AB'li gibi konuş Türk gibi yargılan

Yılda 56 dava
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'nun (KESK) yaşadıkları, İlerleme Raporu'ndaki 'Reform iyi, uygulama sorunlu' saptamasının örneği. Basın açıklamaları dahil her adımına işlem yapılan, yöneticileri haftanın üç günü ya Emniyet'e ya adliyeye giden KESK'e bir yılda 56 dava açıldı.
Sanık listesi sabit!
Polis, her basın açıklaması sonrası tutanak ve sabit sanık listesiyle savcılığa gidiyor. Reform yasalarını uygulayan hâkimler, beraatla biten davalardan bıktı. Genel Başkan Sami Evren, "Savcılığa giden dosyaların yüzde 99'u davaya dönüşüyor" dedi. Kuruluş, dosyaları toplayıp AİHM'ye gidecek.
Haber: DEMET BİLGE / Arşivi

İSTANBUL - Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'nun (KESK) yaşadıkları, Avrupa Komisyonu'nun İlerleme Raporu'nda değindiği eksikliklerden biri olan 'demokratik hak ve özgürlüklerin kullanımı'ndaki sıkıntılara somut bir örnek oluşturuyor. KESK'in neredeyse her adımı, dava konusu oluyor. Yöneticiler 'kamu düzenini bozmaktan' haftanın üç günü ya Emniyet'te ya da adliyede. KESK, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) gitmeyi düşünüyor.
KESK davalarının vazgeçilmez sanıklarından biri, Genel Başkan Sami Evren. Haftanın üç günü, ya açılan bir soruşturmayla ilgili Emniyet'e gidip ifade veren ya da adliyede hâkim karşısına çıkan Evren, yaptıkları her basın açıklamasının polis kayıtlarına geçtiğini ve hemen ardından da dava açıldığını belirtti. "Polis vasıtasıyla konu savcılığa gidiyor ve yüzde 99'u davaya dönüşüyor. Oysa hukuk devletinde polisin rolü sınırlı olmalı" diyen Evren, şunları söyledi:
Evren: Nereden geçsem suç oluyor
"21 Ekim'de Fatih Adliyesi'nde aynı saatte iki duruşma var. İkisinde de 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'na muhalefetle suçlanıyoruz. Davaların hepsinde, bu yasa kapsamında 'kamu düzenini ve güvenliğini bozmak'tan yargılanıyoruz. Eylemde yolun kapatıldığı, trafiğin aksadığı söyleniyor. Yolları biz değil, polis kapatıyor. Zaten biz kamu düzenini bozanlara karşı mücadelede ediyoruz. Nitelikli kamusal hizmet istiyoruz. Yani düzeni bozan biz değiliz."
Hakkındaki davaların artık 'rutin' bir hal aldığını vurgulayan Evren, şu örneği verdi: "Geçen 1 Mayıs'la ilgili hakkımda Şişli, Beyoğlu ve Sultanahmet adliyelerinde üç ayrı dava açıldı. Çünkü Şişli güzergâhını kullanarak Taksim'e gittik, orada anıta çelenk koyup basın açıklaması yaptık ve son olarak Saraçhane'deki mitinge katıldık. Yani o gün nereden geçtiysek, o sınırlar içinde dava açılmış. Artık davalar da anlamını kaybediyor. Türkiye'nin neresinde eylem yaptıysak orada dava açılıyor."
KESK Hukuk Danışmanı Murat Altındere ise AB sürecinin hızlandığı 2003'te, ekim ayı başı itibarıyla KESK'in yönetim kurulundaki yedi kişi hakkında 56 dava açıldığını, bunlardan 32'sinin beraatla sonuçlandığını, 24'ünün devam ettiğini açıkladı. Üyeler hakkındaki davaların ise yüzlerle ifade edilebileceğini belirten Altındere, şu bilgileri verdi:
Sanık listesi sabit!
"Artık savunmamız, ifadeler ve kararlar bile aynı cümleler. Hâkimler sonucu önceden belli olan davalara karşı tepkili. Savcılar, polisin getirdiği dosya üzerinden dava açıyor. Dolmabahçe'de 'Savaşa Hayır' eylemiyle ilgili, iki KESK üyesi hakkında İstanbul'da dava açıldı. Ancak bu iki üye eylem sırasında İstanbul'da değildi. Polis, elindeki yönetim kurulu listesini, eyleme katılsa da katılmasa da sanık yapıyor.
Salon toplantılarına bile 2911'den dava açılıyor. Bir eylemde istedikleri gibi kaldırımdan yürüdük, ancak yine 'Kamu düzeni bozuldu' diye dava açıldı. Anayasa'ya göre basın açıklaması için izin gerekmez. Biz sırtımızı Anayasa'ya, polis ise 1980 darbesi ürünü olan 2911 sayılı yasaya dayıyor. Davalar, sendikal hareket ve demokratik hak kullanımına darbe. Davaları bir dosyada toplayıp AİHM'ye gideceğiz."