanarak bazı vatandaşlara, kimliklerini korumaları için özel haklar sunmayı engellememeli. Ayrımcılık, hoşgörüsüzlük ve ilgili şiddet eylemlerini engellemek için daha çok çaba harcanmalı.

*Türkiye'de azınlık haklarına dair durum değişmedi. Türkiye'deki uygulamaların Avrupa standartlarına uygun hale getirilmesi konusunda hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Vakfıflar Yasası kabul edilmeli.

*Türkiye güneydoğunun ağırlıklı Kürt nüfusunun tam anlamıyla hak ve özgürlük sahibi olması için gerekli şartları yaratmalı. Kültürel hakların kullanılması konusundaki kısıtlamalar sürüyor, özellikle de Türkçe dışındaki dillerin televizyon yayınlarında, siyasi hayatta ve kamu hizmetlerinde kullanılmasına dair kısıtlamalar... Devlet okullarında veya özel okullarda Kürtçe öğrenme fırsatı yok. Romanlar da ev, eğitim, sosyal koruma, sağlık ve istihdam konularında ayrımcılığa maruz kalıyor. Zorla evden çıkarma hala ciddi sorun.

*Türkiye vatandaşlarını koruma ve terörizmle mücadele çabasında hukukun üstünlüğüne saygı duymalı, uluslararası ve bölgesel barış ve istikrarı korumalı, orantısız bir askeri harekat düzenlememeli.

*Kadın haklarını ilerletmek konusunda daha fazla atım atıldı. Özellikle kadınları şiddetten korumada ilerleme kaydedildi. Fakat bu çabaların güçlendirilmesi gerek. Yasal çerçeve hazır, ama tam anlamıyla hayata geçirilmesi gerek.

*Çocuk hakları konusunda (çocukların doğumda nüfusa kaydettirilmesi ve eğitim alanları dahil) birkaç alanda ilerme var. Fakat çocuklara karşı şiddettin engellenmesi ve ilgili yasanın tam olarak uygulanması konularında daha fazla adım atılmalı.

*Türkiye, sendika haklarına AB standardı ve örgütlenme, grev yapma, toplu pazarlık yapmaya dair ILO kararlarıyla uyumlu biçimde saygı gösterilmesini garanti altına alamadı. Sendika haklarını güçlendirmek için yeni yasalar gerek.

* Yaygın yolsuzlukla mücadelede çok az ilerleme kaydedildi. Makroekonomik istikrar açısından var olan riskler için, daha fazla ekonomik reform ve mali güçlendirme gerekli. Ana sorunlar arasında, yapısal zayıflığın yanı sıra, işgücü piyasasının esnek olmaması, iş gücünün yeteneklerinin kalitesi, özellikle kadınlar açısından düşük istihdam oranları, büyük kayıtdışı sektör, sosyal güvenlik sistemi ve enerji sektöründe reformlar var. Kırsal ekonominin çeşitlendirilmesi sınırlı düzeyde. Romanların hassas durumu ele alınmalı. Türkiye'nin hâlâ güneydoğudaki ekonomik ve sosyal kalkınmaya kapsamlı yaklaşım geliştirmesi gerekiyor.

*Türkiye, Ankara Anlaşması Ek Protokolü'nü ayrım yapmadan uygulama yükümlülüğünü yerine getirmedi. Kıbrıs'la ulaşım kısıtlamaları dahil malların serbest dolaşımının önündeki tüm engeller kaldırılmalı. Kıbrıs'la ikili ilişkilerin normalleşmesinde ilerleme kaydedilmeli. Türkiye Ek Protokol'ün gereklerini yerine getirmedikçe geçen yıl askıya alınan sekiz başlık açılmayacak.

* Pekçok ölüme yol açan bir dizi silahlı PKK saldırısına bir yanıt olarak, Türkiye meclisi ekim 2007'de, hükümete Irak'ın kuzey bölgesine müdahale etme yetkisi veren bir tezkereyi onayladı. AB Başkanlığı, birliğin bir bütün olarak Türkiye'deki terörist PKK şiddetini kınadağını teyit etti. Başkanlık ayrıca, 'bölgedeki önemli güçler başta olmak üzere uluslararası toplum Türkiye'nin, hukukun üstünlüğüne saygı duyarak, uluslararası ve bölgesel barış ve istikrarı koruyarak, orantısız bir askeri harekat düzenlemeyerek, nüfusunu koruma ve terörle savaşma çabalarını desteklemeli" açıklaması yaptı.

Öte yandan AB dönem başkanı Portekiz’in ev sahipliğindeki Avrupa-Akdeniz Dışişleri Bakanları 9. Toplantısı'nda, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Türkiye'nin AB yerine buraya üye olabileceğini söylediği 'Akdeniz Birliği' önerisi, gündemde olmamasına rağmen konuşuldu. Portekiz, Lüksemburg ve Avrupa Komisyonu önerinin incelenmesi gerektiğini söylerken, Komisyon'un dışilişkiler sorumlusu Benita Ferrero Waldner bunun Türkiye'nin AB üyeliği sürecine alternatif oluşturmadığı şerhini düştü. (Radikal)