AB: Türkiye hazır değil

Üç temel gerekçe
AB Komisyonu Türkiye'ye tam üyelik müzakereleri için yine yeşil ışık yakmadı. Dün açıklanan 'Türkiye 2001 İlerleme Raporu'nda Ankara'nın müzakerelere başlamaya ehil bulunmayışı üç gerekçeye dayandırılıyor: Demokratikleşmede yetersizlik, ekonomide zayıflık ve Kıbrıs'ta çözümsüzlük.
Bir de ara formül
Ankara bu yılki raporla, Türkiye için
'üyelik görüşmelerine giriş' sayılan 'tarama süreci'nin başlatılacağını umuyordu. Ancak komisyon Ankara'nın karşısına,
'derinleştirilmiş analitik inceleme' adlı
ara formülle çıktı. Komisyon böylece, Türkiye'yle 'yeni bir dönem başlatma' amacını ortaya koyuyor.
'Aslolan uygulama'
"Türkiye dışındaki adayların siyasi kıstaslara uymayı sürdürdüğünü" belirten Komisyon, Anayasa değişikliklerini olumlu buldu ama 'uygulamanın beklenmesi gerektiği'ni belirtti. Rapor, 'Türk ekonomisi diğer adaylardan iyi' kanaatini de çürüttü.
Haber: Duygu LELOĞLU / Arşivi

BRÜKSEL - Avrupa Birliği (AB) Komisyonu beklendiği üzere Türkiye'ye tam üyelik müzakereleri için yine yeşil ışık yakmadı. Komisyon dün açıkladığı Türkiye 2001 İlerleme Raporu'nda Ankara'yı üyelik müzakerelerine başlamaya ehil bulmamasını üç temel gerekçeye dayandırdı: Demokratikleşmede yetersizlik, ekonomide zayıflık ve Kıbrıs'ta çözümsüzlük.
Yıllık olarak açıklanan ilerleme raporu, aday ülkenin tam üyeliğe hazırlık sürecinde komisyonca belirlenen hedef ve öncelikler çerçevesinde AB müktesebatına uyumda kaydettiği aşamayı ortaya koyuyor. Bu komisyonun Türkiye için bugüne kadar hazırladığı 4'üncü rapor.
Ankara'nın beklentisi bu yılki raporda en azından 'tam üyelik görüşmelerine giriş' olarak kabul edilen 'tarama süreci'nin başlatılmasının önerilmesiydi. Komisyon bu beklentiyi boşa çıkararak geçen hafta içinde basına sızdığı üzere Ankara'nın karşısına 'derinleştirilmiş analitik inceleme' adında bir ara formülle çıktı. Komisyon böylece Türkiye ile 'yeni bir aşama'ya girildiğini belirtmiş oldu.
Komisyon geçen ay gerçekleştirilen anayasa değişikliklerini memnuniyetle karşıladığını bildirdi. Ancak Türkiye'nin hâlâ AB'nin temel kuralları sayılan Kopenhag Kıstasları'nın hayli gerisinde bulunduğunu kaydetmeyi de ihmal etmedi. Diğer 12 adayın aksine Türkiye'nin özel bir konumu bulunduğunu ima eden komisyon, "Türkiye haricindeki tüm aday ülkelerin siyasi kıstaslara uymaya devam ettiğini' belirtti. Türkiye'nin anayasal reformlarla siyasi kıstaslara uyum alanında mesafe kat etmeye başladığına dikkat çekti. Ancak raporda sağlıklı karar verebilmek için yeni yasaların uygulamasının beklenmesi gerektiği de ifade edildi.
Ekonomi de sorunlu
AB Komisyonu Türkiye'nin ekonomi alanında diğer adaylara göre avantajlı bulunduğu yolundaki kanaate pek katılmadığını da ortaya koydu. 2001 İlerleme Raporu'nda Türkiye'nin halihazırda işleyen bir piyasa ekonomisi için pek mesafe alamadığı belirtildi. Buna karşılık Türk ekonomisinin büyük bölümünün Gümrük Birliği sayesinde AB'de rekabet edebilir hale geldiği kaydedildi.
112 sayfalık rapor Giriş, Üyelik Kıstasları ve Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB) ile Ulusal Program (UP) Değerlendirilmesi isimli üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde Türkiye ile AB arasında son üç yılda gelişen ilişkiler değerlendiriliyor. İkinci bölümde Türkiye'nin son bir yıldır siyasi ve ekonomik
alanda yaptığı reformlar ayrıntılarıyla ele alınıyor. Son bölümde ise iki belgeyle ilgili bilgi ve Ankara'nın iki belgeyi nasıl etkinleştirebileceğine ilişkin öneriler var.
***
Siyasi kıstaslar
Reformlar yerinde ancak yetersiz
YASAMA
TBMM kabul ettiği 34 maddelik Anayasa reform paketini hızla ve geniş bir destekle kabul etti. Pakette bulunan milletvekili dokunulmazlığını kısıtlayan yasa taslağının reddedilmesi kamuoyunca eleştirildi.
YÜRÜTME
Hükümet silahlı kuvvetlerin tamamen sivil denetim altına alınması konusunda ciddi bir ilerleme kaydedemedi.
YARGI
Uygulamada yargı bağımsızlığına ilişkin endişeler sürüyor. Özellikle devlet memurlarının karıştığı yolsuzluk davalarında hâkim ve savcılara baskı yapıldı. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na Adalet Bakanı'nın başkanlık etmesi yargıyla yürütme
arasındaki bağımsız ilişkiyi zedeliyor. Türk mevzuatının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla uyumu için adli reformlar yapılmalı. Yargının yürütmeden bağımsızlığının sağlanması için DGM ve askeri mahkemelerle ilgili reformlar sürdürülmeli. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ihlallerinin tazmin edilmesine imkân verilmeli.
YOLSUZLUK
Cumhurbaşkanı, yolsuzluğun Türkiye'nin en ciddi sorunlarından biri olduğunu sık sık belirterek, yolsuzlukla mücadeleye tam destek verdi. Yolsuzluğu artıran unsurlar arasında, iyi tanımlanmış müeyyidelerin olmaması, hantal bir bürokrasi bulunması ve yolsuzluk uygulamalarının geniş kabul görmesi sayılabilir. Ayrıca, Türkiye
ile ilgili Dünya Bankası Raporu bürokrasideki yolsuzluğu, yabancı yatırımları engelleyen en önemli unsur olarak gösterdi.
MGK
Anayasa reformları çerçevesinde MGK' nın üyelik yapısını ve rolünü düzenleyen 118'inci madde değiştirildi. Kurulun sivil
üye sayısı 5'ten 9'a çıkarıldı, asker üye sayısı 5'te kaldı. Ayrıca ilgili yeni kanun, MGK'nın istişari bir organ olduğunu ve sadece tavsiyelerde bulunabileceğin belirtiyor. Hükümet şimdi MGK kararlarını öncelik olarak kabul etmek yerine sadece değerlendirecek. Bu kanunun uygulamada ne kadar etkin olacağının izlenmesi lazım.
İNSAN HAKLARI VE AZINLIKLAR
Anayasal reformlar insan hakları ve temel hürriyetlerin güvenceye alınması ve idam cezası uygulamasının sınırlandırılması alanında önemli bir adım. Hakların kısıtlanmasında orantısallık ilkesi benimsendi. Teminat altındaki hakların kısıtlanmasında orantılılık kabul edildi. Ancak, temel özgürlüklerle ilgili birçok kısıtlama yürürlükte.
BM Bütün Irk Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, Uluslararası Ceza Mahkemesi Tüzüğü, BM Yurttaşlık ve Siyasi Haklar
Uluslararası Tüzüğü, BM Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Tüzüğü'nü hayata geçirmede ilerleme kaydedilemedi.
Anayasal reformlar ışığında Türkiye'nin idam cezasını kaldıran AİHS'nin 6. protokolü imzalayıp imzalamayacağı önümüzdeki günlerde belli olacak. Türkiye ulusal azınlıkların korunmasıyla ilgili Avrupa Konseyi Çerçeve Anlaşması'nı da henüz imzalamadı.
YURTTAŞLIK VE SİYASİ HAKLAR
Anayasal, yasal ve idari reformlara rağmen insan hakları sicilinin ciddi şekilde iyileştirilmesi gerekiyor. Anayasa'nın gözden geçirilen 38. maddesiyle ölüm cezası savaş durumu, yakın savaş tehdidi ve terör eylemleri dışında kaldırıldı. Ancak, terör eylemleriyle ilgili istisna AİHS'nin 6. protokolüne aykırı. Bununla ilgili yasal değişikliklerin yapılması gerekiyor.
Geçen yılki İlerleme Raporu'ndan bu yana işkence ve kötü muamelenin önlenmesinde uygulamada bir ilerleme kaydedilemedi. Bu durum hâlâ ciddi bir endişe kaynağı. Gözaltı sürecinde işkence ve kötü muamele vakaları hâlâ devam ediyor. İşkence özellikle Güneydoğu'da çok yaygın. İşkence ve kötü muamele iddiasıyla suçlanan devlet memurlarına ilişkin davalarda geçen yıla göre artış gözleniyor. Ancak devlet memurlarının hala çok hafif hapis ya da çok hafif para cezalarıyla kurtuldukları yönünde endişeler var. Türk yetkililerine göre 2000-2001 yıllarında devlet memurlarına karşı 1472 kötü muamele ve 159 işkence davası açıldı. Sonuçta 36 memur hapis cezası alırken, 50 memur işten atıldı.
TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nun eski başkanı Sema Pişkinsüt'ün azlinden sonra komisyon eski etkinliğini kaybetti.
2000 güzünde, Türk hükümeti 80 kişilik koğuş sisteminin yerine daha güvenli 1-3 kişilik F tipi sistemine geçiş için cezaevi reformu yapmaya karar verdi. Bu karar, şiddetli gösterilere ve ölüm oruçlarının başlamasına yol açtı. Ölüm oruçlarına aşırılıkçı örgütler önayak oldu.
İfade özgürlüğünün genişletilmesi için köklü yasal değişiklik lazım. İfade özgürlüğü konusunda ciddi sorunlar yaşandı. Bunun son örneklerini Radikal gazetesi yazarı Neşe Düzel ve Turkish Daily News gazetesi yazarı Burak Bekdil'in makaleleri dolayısıyla haklarında açılan davalar oluşturuyor.
Siyasi partilerin uyması gereken kurallar Anayasa reformuyla değiştirildi. Parti üyelerinin Cumhuriyet'in temel ilkelerine ters görüşleri partisince paylaşılıyorsa, söz konusu siyasi partiye yaptırımlar uygulanabilir. Yeni düzenleme parti kapatmayı göreli olarak zorlaştırsa da partileri tamanen yasaklayan kanunlar geçerliliklerini koruyor.
Gayrimüslimlere hoşgörünün arttığı gözleniyor. Bununla birlikte kiliselerin mülkiyet hakları konusunda hâlâ birtakım zorluklar mevcut. Sünni olmayan Müslümanların haklarına ilişkin henüz ciddi bir ilerleme kaydedilemedi. Alevilere ilişkin bakış açısı değişmezken, Alevi kimliğinin tanınmasına yönelik herhangi bir gelişme sağlanamadı.
AZINLIK HAKLARI
Farklı etnik grupların kendi kültürel kimliklerini ifade edebilmeleri, ortak geleneklerini yaşayabilmeleri ve dillerini konuşabilmeleri için henüz gerekli şartlar oluşturulamadı. Türkiye, Avrupa Ulusal Azınlıkların Korunması Sözleşmesi'ni imzalamadı.
KIBRIS
Türkiye BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik inisiyatifine destek vereceğini açıklamasına rağmen, AB Ankara'nın somut adımlar atmamasından hayal kırıklığına uğradı. Özellikle, Ankara'nın Kıbrıs Türk toplumu lideri Rauf Denktaş'ın görüşmeden çekilmesini onaylaması, hatta desteklemesi hayal kırıklığını artırdı. Bu çerçevede, AB, BM'nin Kıbrıs girişimini tekrar başlatmak için Türkiye'nin önşartsız somut destek vermesini beklemekte.
SINIR ANLAŞMAZLIKLARI
Türk-Yunan ilişkilerinin geliştiği gözleniyor. Bu yakınlaşma, her iki tarafın Ege'deki askeri tatbikatlardan birbirini önceden haberdar etmesi, kara mayınlarının temizlenmesi ve dışişleri bakanları arasında doğrudan telefon hattı kurulması gibi güven artırıcı önlemlerle desteklendi.
***
Ekonomik kıstaslar
Kayıt dışı alan denetime alınmalı
Türkiye, iki ağır ekonomik kriz geçirdi. Bu nedenle ülkede makro ekonomik dengesizlikler başgösterdi. Yapılması gereken yapısal reformların bir bölümü yapıldı. Özellikle devletin ekonomiye müdahalesi azaltılmaya mali sektörün zayıflığı engellemeye çalışılıyor.
Bunlar ümit verici, ama daha gerçekleşmemiş reformlar var. Ancak para piyasalarının kontrolü ve kayıt dışı ekonominin denetim altına alınması konularındaki yapılması gereken reformlar arasında ilk sırada yer alıyor.
Geçtiğimiz yılın raporundan bu yana, birçok alanda değişiklikler yapıldı. Özellikle de Merkez Bankası'nın da içinde bulunduğu bankacılık sektöründe ve telekom, tarım gibi alanlarda yasal değişiklikler gerçekleştirildi.
Bununla birlikte kozmetik, sosyal politika, görsel ve işitsel sektörler gibi alanlarda, AB ile Türkiye arasında halen temel farklar mevcut. Özellikle malların serbest dolaşımı konularında yasal değişiklikler yapıldı. Kamu ihalelerine ilişkin şu andaki düzenlemeler, AB ile uyum göstermiyor. Özellikle, insanların ve yabancı yatırımlar için gerekli paranın serbest dolaşımına ilişkin kısıtlamalar halen kaldırılmadı.
KÜLTÜR
Türkiye Avrupa Sınır Ötesi Televizyon Sözleşmesi'nin imzacıları arasında ama henüz yürürlüğe koymuş değil.
GÜMRÜKLER
Bilgisayara geçilmesi ve gümrük idarelerinin modernleştirilmesi olumlu adım.
ÇEVRE
Türkiye çevre konusunda AB'ye hiçbir taahhütte bulunmadı, Ulusal Program'da bu konu genel hatlarla anlatıldı. Hangi yönde çalışmalar yapılacağı konusunda hiçbir bilgiye yer verilmedi. Çevre konusunda bütçe belirlenmedi. Çevreye verilen zarara yönelik önlemler ve mali planlamanın yapılması gerekli.
TARIM
Tarım konusunda, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik kriz nedeniyle, yerine getirilmesi gereken taahhütler, kısa vadeden orta vadeye yayıldı. Ulusal Program'da, tarımsal ilaçlamaya hiç değinilmemiş bile. Kamu sağlığı, veteriner hekimlik ve piyasalardaki kalite denetimleri yeterli değil.
SANAYİ POLİTİKASI
Devletin sanayideki rolü azaltılmalıdır. Sanayi politikası konusunda yasal değişiklikler yapmaktansa, rekabet içinde sanayinin geliştirilebileceğinin anlaşılması gerekiyor. (Burada Ulusal Program'da sanayinin gelişmesi için devlet desteğinin güçlendirileceği yollu ifadeye eleştiri getiriliyor)
REKABET
Türkiye, kısa vadede Avrupa Birliği'nin rekabet kurallarıyla tam olarak aynı noktaya gelmek zorundadır. Türkiye'nin antitekel yasalarıyla AB'ye ve reform çalışmalarına uyumu sağlanarak, rekabete açılması gerekir. Türkiye, AB yasalarını istiyor. Ancak ona ulaşmak için takvim vermeyen ifadeler kullanıyor.
TAŞIMACILIK
Türkiye bu sektöre gereken önemi vermemiştir.
Deniz, hava ve kara taşımacılığı alanında Türkiye'nin, AB taşımacılık sistemine uyum için yapacağı düzenlemeler yeterince açık değil. Karayolu taşımacılığı çok zayıf. Ulusal Program'da taşımacılık konusunda beş yılda yapılacak işler anlatılmış. Daha sonrası için ne yapılacağı belli değil. Program, Türk gemilerinin güvenliği ve deniz güvenliği için ne gibi önlemler alınacağını açıklamamıştır. Kombine taşımacılıkla ilgili düzenleme yok.
ENERJİ
Türkiye'nin Ulusal Program'daki enerji bölümü çok zayıf ve günümüz şartlarına çok uzak. Enerji sektöründe Türkiye'nin gelişmesini değerlendirmek için verilen bilgiler yeterli değil. Türkiye enerji sektörünü düzenleyici bir otoriteyi kurmayı da henüz başaramadı. Ulusal programda gaz ve elektrik dağıtımıyla ilgili unsurlar yeteri kadar açık değil. Enerji fiyatlarıyla ilgili bilgiler yok. Nükleer enerjiyle ilgili yapılacak çalışmalar anlatılmamış.
VERGİ
Türkiye'nin Ulusal Programı bütün ekonomik aktiviteleri kapsayacak sekilde yazılmamış, ekonomideki önceliklerini belirtmemiştir. Genel olarak mevcut durumları açıklayan hükümleri içeriyor. AB' ye uyum için milli mevzuatında uyumla ilgili değişiklik yapma isteği yok. Ulusal Program'da vergiyle ilgili bilgiler AB normlarına uygun değil ancak AB'ye uyum için çaba gösteriliyor.
TELEKOM
Türkiye bu konuda daha fazla çaba sarf etmeli.
İSTATİSTİK
Avrupa Birliği ile Türk mevzuatı arasındaki bağlantı ve gerekli değişiklik önerileri iyi. Nakliyat ve tarım istatistikleri uygulanabilir. Bu konuda Türkiye'ye finansman imkânı sağlanabilir.