AB 'sansürü' sordu

Savunmalar hazır
Belçika, AB Genel Sekreterliği'nden 'Hayata Dönüş Operasyonu'na ilişkin Adli Tıp raporları, ilan yasağı yoluyla basına sansür ile hâkim ve savcılara 'sus genelgesi'ni sordu. İçişleri ve Adalet bakanlıkları ile Basın Yayın Genel Müdürlüğü de savunmaları sekreterliğe yolladı.
'Mevzuat böyle...'
AB Sekreterliği, iki gün içinde Dışişleri Bakanlığı'nın olurunu alarak savunmaları AB'ye sunmak niyetinde. Savunmada, Adli Tıp raporlarının gerçeği yansıtmadığı ve basının 'maksatlı haber verdiği' yazıldı. Radikal'e uygulanan ilan sansürü için de 'Mevzuat böyle' denildi.
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi
DENİZ ZEYREK / Arşivi

ANKARA - Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik koşusunda zorlanan Türkiye'nin başı, bu kez 'Hayata Dönüş' operasyonlarıyla dertte. AB Dönem Başkanı Belçika'nın, Radikal'in
'gerçeğe dönüş' haberleri üzerine AB Genel Sekreterliği'ne yazı yazarak, resmi açıklamaları tartışmalı hale getiren 'Adli Tıp raporları' ve 'Radikal'e ilan yasağı yoluyla sansür' konularında bilgi istediği ortaya çıktı.
Belçika, Radikal'de yayımlanan F tipi cezaevleri ve cezaevi operasyonlarıyla ilgili haberlere konu belgelere ulaşmak için harekete geçti. Belçika'nın Ankara Büyükelçiliği, haberlerden kısa süre sonra Başbakanlık AB Genel Sekreterliği'ne bir yazı yazarak üç konuda ayrıntılı açıklama istedi.
AB öncelikle, ikisi asker 30'u tutuklu-hükümlü 32 kişinin yaşamını yitirdiği
'Hayata Dönüş' operasyonlarındaki 'gerçeğin ne olduğu' sorusuna yanıt aradı. AB, 'mahkûmların bulunduğu bölümden askerlerin olduğu yöne ateş edilmediği, operasyonda kullanılan gaz bombalarının öldürücü dozda olduğu' tespitleri yapılan Adli Tıp raporu ve buna esas alınan otopsi raporları ile resmi açıklamalar arasındaki çelişkiden hareketle bilgi-belge istedi.
Sansür doğru mu?
AB ikinci olarak, F tipi cezaevleriyle ilgili eleştirel köşe yazıları üzerine Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün başvurusuyla Basın İlan Kurumu'nun Radikal'e uyguladığı ilan yasağının nedenini de merak etti. Bu yasağın sansür olduğuna ilişkin haberler ve gerçeğin ne olduğunun yanıtı istendi.
Türkiye'den açıklanması istenen bir diğer konu ise Adli Tıp raporlarının yayımıyla aynı günlerde başsavcılıklara gönderilen
Adalet Bakanlığı genelgesi oldu. Bu talebe de, genelgeyi, 'savcılara, soruşturmalarla ilgili haberler hakkında dava açmaları uyarısı' şeklinde yorumlayan gazete haberleri
nedeniyle ihtiyaç duyuldu.
AB Genel Sekreterliği bunun üzerine, cezaevleri operasyonlarını yapan İçişleri ve Adalet bakanlıkları ile ilan yaptırımı nedeniyle Basın Yayın Genel Müdürlüğü'nden bilgi ve açıklama istedi. AB Genel Sekreterliği yetkililerinin, bu kurumlardan kendilerine ulaştırılan bilgileri birkaç gün içinde Dışişleri Bakanlığı'nın olurunu da alarak AB'ye teslim etmeyi planladığı kaydedildi.
AB'ye iletilecek bu metinlerde, Adalet ve İçişleri bakanlıklarının basın açıklamasında da kullandığı ve jandarmaca hazırlandığı bildirilen 'bilgi notu'nun eksen alındığı öğrenildi. Türkiye'nin 'Hayata Dönüş'ü savunurken kullandığı temel tezlerden bazıları şöyle:
İşte savunmalar
"Adli Tıp bilirkişi raporu, bütünlüğü bozularak yayımlanmıştır. Koğuşlardaki yangın, gaz bombalarından değil, mahkûmların kendilerini yakması ve koğuşu tutuşturmasından çıkmıştır.
Jandarma hiçbir zaman tutuklularla 100 metrelik atış mesafesinde olmadığından, bazı tutukluların 100 metrelik atışla silahla öldürüldüğü iddiası da doğru değildir. Mahkûmların silah kullanmadığı iddiası da yanlıştır. Bayrampaşa Cezaevi'nde ele geçirilen malzemeler arasında bir Kalaşnikof tüfek, dört tabanca da vardır.
Gazetelere ilan yasağı getirilmesi Basın İlan Kurumu mevzuatında düzenlenmiştir.
Kurum kendi yasasını işletmiştir, sansür yoktur. Adalet Bakanlığı genelgesinin de cezaevi haberleriyle hiçbir ilgisi yoktur.
Belçika'nın, detaylı bilgileri aldıktan sonra Türkiye için hazırlayacağı İlerleme Raporu 2001'de bu konuya yer vermesi güçlü
olasılık görülüyor. Bu konudaki
'olumsuz' rapor, Türkiye'nin üyelik sürecini olumsuz etkileyebilir.