ABD vurursa diktalar yıkılır

Siyasetbilim-
ci Dr. Çağrı Erhan'a göre ABD saldırısı Ortadoğu'da diktatörlerin yıkılmasını hızlandırır.
Haber: NEŞE DÜZEL / Arşivi

New York'ta dünya tarihinin en büyük terör olayı yaşandı. Ama bunu kimin yaptığını bilmiyoruz. Kimse bu olayı sahiplenmiyor. Bu garipliğin nasıl bir açıklaması olabilir sizce?
Baştan itibaren kafamızı karıştıran bir şey bu. Bugüne kadarki terörist eylemlerin büyük kısmı, hele böylesine büyük çaplı, çok iyi planlanmış ve amacına fazlasıyla ulaşmış olanı, hiçbir zaman üstlenilmeden bırakılmamış. Amerika içinde doğudan batıya, en uzun mesafede beş saat seyahat eden, dolayısıyla deposu ağzına kadar benzin dolu olan üç uçağın aynı anda kaçırılması, çok az zaman farkıyla kalkıştan hemen sonra üç ayrı hedefi vurması, sonra da bu kadar büyük bir terör eylemini kimsenin üstlenmemesi,
'Acaba bu işte istihbarat örgütlerinin bağlantısı var mı' şüphesini yarattı.
Var mı sizce?
Hedeflerden birinin Amerikan Başkanı'nı taşıyan Air Force One uçağı olduğu ve içeriden birilerinin uçağın koordinatlarını eylemcilere bildirdiğinden şüphelenildiği, bu yüzden Başkan'ın Beyaz Saray yerine Nebraska'ya götürüldüğü belirtildi. Ve bunu New York Times gibi bir gazetede William Safire yazdı. Bu terörist eylemde mutlaka Truva atları vardır. Usame bin Ladin yapmadı demiyorum ama bu olay, birden fazla terörist örgütün işidir, mutlaka işin içinde bir ya da birkaç ülke ve istihbarat örgütü vardır. Ama bu süreç eğer ABD'nin istediği biçimde sonuçlanırsa, biz gerçeği asla öğrenemeyeceğiz. Eğer sonuçlanmazsa ve Amerika daha da zarar görürse, işte o zaman Amerikan halkından birileri çıkıp 'ne oluyor' diye karıştırır ve gerçekler belki ortaya çıkar. Aslında biz hâlâ bu eylemi kimin yaptığını, uçakları kimin düşürdüğünü, hatta delil olup olmadığını bile bilmiyoruz. Haberler yönlendiriliyor.
Bu terör olayının kimse tarafından sahiplenilmemesi aslında başka bir terör daha yarattı. Bugün kimse Amerika'nın hangi ülkeleri hedef alacağını tam bilmiyor. Şimdi hedef Afganistan olarak gözüküyor ama bu kadarla kalmayabilir. İşte bu bilinmezlik, özellikle Ortadoğu'da bir 'Amerika terörü' halinde yaşanıyor. Bu ikinci terör nasıl sonuç verir sizce?
Amerika, bölgedeki diğer çatışmaların şimdilik dondurulmasını ve dünyanın gündeminin bunlarla meşgul edilmemesini istiyor. Zaten olaydan hemen sonra Filistin-İsrail savaşı durdu. 2000 Eylül'ünden beri sağlanamayan ateşkes sağlandı. Amerika şimdi birine saldıracak, bu belli.
Bu saldırı nasıl bir sonuç verir?
Amerika, Arap ülkelerini yanına almadan Ortadoğu'da bir operasyon gerçekleştirmeyi göze alamaz. Ama şu ince farkı da görmek gerekir. O da, Müslüman ülkelerin çoğunda yönetimle halk aynı çizgide değildir. Yönetim ABD'nin yanında yer alsa da, Pakistan'da halkın Taliban'a destek için nasıl ayaklandığını gördük işte. İlk
aşamada, Amerika Afganistan'a kara ve hava operasyonları yapabilir, bin Ladin'i yakalayabilir ama bütün bu olaylar sonuçta Ortadoğu'yu daha da ajite edecek. Zaten Arap dünyası kaynıyor. Ortadoğu halkları kendi kimliklerini, yönetim biçimlerini daha sert sorgulayacaklar. Bölgedeki totaliter rejimlere yönelik eylemler artacak. Amerika istemediği bir sonuçla karşılaşacak. Zaten Amerika isteseydi, Ortadoğu'da krallık ve totaliter rejim kalmazdı. Ama Amerika'nın
İsrail'e saldırmayacak yönetimleri orada tutması gerekiyor. Demokrasiyle yönetilen bir Ortadoğu'da kendisine kolay müttefik bulamayacağını biliyor Amerika.
Peki, yaşanan son terör saldırısı, Amerika ile diğer ülkelerin ilişkilerini nasıl etkileyecek?
Eğer Amerika cezalandırmaya karar verdiyse, buna karşı koyabilecek hiçbir devlet yok dünyada. Kimse Amerika'nın eylemini durduramaz. Bir de tabii ilk andan beri kimlerin Amerika'ya destek verdiğine bakmalı. İsrail, Rusya, Çin, Japonya, Almanya, İran... Hiçbir devlet kendi ulusal menfaati olmadan destek vermiyor. Şu anda Amerika herhalde kendisine gelebilecek her türlü yardımı kabul edecek. Mesela, Almanya ve Japonya'nın dış operasyonlara asker göndermeleri 2. Dünya Savaşı'ndan sonra yasaklanmıştı. Şimdi bu olayı fırsat bilip ikisi de, Amerika'nın operasyonuna asker göndererek destek verme kararı çıkardırdılar parlamentolarından. Eğer bu operasyona girip de yasağı bir şekilde delersek, biz de diğer büyük devletler gibi savaş gemilerimizi okyanuslarda dolaştırabiliriz diye düşünüyorlar. Almanya ve Japonya 1. Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde militarist bir şekilde gene birdenbire ortaya çıkmışlardı.
İran'a gelirsek... İsrail istemediği için Amerika'yla ilişkilerini düzeltemeyen İran da, bu olayı Amerika ile ilişkilerini düzeltmek ve Hazar petrolünün Basra'ya indirilmesini kabul ettirmek için bir fırsat olarak görüyor.
Peki dünya, terörün kaynağı olarak görülen
'Müslüman ülkeler' ve terörün hedefi gözüken 'Batılı ülkeler' olarak iki cepheye ayrılabilir mi?

Gerçi birtakım devletler, uluslararası sermaye sahipleri, düşünürler böyle bir cepheleşme istiyor olabilirler. Çünkü bu terör olayı için ilk anda 'Bu, barbarların uygarlığa karşı savaşıdır. İslam'ın Hıristiyanlığa meydan okumasıdır' yorumları yapıldı. Afganistan'ı da içine alan geniş Ortadoğu haritası barbar kelimesiyle ifade edildi. Ama küreselleşmeden söz ediyorsak böyle bir ekonomik ve siyasi ayrılma zor tabii. Çünkü Batı'da Ortadoğu'nun paraları, Batı'nın da bu ülkelerde işlettiği petrolleri var. Ancak kültürel ve sosyal alana inildiğinde böyle bir ayırım halklar arasında başlayabilir. Bu da bir süre sonra ekonomik ve siyasi sonuçlar doğurur. Müslümanlara olaydan hemen sonra saldırılar başladı zaten. Eğer bu ayırımcılık artarsa, bu saldırıların çok daha şiddetlisi Ortadoğu'da Hıristiyanlara karşı yapılır.
ABD'nin saldırısı Afganistan'la sınırlı kalırsa, bu olay Müslüman-Hıristiyan çatışmasına dönüşme ihtimalini gene taşıyor mu?
Bu tamamen ABD'nin nasıl bir saldırı gerçekleştireceğine bağlı.
Terörü kimin gerçekleştirdiği tam olarak açıklanmadığı halde Müslümanlar sanık durumuna düştü. Niye Müslümanlar sanık konumuna düştü bu olayda?
Bunların planlanmadığını hiç düşünmedim. Eğer Washington Post gibi yayımladığı her yazı dünya ajanslarına geçen bir gazete, 'Kuran, terör yoluyla öldürmeyi yasaklamıyor' diye bir yazı yayımlıyorsa, bu tür yorumların sonucunun ne olacağı hesaplanmıştır. Birileri Hıristiyan-Müslüman çatışması istiyor. Ya da bu olayın böyle lanse edilmesini arzuluyor. Bu olayda ilk andan itibaren bir köstebek var mı, işbirlikçi durum söz konusu mu diye soruldu ve bu soruya Müslüman-Hıristiyan çatışmasını körükleyecek bir cevap verildi.
Ne denildi?
'Tabii ki köstebek vardır ama bu mutlaka Arap Amerikalıdır' denildi. Birileri, 'Bizim içimizde yaşayan Müslümanlar var. Bunlar Hıristiyan Amerikalılarla aynı haklara sahipler. CIA ve FBI'a girebilirler' diyerek, Amerikan toplumunun içinde Truva atı aradılar ve potansiyel suçlu olarak Müslümanları işaret ettiler. İnsanları ırk ve din ayırımı gözetmeden biraraya getiren Amerikan rüyası belki gerçekten bir rüyaydı. Hiçbir zaman gerçek olmadı, belki de sadece söylemden ibaret kaldı. Bu rüyanın sorgulanması gerekiyor artık. Amerikan toplumunun geçmişinde de dininden ve
ırkından dolayı insanlar dışlanmışlardı. Güney'deki Yahudiler, Hitler Almanyasından çok önce enterne edilmişlerdi. Pearl Harbor baskınından sonra yüz yıldır Amerikan vatandaşı olan Japonlar toplama kamplarına gönderilmişlerdi.
Bu terör olayı ve bunun ardından yaşanması
beklenen çatışmalar yeni yüzyılı nasıl etkileyecek?

Eğer Afganistan'a saldırı şiddetli
olur ve çok sivil ölürse, bu Ortadoğu'da bir infial yaratabilir. Ortadoğu'daki yönetimler sarsılabilir. Bu durum bölgedeki diktatorlüklerin yıkılmasını hızlandırır. Mutlaka çok kan dökülür. Çünkü kök salmış diktatörlükler bunlar. Bir de ayrıca bu bir nizami savaş değil. Bu terörizme karşı yürütülen gayrinizami bir savaş. Bir dünya gücü, Taliban'la ve bin Ladin'in terör örgütüyle savaşıyor. Herhalde meydan savaşı yapmayacaklar. Berlin'de ya da Londra'da bir bomba patlayabilir. Bu, İngiltere'de Müslümanların yaşadığı mahallelere saldırıyı körükleyebilir.
Herkes terör olaylarının daha gelişebileceğini söylüyor. Acaba bunun tersi de mümkün mü? Bu olay nedeniyle terörü destekleyenler üzerinde kurulacak baskı terörü daha aza indirebilir mi?
Dünyada ulus-devletler var oldukça ve enerji kaynakları kısıtlı olmaya devam ettikçe terör de mutlaka olacak. Başka ülkelerdeki terör eylemleri bazı devletler tarafından desteklenecek. Bir terörün uzun süreli olabilmesi için dış bağlantılarının olması gerekir. En azından ürettiği eroini satabilmesi lazım ki, o parayla silah alsın, örgütünü, eylemini finanse etsin. Bunu da ancak istihbarat örgütlerinin göz yummasıyla yapabilir. Çünkü birtakım devletler rakip ülkelere zarar vermek için terörü desteklerler. Şimdi dünya devletlerinin bir araya gelip, 'Biz artık terörü desteklemeyeceğiz' demeleri mümkün değil. Bu, uluslararası ilişkiler sistematiğine oturmaz. ABD, Taliban'ın iktidara gelmesini niye desteklemişti?
Niye?
Çünkü Afganistan Orta Asya'nın göbeğinde bir ülke. Rusya'nın bu bölgede, eski gücünü tekrar sağlamasını engellemek için orada Taliban devreye sokuldu. Taliban, Özbekistan, Tacikistan ve Kazakistan'daki dinci hareketleri destekledi. Rus çıkarlarını rahatsız etti ve Rusya bu bölgeye eskisi gibi hâkim olamadı. Çeçenistan'daki hareketler de Usame bin Ladin ve Taliban tarafından desteklendi. Sovyetler'in Afganistan'ı işgali sırasında CIA, Pakistan istihbaratıyla ortaklaşa Afgan mücahitlerinin, ki o zaman adları mücahitti, şimdi terörist oldu, haşhaş ekip eroin elde etmelerini, piyasalara satmalarını sağladılar. Bu paralarla da bunlara silah verdiler. Afganistan, Tacikistan, Pakistan ve İran'ı izleyen bir 'altın hilal' oluştu. Terör böyle finanse edildi. Türkiye ise transit ülke oldu. Daha önce Laos, Kamboçya ve Burma'dan oluşan 'altın üçgen' eroin hattında da aynıları yaşanmış, gerillaların silahlarını gene Amerika sağlamıştı.
Bugün Amerika'nın karşı çıktığı bütün diktatörleri bir zaman Amerika kendisi yaratmıştı. Amerika kendi yarattığı Frankenstein'ların peşine mi düştü?
Evet, dinamikler değişti ve Amerika şimdi kendisiyle yüzleşiyor. Fransız televizyonu TV 5, olayın ilk gününden itibaren bin Ladin'le Amerikan dışişleri mensuplarının evvelce birlikte çekilmiş fotoğraflarını yayımladı. Fransa bununla Amerika'ya 'Sen bir Frankenstein yarattın' diyor. 'Bir yanda yeni dünya düzenini, demokrasiyi, özgürlükleri savunurken, diğer yanda kadınları sokağa çıkamaz hale getiren Taliban'ı başa getirdin' diyor.
Peki bu son terör olayı dünyada bir karışıklığa mı yoksa bir düzene mi yol açacak?
Şu anda bizim beklentimiz, sıcak savaşın Afganistan'da çıkması. Sonra domino taşlarının birbirini devirmesiyle bu Ortadoğu çapında bir olay mı olur, terör Batı'nın her yanına yayılır mı, bunu söylemek için erken. Belirsiz bir süreçteyiz ve bir kaos ortamı olabilir. Ancak, bu olaydan Amerika daha da güçlenerek çıkabilir. Siz bir devi sinirlendiriyorsunuz.
Amerika daha da kendine göre bir düzen kurabilir dünyada. Şu kesin ki önümüzdeki dönemde küreselleşme yanlılarıyla karşıtları arasındaki kavga kızışacak.
Peki demokrasinin darbe yemesini mi yoksa gelişmesini mi beklemeliyiz önümüzdeki yıllarda?
Demokratikleşmede direnen ülkelerde demokrasi darbe yer. Bu son terör olayını, iktidarını sürdürmek isteyen ve en ufak bir demokratik gelişmeyi bile tehdit olarak algılayan birileri çok rahat kullanırlar. İslam dünyasında ve özellikle Türkiye'de bir kimlik krizi başlayabilir. Müslüman olduğundan utanç duymaya başlayan insanlar olabileceği gibi, Amerika'nın masum Müslümanları bombalaması halinde daha fazla dinine ve hatta silaha sarılmaya hazır olan bir grup da oluşabilir. Aynı ülkede oluşan bu iki grup arasındaki çatışma keskinleşebilir. Bu durum bazı güçlerin işine gelebilir. Avrupa'ya girmeyi hedefleyen, bundan dolayı demokrasi, hak ve özgürlükleri genişletmesi gereken Türkiye gibi bir ülkede bütün bu haklar terör korkusuyla bir kenara bırakılabilir. Güvenlik unsuru öne çıkarılarak, AB yolunda yapılması gereken değişiklikler yapılmayabilir. Muhafazakârlık, içe kapanma, köktendincilik artabilir. Halk demokrasi dışı güçlere el açabilir.
Türkiye zor bir durumda. Hem Müslüman hem de NATO üyesi. Mesela Irak'la NATO arasında bir çatışma çıkarsa Türkiye ne yapar?
Türkiye'nin bu operasyona hayır deme lüksü yoktur. Afganistan'a asker göndermemenin mantıksal nedenleri olabilir ama Irak söz konusu olduğunda, uçaklar İncirlik'ten kalkacağı ve Irak'ın da ilk hedefi İncirlik olacağı için, Türk toprağına bomba düştüğü anda 'biz savaştayız' demektir zaten.
Çağrı Erhan NEDEN?
Dünya, Amerika'da iki kuleye çarpan iki uçakla birlikte bütün değer yargılarının, ölçülerinin, dengelerinin, gelecekle ilgili planlarının yıkıldığını büyük bir korkuyla gördü. Herkes, bu olayın bütün hayatı değiştirecek boyutta bir eylem olduğunu
fark etti ve 'şimdi ne olacak' sorusunu sordu. Müslüman-Hıristiyan çatışması gerçekten çıkacak mıydı... Yeniden ortaçağın din savaşlarına mı dönecektik... Ortadoğu'yu ve Türkiye'yi neler bekliyordu... Bu büyük terör olayının arkasında kimler vardı... Gerçekten bir kişi ya da bir örgüt bu çapta bir terör eylemini yapabilir miydi... Amerika, bu olaydan söylendiği kadar habersiz miydi gerçekten... Bu terör olayını başka terör eylemleri izleyecek miydi... Bu terör nereden kaynaklanıyordu? İnsanlık neden böyle büyük acılar yaşıyordu? Bütün bunları ve gelecekte olabilecekleri, Türkiye'nin gelişmelerden nasıl etkileneceğini siyasetbilimci Çağrı Erhan ile konuştuk. Uzmanlık konusu Amerikan dış politikası olan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Dr. Çağrı Erhan'ın 'Türkiye-Amerika İlişkileri' isimli bir kitabı ve İsrail ve Ortadoğu üzerine çalışmaları var.