scorecardresearch.com

'Acı çeken, üzülen ve ölen hep kadın'

'Acı çeken, üzülen ve ölen hep kadın'

Eşinden şiddet gören Fatma Salman, olayın ardından geldiği Meclis te büyük ilgiyle karşılanmıştı.

Haber: TARIK IŞIK - tarik.isik@radikal.com.tr / Arşivi

Kendisi de ‘şiddet mağduru’ olan AK Parti Ağrı Milletvekili Fatma Salman, Paris’te PKK ’nın üst düzey yöneticisi 3 kadının öldürülmesini değerlendirirken, “İlk duyduğumda bir kadın olarak çok üzüldüm. Çünkü kısa bir süre önce ben de şiddete maruz kaldım. Hangi kadın şiddete maruz kalırsa içim sızlar” dedi.
Radikal’e Kürt sorunu ve erkek şiddeti ile ilgili çarpıcı tespitlerde bulunan AK Partili Salman, oğlunun birkaç yıl sonra askere gideceğini söyleyerek, “Hem Kürt, hem Türk annelerin gözyaşı çok aktı” dedi. Salman, PKK’lı Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez’in öldürüldüğünü duyduğunda çok üzüldüğünü de ifade ederek, “Çünkü çok kısa bir süre önce ben de şiddete maruz kalmıştım. Hangi kadın olursa olsun, şiddete maruz kalırsa içim sızlar. Kadın duygusuyla yaklaştım...” dedi ve şöyle devam etti: “3 kadın öldürüldü… ‘Neden üç kadın’ dedim… Hep ölen kadın, ağlayan kadın, üzülen kadın, çocuk doğuran, o çocuğu büyüten kadın. O çocuğun acısını çeken yine kadın” diye konuştu. Salman, sözlerine şöyle devam etti:

Empati geliştirilmeli
Dünya savaş tarihine baktığınız zaman savaşları erkeklerin çıkarttığını görürsünüz. Sulh için de kadınlar ciddi bir emek veriyor. Bizim oralarda aşiret kavgalarının olduğu dönemde kadın ‘laçik’ deriz yani beyaz tülbent attığı zaman sulh gerçekleşir. Ama ortak acıları yaşadığımız halde birbirimizi incitiyoruz. Bir araya gelip ortak bir dil üretemiyoruz. Bunun acısını da yaşıyorum. Toplumu oluşturacak hamuru kadın mayalıyor. Eğer siz kadına bir bilinç, bir kişilik vermezseniz o kadın toplumu oluşturacak bireyleri de yetiştiremez. Bu da sağlıksız bir topluma neden olur. Toplumun kadınlara, kadınların da birbirlerine bakışının değiştirilmesi gerekiyor. Acı çeken kadınlarımızın ses çıkartmadığını ve kolektif bilinç oluşturmadığını düşünüyorum. Kadınların birbirleri arasındaki empati duygusunu geliştirmesi gerekiyor. Acıları ortaklaştırabilirsek, ortak bir dil geliştirebilirsek bu sorunlar çözülür.”

‘Şivan’ı kara gömmüştük’
Fatma Salman, Radikal’e, öğrencilik yıllarında başından geçen bazı olayları da anlattı:
“Lise öğrencisiydim... Ailemle Ağrı’dan Doğubeyazıt’a gidiyordum. Kendi dilimizin müziğini dinleyemediğimiz, Kürtçe kitapların yasak olduğu bir dönemdi. Çobanlar koyun güderken ‘deh.. deh..’ der, bu söz Kürtçe diye gözaltına alınırdı. Sindirmek, ürkütmek istiyorlardı. Doğubeyazıt-Ağrı arası 100 km. Ortalama 3 kez arandığınız bir yol. Oradaki görevliler sizi tanıyor, siz de onları tanıyorsunuz ama her gidiş gelişte aracınız, çantanız aranıyor. Biz de aracımız aranacağı için Şivan’ın kasetini karın altına gizledik. Toprağa bile gömemedik, çünkü toprak donmuştu. Çok incinmiştim, çok ağırıma gitmişti. Yine lise öğrencisiydim. Hastaydım, Ağrı’da devlet hastanesinde doktora gitmiştim. Doktor bana soru soruyor, ben de ‘hı.. hı..’ diye cevap veriyorum. Bu bir reflekstir. Yaşlı bir amcaydı. ‘Ya.. Bu Kürtlerden bıktım. Türkçe konuşamıyor musunuz’ dedi. ‘Hocam ben hastayım. Yanınıza geldiğimden beri Türkçe konuştum. Kürtçeyle ilgili hiçbir imada bulunmadım. Ama siz beni kırdınız. Sizin muayenenizden geçmek ne kadar doğru bilmiyorum. Teşekkür ederim’ dedim ve muayene olmadan ayrıldım.”


http://www.radikal.com.tr/111659711165970

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yazılmamış.