ABD'deki 'Türk beyinleri' isyanda

Süleyman Gökoğlu NASA'da araştırmalar yapan bir bilim insanı, Mehmet Toner Harvard Üniversitesi'nde kanseri kronik bir hastalık haline getirecek bir çip üzerinde çalışıyor, Cem Elbi'yse kanser tedavisinde kullanılacak yeni ilaçlar üretiyor.
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN / Arşivi

CONNECTICUT/NEW HAVEN - Süleyman Gökoğlu NASA'da araştırmalar yapan bir bilim insanı, Mehmet Toner Harvard Üniversitesi'nde kanseri kronik bir hastalık haline getirecek bir çip üzerinde çalışıyor, Cem Elbi'yse kanser tedavisinde kullanılacak yeni ilaçlar üretiyor. Onlar, araştırmaya Gayri Safi Milli Hasıla içinde yüzde 1 pay bile ayırmayan Türkiye'de eğitim almış bilim insanları ama çalışmalarını yıllardır Amerika'da devam ettiriyorlar.
Amerika'da onlar gibi yaklaşık 13 bin Türk bilim insanı ve araştırmacı bulunuyor. Ülkelerinden olan beyin göçünü beyin sirkülasyonuna çevirmek isteyen Türk bilim insanları üç yıl önce Türk Amerikan Bilimadamları ve Araştırmacıları Derneği'ni (TASSA) kurdu. Kısa zamanda Türkiye'yle işbirliklerine başladılar. Kurulduklarında 700 üyeleri vardı şimdi ise 2 bin.
Misafir öğretim üyeliği programıyla Türkiye'deki üniversitelere gitmeyi amaçlıyorlardı. TÜBİTAK ile ortak çalıştaylar yaptılar. 22 proje fikri üretildi. Bütün bu çabalara karşın en büyük engelleri Türkiye'de araştırma-ya ayrılan kıt kaynaklar ve bürokrasi. İyileştirmelerle TÜBİTAK'ın bütçesi 1 milyar dolar oldu. Bu rakam, İsrail'in araştırmaya ayırdığı kaynağın 50'de, Yunanistan'nın 10'da biri.
'Herkes kavgalı'
TASSA'nın üniversitelerle gerçekleştirdiği işbirliklerinden biri geçen hafta Yale'de yapıldı. Konferansta bir araya gelen ABD ve Türkiye'de yaşayan bilim insanları mühendislik, sağlık ve sosyal bilimler, biyomedikal alanlarında bilgi paylaşımında bulundu. Katılımcılar Türkiye'nin beyin göçü konusunda bir politikasının olmadığında birleşti.
NASA'da çalışan ve TASSA'nın başkanı Süleyman Gökoğlu'na göre ABD'nin iyi tarafı bir şeyler yapmak isteyenlerin karşılık alabilmesi. Türkiye'deki sorunun yaratıcı ortamı oluşturabilmek için harekete geçmemek olduğunu vurgulayan Gökoğlu, "El birliğiyle bir hedefe varma stratejimiz yok. Üniversiteler, TÜBİTAK, YÖK herkes kavgalı. İnsanlar birbiriyle kavga etmekten neden çalıştıklarını unutuyorlar" dedi.
'Projeler askıya alındı'
TÜBİTAK'la ortaklaşa biyo ve nano teknoloji konularında üç gün sonunda 22 proje ürettiklerini belirten Gökoğlu, şunları söyledi: "İçlerinden fonlanmaya başlanan projeler var. Ancak bürokrasiye takıldık. Proje ortak fonlandığında Amerika'daki öğrencinin parayı nasıl alacağı soru işareti oldu. TÜBİTAK fonlama mekanizmaları içinde ortak çalışmalara katılamıyor. Bu yüzden çalışmalar askıya alındı."
Harvard Medical School'da mikroçip teknolojisinin kanser tedavisinde uygulanması üzerine çalışmalar yapan Prof.Dr. Mehmet Toner'e göre Türkiye'nin eksikleri şöyle: "TÜBİTAK bile bürokrasi işine giriyor. Üniversitelerle sanayi arasındaki ilişki zayıf ama Amerika'daki kadar uzak değil. Hükümetin hangi konularda rakabet edebileceğine karar verip desteklemesi lazım. TÜBİTAK Türkiye için çok büyük bir imkân. Yeni teknolojileri Türkiye'de geliştirebilirsek çok öne geçeğiz."
Yeni kanser ilaçlarının bulunması üzerine çalışan Cem Elbi'yse ABD'de çalışan Türk akademisyenlerin desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Elbi, "Amerika'dan Türkiye'ye geri dönenler en büyük sorunu araştırma konusunda çekiyor" dedi.
'Araştırma için para yok'
Türkiye'nin en iyi üniversitelerinden ODTÜ ve Boğaziçi Üniveristesi rektörlerinin söyledikleri Türkiye'deki araştırma ortamının sıkıntılarını daha net gözler önüne seriyor. ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut, üniversitelerdeki durumu şöyle anlatıyor: "Bizde üç yıldır araştırma görevlisi alımı durduruldu. ODTÜ'nün bütçesi 140 milyon YTL. Bunun yüzde 75'i maaşlara gidiyor. Geri kalan elektrik, su, bakım onarım derken araştırma için yüzde beş pay ayırabiliyoruz. Bu da 5 milyon YTL ediyor. Türkiye'deki 68 devlet üniversitesinin toplam bütçesi 3 milyar dolar."
Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ayşe Soysal'sa Türkiye'de araştırmaya eskiye oranla daha çok önem verildiğini ancak yine de dünya seviyesinin altında olduğunu anlatıyor. Soysal'a göre üniversitelerde hantal mekanizmalar var. Parayı bulmak zor, bulunsa da aktive etmek daha zor.