Açılıma bilimsel ekip gerek

Kürt açılımını tartışan politik psikoloji uzmanları psikiyatr, psikolog, sosyolog, tarihçi ve diplomatlardan oluşan bilimsel bir diyalog ekibi önerdi


UMAY AKTAŞ SALMAN

Politik psikoloji uzmanlarına göre Kürt sorunu sadece ‘siyaset’le çözülemez

İSTANBUL - ‘Kürt açılımı’ siyasi zeminde tartışılırken politik psikoloji uzmanlarına göre sorun sadece konferanslarla, toplantılarla çözülemez. Sorunun çözümü için bilimsel bir ekip kurup yıllar sürecek bir diyalog sürecine girilmeli. Ekip, psikiyatr, psikolog, sosyolog, tarihçi ve diplomatlardan oluşmalı...
Hükümetin Kürt açılımıyla ilgili siyasi parti ve sivil toplum örgütleriyle görüşmeleri sürerken, politik psikoloji uzmanlarıyla Kürt sorunu ve açılımı konuştuk. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Pskiyatri Bölümü Anabilim Dalı Başkanı ve Politik Psikoloji Derneği Kurucusu Prof. Dr. Abdülkadir Çevik, hükümetin daha davetkâr bir tavır içinde olması gerektiğini belirterek, açılımda diyaloğun eksik olduğunu vurguluyor.
l Üç-dört yıllık bir süreç: Tarihsel süreç içinde travmatik durumlar, kayıplar, kırgınlıklar söz konusu. Bu kırgınlıkların giderilebilmesi için mutlaka empati kurulması gerekiyor. Her kayıp bir yas sürecini oluşturur. Yas sürecinin aşılmasında mutlaka ve mutlaka konuşma sürecini başlatmak gerekir. Sadece konferans ve bir iki toplantıyla olacak iş değildir. Pskiyatrlar, psikologlar, sosyal bilimciler, sosyologlar, diplomatlar ve tarihçilerden oluşacak bir ekip sürekli diyalog süreci içinde olmalı. Bu üç dört yıl alabilecek süreç. Bu süreç içinde gelişecek fikirler, hükümetlere sunulur, bunu uygulayacak olan da politikacılardır.
Siyasetçilerin kusurları
* Muhalefetin tavrı doğru değil: Şu ana kadar süreçte diyalog yeterli değil. Hükümetin daha nazik ve kibar omasını yeğlerdim. Üsluba dikkat etmediğinizde diyaloğa çağırrken bir çeşit diyaloğa gelme mesajı da vermiş gibi oluyorsunuz. Muhalefetin de bu kadar kesin tavırla karşı çıkması çok doğru değil. Daha başından reddetmek doğru değil. Bu süreci devam ettirmek lazım. Ancak süreci devam ettirecek grubun çok iyi seçilmesi lazım. Grubun içine politikayı çok fazla sokmamak lazım.
* Toplum terörden bıktı: Yaptığımız incelemelerde hiçbir zaman Kürt vatandaşlarımızın bizden ayrılmak gibi niyetleri olmadığını biliyoruz. Et ve tırnak gibi iç içe geçmiş insanlarız. Politikacılar işin farklı boyutuyla ilgileniyorlar. Onlar kendi arzuları istikametinde daha çok toplumu yönlendirmeye çalışıyorlar. Fakat toplumun genelinde terörden bezginlik, bıkkınlık ve bu işin sonlandırılması isteği hâkim.
* Öcalan sembol, sürece dahil olmamalı: Bundan 20 yıl önce Kürt diyebiliyor muyduk? Cesaret edemiyorduk. Kendilerini Kürt hisseden vatandaşlarımız diyorduk. Nihayet Kürtlerin de var olduğunu kabul ettik. Erdoğan’ın DTP Başkanı Ahmet Türk ile görüşmüş olması olumlu bir şey. Diyaloğun hiçbir zaman zararı yoktur. Mutlaka bir noktaya varır, yeter ki insanlar kapıları kapamasınlar. Öcalan bir semboldür. Yüklü bir semboldür. O sembolün arkasında birçok şehit var. Onun dahil edilmesi süreci zedeler.
* Yaşanan tarihi unutmamak lazım: Cumhuriyet’le birlikte tarihimizde yeni bir dönem başladı. Yeni dönemle birlikte, zafer yaşamış olarak hissedenler, bir de mağdur hissedenler vardı. Mağdur hisseden grup ister istemez Cumhuriyet’e karşı soğukluk içinde davranıyordu. Cumhuriyet hükümetlerinin yaptığı en ufak bir olumsuzluk onlar açısından abartılarak algılanıyordu. Kürt sorununda bunların hepsi etkili. İhtilallerin de sıkıntıları oldu. İnsanların kendi dilini konuşmamısıyla ilgili skıntıları nasıl gözardı edebiliriz? Köy isimleri son yıllarda değiştirildi. İnsanlar haklı olarak bunlara karşı. O yere ait olan insanlar bunu kendi kimliklerine yönelik saldırı olarak algıladı. O zaman buna karşı direnç gelişiyor işte. Yaşanmış tarihi de unutmamalı.
Herkesin modeli kendine
* Her ülkenin sorunu kendine hastır: Her ülkenin içindeki sorunlar kendine hastır. Hastalık yoktur hasta vardır. Her ülkenin tarihi, sosyal ilişkileri farklıdır, o bakımından bir ülkenin terör durumu diğer ülkeyle mukayese edilecek durum arz etmez. Bazıları İspanya modeli diyor. Birbirine hiç benzemez.
‘Birleştireyim derken ayrıştırmayın...’
Politik Sosyoloji Derneği’nden Psikiyatrist Haydar Çağlayan ise etnik sorunların temelinde psikolojik nedenler olduğunu söylüyor. Kişinin kendini kimliğiyle barışık, güvende hissetmediği zaman ötelenmişlik duygusu yaşıdığını anlatan Çağlayan Çağlayan şöyle konuşuyor:
“Kişinin temelde kimliksel sorunu varsa, kaşıdıkça yara kanıyor. Bir süre sonra kabuk da bağlasa sorun çözülmedikçe düzelmiyor. Temel görev birleştirici olmak. Taraflar ortada yok. Hükümet tarafından ve karşı taratan taraflar belirsiz. Çok açık ve net, samimiyetle konuşulması gerekir. Bir tarafı çözüme dahil ederken, her hafta şehidi olan kişilerin sıkıntısını kim çözecek? Olaya üç oy beş oy açısından baktığın vakit böyle olur. Bir taraftaki kayıp devletin resmi statülü görevlisi, diğer taraftaki kayıp açık seçik devletine isyan etmiş insanlar. Birleştireyim derken ayrıştırırsın. Testiyi kıranın duygusunu anlayalımla olmaz. Çok yönlü olarak olaya bakmak gerekiyor.
Ankara’da, İstanbul’da oturup da yorum yapanlarla değil de, o ortamda yaşayanlar, o ortamı hisseden insanlarla da görüşülmeli. İktidarın yaptığı da yanlış, muhalefetin yaptığı da yanlış. Sorundan kaçarak sorun çözülmez. Sorunun ne olduğunun net olarak ortaya koymak lazım. Bu süreçte bilim insanlarından bir ekip kurulması daha doğru olur.”