ABD Büyükelçiliği'ne DHKP-C saldırısı

ABD Büyükelçiliği'ne DHKP-C saldırısı
ABD Büyükelçiliği'ne DHKP-C saldırısı
Ankara'daki ABD Büyükelçiliği'ne düzenlenen intihar saldırısında 1 kişi hayatını kaybetti, bir gazeteci ise ağır yaralandı. Eylemi düzenleyen DHKP-C militanı da öldü.
Haber: TARIK IŞIK - tarik.isik@radikal.com.tr / Arşivi
MİRAY ÇİMEN / Arşivi
MEHMET BİLBER / Arşivi

ABD ’nin Ankara Büyükelçiliği dün canlı bomba saldırısının hedefindeydi. Güvenlik önlemlerini aşamayan saldırgan, iki aşamalı güvenlik alanı uygulanan personel girişindeyken üzerindeki bombayı patlattı. Saldırganla birlikte kapıda kendisiyle karşı karşıya gelen elçilik güvenlik görevlisi Mustafa Akarsu öldü. O sırada Büyükelçi Francis Ricciardone’yi ziyarete giden ve güvenlik kontrolünden geçmekte olan gazeteci Didem Tuncay da yaralandı. Polis, eylemcinin 1997’de Orduevi’ne lav silahıyla saldırının ardından tutuklanan ve ölüm orucu eyleminde sağlığı bozulduğu için 2001’de salıverilen Ecevit Şanlı olduğunu duyurdu.
Dün 13.14’te, büyükelçiliğin Paris Caddesi’ne bakan kapısından girilen ve personel ile personel ziyaretçilerinin giriş yaptığı nizamiyede şiddetli bir patlama meydana geldi. Saldırgan, kapıyı geçer geçmez güvenlik görevlisi ile karşı karşıya gelmiş ve üzerindeki bombayı patlatmıştı. Eylemci Ecevit Şanlı ve elçilikte görevlisi Mustafa Akarsu (47) patlamada hayatını kaybetti. O sırada Büyükelçi Francis Ricciardone ile görüşmek üzere elçiliğe gelen eski NTV muhabiri Didem Tuncay da yaralandı. Büyük hasara yol açan patlamanın ardından kırmızı alarma geçilen elçilikte, çalışanlar acil durumlar için hazırlanan sığınağa alındı, giriş-çıkışlara uzun süre izin verilmedi. Elçilik telefonlarını açan olmadı. ABD’li güvenlik personeli elçiliğin çatısında uzun namlulu silahlarla bekledi. Paris Caddesi’nin bir bölümü de trafiğe kapatıldı. Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar ve Ankara Emniyet Müdürü Kadir Ay da olay yerinde inceleme yaptı.

Vali ve Elçi’den açıklama
Olay yerinde bilgi alan Ankara Valisi Alaaddin Yüksel, daha sonra Büyükelçi Ricciardone ile birlikte açıklama yaptı. Yüksel ABD Büyükelçisine geçmiş olsun dilerken, Ricciardone ise ‘Türk yetkililere minnettar olduklarını’ söyledi ve “Terörizme karşı beraber savaşmaya devam edeceğiz” dedi. Saldırıyı değerlendiren İçişleri Bakanı Muammer Güler de eylemcinin “DHKP-C üyesi olabileceğini” söyledi.
Elçiliğe çok yakın olan Milliyet gazetesinin Ankara eki Haber Koordinatörü olan Ayhan Aydemir dehşet anını şöyle anlattı: “Bürodaydım. Şiddetli bir patlama oldu. Herkes bir tarafa koşuşturuyordu. Koca bir delik açılmış. Önüm parça parça et yığınıydı. Ağacın tepesinde bile et parçası vardı. Panik vardı. Kimse ne yapacağını bilmiyordu.”

Gazeteci Tuncay yoğun bakımda

Patlamada ağır yaralanan gazeteci Didem Tuncay, geçen haftaya kadar NTV’de Diplomasi Muhabirliği yapıyordu. Tuncay’ın kaldırıldığı Numune Hastanesi yöneticisi Prof. Dr. Nurullah Zengin, “Yüzünün sağ kısmında ağırlıklı olmak üzere travma var. Yaşamsal bulguları daha iyi ama yoğun bakımda izlenmeye devam edilecek. Hayati tehlike sürüyor” dedi. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone de Tuncay’ı hastanede ziyaret etti. Saldırıda yaşamını yitiren 2 kız çocuk babası Mustafa Akarsu’nun 20 yıldır ABD Büyükelçiliği’nde güvenlik görevlisi olduğu ve haziranda kızlarıyla birlikte ABD’ye yerleşmek için hazırlık yaptığı belirtildi.

Sahte kimlikle gelmiş

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği girişindeki patlamayı gerçekleştiren saldırgan Ecevit Şanlı’nın üzerinde sahte kimlik olduğu kaydedildi. Olayı soruşturan TMK’nın 10. maddesiyle görevli Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili’nin, ayakta tedavi gerektirecek şekilde yaralanan güvenlik görevlilerinin tanıklığına başvurduğu bildirildi. 1 Ocak 1973 doğumlu olan Şanlı, ‘terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla İstanbul ’da iki kez gözaltına alınmış. “Hükümlü veya Tutukluların Ayaklanması” suçundan ise bir arama kaydı bulunuyor. Şanlı’nın İstanbul’da karıştığı eylemler nedeniyle de iki arama kaydının olduğu öğrenildi.

‘Wernicke-Korsakoff’ nedir?

Wernicke-Korsakoff hastalığı, uzun süren açlık ve yetersiz beslenme, vitamin eksikliği gibi nedenlerle görülüyor. Yürümeye, hatta ayakta durmaya engel olacak düzeyde denge bozuklukları, görme kusurları, istemsiz kasılmalar, hafıza kaybı, öğrenme ve belleğe kayıt bozukluğu, el ve ayaklarda uyuşma ve yanmalar tedavisi olmayan bu hastalığın temel belirtileri. 2001’den itibaren yüzlerce ölüm orucu eylemcisi bu tanıyla tahliye edilmişti. Eylül 2012’de Gazi Mahallesi’ndeki pois noktasına saldırı düzenleyen İbrahim Çuhadar’ın da Korsakoff sendromu nedeniyle cezaevinden tahliye olduğu belirtilmişti.

Ölüm oruçlarından Suriye’ye

Saldırıdan kısa süre sonra resmi kaynaklar, intihar eylemcisinin Ordu nüfusuna kayıtlı DHKP-C üyesi Ecevit Şanlı olduğunu açıkladı. 6 çocuklu bir ailenin tek oğlu olan Şanlı, 40 yaşındaydı. Daha önce de örgüt adına silahlı eyleme katıldığı belirtilen Şanlı, ‘anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs’ suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı. 1997’de İstanbul Harbiye Orduevi ve Emniyet Müdürlüğü’ne düzenlenen lav silahlı saldırılara katıldığı iddiasıyla gözaltına alınan 7 kişiden biri olan Şanlı, Orduevi saldırısında ‘gözcülük’ yapmakla itham edilmişti. Ecevit Şanlı, Ümraniye Cezaevi’ne kondu ve 2000 yılında F tipi cezaevlerine karşı girişilen açlık grevine katıldı. Aynı yıl eylemi ‘ölüm orucu’na çeviren ilk gruplarda yer aldı. 19 Aralık’ta ‘Hayata Dönüş’ operasyonunun ardından Kandıra F Tipi Cezaevi’ne nakledilen Ecevit Şanlı, ölüm orucunu burada da sürdürdü. 2001’de yakalandığı ‘Wernicke Korsakoff sendromu’ nedeniyle cezası ertelendi ve tahliye oldu.

Örgüt hareketlenirken
Şanlı’nın tahliyeden sonra da örgütle bağını sürdürdüğü anlaşılıyor. DHKP-C, 2000’deki ölüm oruçları sürecinde pek çok önemli kadrosunu kaybetmiş ve örgütün eylem kapasitesi akamete uğratmıştı. Ancak geçen yazdan itibaren DHKP-C eylemleri yeniden artış gösterdi. ‘Hayata Dönüş’ün ardından özellikle dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ü hedef alan başarısız suikast girişimleriyle gündeme gelen örgüt, liderleri Dursun Karataş’ın yurtdışında ölümünden kısa süre sonra yeniden hareketlendi. Bu yeni dönemde örgütün, cezaevlerinde yaşananlara odaklanmak yerine ‘anti-Amerikancı’ bir söylemle ‘bölgesel sorunlara’ eğildiği, özellikle de Suriye’de yaşanan iç savaşta Esad yanlısı tutum aldığı dikkat çekti.