Açılımın ilk meyvesi: 34 kişi döndü

Açılımın ilk meyvesi: 34 kişi döndü
Açılımın ilk meyvesi: 34 kişi döndü

Kandil Dağı?ndan gelen PKK?lı grup ?veda töreni?nden sonra ciplere binerek, Türkiye?ye yola çıktı.

Öcalan'ın çağrısı üzerine Kuzey Irak'taki Mahmur Kampı'ndan 26, Kandil Dağı'ndan sekiz kişi Türkiye'ye geldi. Mahmur'dan yola çıkanlar arasında çocuklu aileler vardı Hacı Sorgun, '17 yıldır buradayım. Cizre'ye döneceğim için heyecanlıyım' derken, 'kalan' bir kadın oturmuş ağlıyordu: Buraya geldiğimde çocuktum, şimdi çocuklarım var...
Haber: RİFAT BAŞARAN / Arşivi

ERBİL/ŞIRNAK - Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla Kandil Dağı’ndan sekiz PKK’lı ile Musul yakınlarındaki Mahmur Kampı’ndan 26 kişi dün ‘barış gönüllüleri’ olarak Şırnak’ın Silopi ilçesindeki Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptı. Mahmur Kampı’ndan ve Kandil’den veda törenleriyle başlayan yolculuk, üst düzey güvenlik önlemleri alınan Habur’da sona erdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’e mektup getiren grup, mektupta Öcalan’ın çizdiği yol haritasının tüm kamuoyuyla paylaşılmasını istedi.
Kuzey Irak’taki Mahmur Kampı’nda sabahın erken saatlerinde Türkiye’ye gelecek ‘barış gönüllülerini’ yolcu etmek için hareketlilik vardı. 26 kişilik grup kamptan veda töreniyle uğurlandı. Yaklaşık 1 kilometrelik yol üzerine sıralanan kamp sakinleri, arkadaşlarını tek tek sarılarak uğurladı.
Elinde örgüt bayrağıyla yol kenarında ağlayan Sema Yüksel’e nedenini sorduğumuzda, 17 yıl önce kampa geldiğinde çocuk olduğunu, ancak şimdi kendi çocuklarının olduğunu belirterek, yola çıkacak arkadaşlarıyla beraber barış umudu nedeniyle gözyaşlarını tutamadığını anlattı. 

Bir oğlunu aldı, ikisini bıraktı
Dönenlerden Hacı Sorgun ise 17 yıldır Mahmur Kampı’nda bulunduğunu, kampa Cizre’den geldiğini ve tekrar Cizre’ye döneceğini belirterek, “Heyecanlıyım, çünkü ilk defa barış umudu bu kadar yüksek” diye konuştu.
Sisan Yancı ise Türkiye’ye oğlu Abdullah ile birlikte döndüğünü anlattı:
“İki çocuğumu burada bıraktım. Birinin ailesi burada, biri liseye gidiyor. Kürt ve Türk halkının kardeşliği için yola düşüyoruz.” 

‘Teslim olmaya gitmiyoruz’
Kamptan hareket etmeden önce Radikal’in sorularını yanıtlayan grubun sözcüsü Nurettin Turgut, Türkiye’de barışın gelişmesi ve demokrasinin sağlanması için yola çıktıklarını belirterek, “Bizim devletten beklediğimiz, barışın sağlanmasıdır. Bizim teslim olmak gibi bir niyetimiz yok. Sayın önderimiz Öcalan’ın çağrısıyla yola çıkıyoruz. Misyonumuz barıştır” görüşünü dile getirdi.

10 yıl önceden deneyimli
Gruba 1999 yılındaki Öcalan’ın yakalanmasının ardından Türkiye’ye gelen barış gönüllüleri arasında yer alan Seydi Fırat eşlik etti. Fırat, kamp dışında yaptığı açıklamada, Türk ve Kürt halkı için tarihi bir gün olduğunu savundu, “Benim 1999 yılı 1 Ekim’inde barış için yola çıkmamın üzerinden 10 yıl 19 gün geçti. Birinci adım değerlendirilmedi ama ikinci adım kalıcı bir barışa dönüşebilir. Bu bir barışa yolculuktur” diye konuştu.
Grup ardından, Kandil’den gelecek sekiz kişilik barış gönüllüleri grubuyla buluşmak için Erbil’e doğru yola çıktı.  Irak hükümeti askerlerinin ağır silahlarla donatılmış araçlarla eskortluğunu yaptığı gruba, 150 civarında araç eşlik etti.
Arkadaşlarını uğurlamaya ellerinde Öcalan posterleri ve PKK bayraklarıyla katılan kamp sakinleri, örgüt lehine sloganların yanı sıra ‘Kürtler sizinle gurur duyuyor’ sloganları attı.
Törenin ardından polis aracının eşliğinde oluşturulan uzun araç konvoylarıyla yola çıkan grup, yolda bir trafik kazası geçirdi. Mahmur Kampı çıkışında, konvoyda bulunan bir aracın şarampole yuvarlanması sonucu Ahmet Çetin ölürken, üç kişi de yaralandı. Kazaya karışanların Türkiye’ye gelecek grubu uğurlamaya katılan Mahmur Kampı sakinleri olduğu öğrenildi. 

Kandil’den lüks ciplerle...
Konvoya Erbil-Musul arasında, Kandil Dağı’ndan gelen sekiz kişilik silahsız PKK’lı grup katıldı. Kelek Kasabası yakınlarındaki buluşmaya, üzerlerinde PKK’lıların giydiği kıyafetler bulunan dördü kadın sekiz PKK’lının son model ciplerle gelmesi dikkat çekti. Geçtikleri köylerde sloganlarla karşılanan konvoy, öğleden sonra Zaho’ya girdi. 

Zaho’da karşılama
Kuzey Irak’taki Zaho kent girişinde grubu yaklaşık 10 bin kişilik bir kalabalık  karşıladı. ‘Dersim’ kod adlı Şerif Gençdağ, burada bir konuşma yaptı:
“Bizler Türkiye’ye Kürt sorununun çözümü, onurlu bir barış ve demokratik siyasetin önünü açmak içen yola koyulduk. Yola çıkışımız tamamıyla önderliğimizin talebi üzerinedir. Basında çıkan haberler doğru değil; bizler 221’den (Türk Ceza Kanunu’nun teslim olmayı düzenleyen ve ‘eve dönüş’ olarak da adlandırılan 221. maddesi) yararlanmak, eve dönmek, teslim olmak için gitmiyoruz. Türkiye’de kalıcı bir barışın sağlanması için yola çıkıyoruz.”  

Ve Türkiye topraklarında
Grup Habur Sınır Kapısı’na yaklaştığında, kendilerine eşlik eden ve Kuzey Irak’ta devriye görevi yapan peşmergeler tarafından Türk tarafına teslim edildi. Saat 15.45 sıralarında Türkiye-Irak arasındaki köprüyü yürüyerek geçen grup üyelerini yetkililere teslim eden peşmergeler, daha sonra kapıdan ayrıldı. 
Kuzey Irak’tan giriş yapan 34 kişi, ardından da soruşturmaları kapsamında Habur Sınır Kapısı içindeki Tabur Komutanlığı’na götürüldü.  

Mahmur Kampı’nda 12 bin kişi var

Mahmur Kampı’ndan Türkiye’ye gelmek üzere yola çıkanlar, gözyaşlarıyla vedalaştı.
FOTOĞRAF: NAMIK DORUKAN / DHA

Hakkari ve Şırnak’ın sınır şeridi üzerinde bulunan köylüler 15 yıl önce sınırı kaçak geçerek Kuzey Irak’taki dağlık kesimde oluşturdukları, Bihere, Seraniş, Besive, Geliye Kıymete ve BM gözetiminde oluşturulan Duhok yakınlarındaki Etruş, Ninova, Nehdare kamplarında yaşadı. Bu kişiler 2003 yılında kadar 36 paralelin üzerinde bulunan Saddam Hüseyin denetimindeki bölgede bulunan Musul yakınlarındaki Mahmur Kampı’na yerleştirildi.
Kampta belediyelerini, yönetim kadrosu oluşturan Türkiyeli Kürt mülteciler, kurdukları okullarla çocuklara Kürtçe eğitim verilirken, 350 öğrencinin ise Erbil ve Süleymaniye Üniversitelerine gittikleri, 300’ünün ise bu yıl üniversiteden mezun olduğu öğrenildi.
Erbil’e yaklaşık 100 kilometre uzaklıkta bulunan BM denetimindeki Mahmur Kampı, Musul’a bağlı. Irak Merkezi Hükümeti’ne bağlı bölgede yer almasına rağmen kampta Kürtlerden oluşan merkezi hükümete bağlı güvenlik güçleri görev yapıyor. Mahmur Kampı’nda ihtiyaçları BM tarafından karşılanan mültecilerden çoğu geçen yıllarla birlikte Erbil, Süleymaniye, Musul ve Duhok’ta çeşitli alanlarda iş yapmaya başladı. Mahmur Kampı’nda yaşayan 12 bin kişi, oluşturulan 60 kişilik yönetim kadrosunun aldığı bütün kararlara uyuyor.  

Mahmur’dan 400 kişi gelmek istedi

Şırnak’ın Silopi ilçesindeki Habur Sınır Kapısı, dün sabahtan itibaren hareketliydi. Güvenlik güçlerinin yoğun önlem aldığı sınırda geçişler sırasında trafik durduruldu. Sınırda araçlardan inen grup, yürüyerek kapıyı geçti.
FOTOĞRAF: MUSTAFA KERİM / AA
FOTOĞRAF: ALTAN BURGUCU

Türkiye’ye gelmek için Mahmur Kampı’ndan yaklaşık 400 kişinin başvurduğu bildirildi. Bunlar arasında seçilenlerin isimleri şöyle açıklandı:
Kamil Yüksel (50), eşi Hamsiye Yüksel (32), çocukları Helena, Hevi ve Bewar, Nurettin Turgut (49), Musa Tomak (25), eşi Nurcan Tomak (24) çocukları Rojda, Yusuf Şen (60), Cane Kabul (39), Sait Şedal (53), İsmail Ayaz (19), Ayşe Kara (26), Sosin Yaman (55), Abdullah Yaman (17), Emine Sağat (54), Melekşa Soydan (36), eşi Mikail Soydan (38), Haci Sorgül, (56), Mehmet Adanmış (39), Fatma İzer (22), Nizar Buldan (22), Bülent Aka (26), Mehmet Kaçan (39), Zehra Tunç (24).
Kuzey Irak’taki Kandil Kampı’ndan Türkiye’ye dönen PKK üyelerinin ise Hamiyet Dinçer (38), Elif Uludağ (51), Gülbahar Çiçek (34), Vilayet Yakut (29), Hüseyin İpek (36), M.Şerif Gençdağ (36), Mustafa Ayhan (24) ve Lütfü Taş (57) olduğu açıklandı.

Ankara için talep mektubu
Grubun, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Meclis Başkanı’na sunulmak üzere getirdiği mektupta şu talepler var:
* Öcalan’ın hazırladığı  yol haritası, ilgili muhataplarına verilmeli ve kamuoyuna açıklanmalı. 
* Askeri ve siyasi operasyonlar durdurulmalı ve Kürt sorunu demokratik, barışçıl ve siyasi çözümünün önünün açılması sağlanmalı.  
* Türkiye demokratik ulusunun bir parçası olarak Kürt halk kimliği temelinde, Anayasal güvenceye sahip olarak, özgür, eşit birlikte yaşamalı. 
* Kürtçeyi her yerde özgürce konuşmalı, öğrenmeli ve geliştirmeliyiz. Tarihi değerlerimizi, kültürümüzü ve coğrafyamızı ana dilimizde yaşamalıyız. 
* Çocuklarımızı Kürtçe adlandırmalı, Kürtçe eğitmeli ve büyütmeliyiz. 
* Kürt halkı olarak tarihimizi, kültürümüzü, sanat ve edebiyatımızı özgürce yaşamalı, korumalıyız. 
* Kendi kimliğimizle demokratik, toplumsal örgütlenmemizi geliştirmeli, demokratik siyaset yapmalı ve kendimizi özgürce ifade etmeliyiz. 
* Kürdistan’ın köy, kasaba ve şehirlerinde Özel Harekâtçı, korucu ve polisin baskı ve zulmünden uzak, yeterli imkânlara kavuşmuş ve güvenlik içinde yaşamalıyız. 
* Türkiye’nin demokratikleşmesini ve bunun için sivil, demokratik bir anayasanın hazırlanmasını istiyoruz.