Adalet Bakanı 'telekulak' için konuştu

Adalet Bakanı 'telekulak' için konuştu
Adalet Bakanı 'telekulak' için konuştu
Adalet Bakanı Ergin'in dinleme savunması: 400 arkadaşımızdan sadece 2-3 tanesi haber oluyor



ANKARA- Adalet Bakanı Sadullah Ergin, kamuoyunda büyük tartışma yaratan hakim ve savcıların dinlenmesi konusunda kendini savundu. Dinleme kararlarının mahkemeler tarafından verilip Türkiye İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından icra edildiğini kaydeden Ergin, "Bu süreçten Adalet Bakanının haberi olmasını istiyorsanız, Bakanın yargıya müdahalesini arzu ediyorsunuz demektir" dedi.
TBMM Genel Kurulunda önceki gece Borçlar Tasarısının görüşmelerinde Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz ve YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu hakkında meslekten ihraç istemleri ile Yargıtay hakim ve savcılar ile İstanbul Başsavcısının dinlenmesi tartışma konusu oldu.



Müdahale mi isteniyor



Adalet Bakanı Ergin, dinleme kararlarının ve takibatın gizli olduğunu belirterek, "Bakanın haberinin olması mümkün değil, doğru da değil" dedi. Dinleme kararları mahkemeler tarafından verildiğini Türkiye İletişim Başkanlığı (TİB) tarafından icra edildiğini kaydeden Ergin, "Bu süreçten Adalet Bakanının haberi olmasını istiyorsanız, Bakanın yargıya müdahalesini arzu ediyorsunuz demektir. Benim böyle bir yetkim yok, imkanım yok. Hem ’yargıya müdahale etmeyin’ diyeceksiniz hem de ondan sonra mahkemelerin verdiği gizlilik gerekçeleri kararlarının içeriğini buradan soracaksınız, Anayasa’nın 138. maddesinin ihlalini benden isteyeceksiniz. Böyle bir usul yok" diye konuştu.



İki tanesi haber oluyor



Bakan Ergin, iki tane hakim ve savcı ile ilgili özel bir uygulama yapılıyormus gibi takdim edildiğini söyledi. Oysa Adalet Bakanlığının yıl içerisinde soruşturma sayısının 5 bin 900 olduğunu ifade eden Ergin, bunların gelen şikayetlerin değerlendirilmesi sonucu Anayasa’nın 144. maddesi, Hakimler ve Savcılar Kanununun (2802 sayılı kanun) 82 ve 93. maddeleri doğrultusunda yapılan soruşturmalar olduğunu ifade etti. 27 yıldan beri 1982 Anayasası ve 2802 sayılı yasaya göre yapılan bir uygulama olduğunu kaydeden Ergin, "Bugün başlamış bir uygulama değildir" dedi. Ergin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"2009 yılı itibariyle 5 Kasım tarihine kadar 4 bin 362 şikayet ulaşmış Bakanlığa. Önceki yıldan devirle beraber, bu 5 bin 930’a ulaşmış. Dolayısıyla Teftiş Kurulu ve Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüz gelen bu şikayetleri daha önceki yıllarda yapılan yöntemle işleme almıştır. Bu incelemelerin tamamı müfettiş eliyle yapılmıyor. Bunlar belli yerlerde daha kıdemli bir hakim eliyle yapılıyor. O hakim eğer gerçekten gerekli görüyorsa ondan sonra Teftiş Kurulu devreye giriyor. Ama olayın ağırlığına göre farklı uygulamalar da mümkün. Çünkü Anayasa ikisine de cevaz veriyor. Dolayısıyla, sadece bu yıl içerisinde 208 dosya kovuşturma verilerek ilgili başsavcılıklara gönderilmiş. 214 dosya da HSYK'na disiplin işleri için sevk edilmiş. Dolayısıyla 11. ay olmasına rağmen 422 hakim ve savcıyla ilgili gerek başsavcılıklarda gerekse HSYK nezdinde işlem yapılmış. Şimdi bu 400 küsur arkadaşımızdan sadece 2-3 tanesi haber oluyor ve bu soruşturmaların her aşaması geniş bir şekilde medyada yer alıyor ve olay bu iki üç isim etrafında döndürülüyor."



-Bu telaş niye-



Adalet Bakanlığında bugüne kadar uygulandığı gibi bütün hakim ve savcılar için aynı hükümler uygulandığını kaydeden Ergin, hiç birisi için ayrım yapılmadığını savundu. Ergin, "Kaldı ki Bakanlığın yapmış olduğu işlem dosyayı teşekkül ettirmek, tekemmül ettirmekten ibaret. Müfettişlerin yaptığı soruşturma neticesinde dosya tekemmül ettirildikten sonra, eğer görev suçu ise farklı, kişisel suç ise farklı bir soruşturma yöntemi uygulanıyor. İlgili başsavcılığa gönderiliyor ya da disiplinse HSYK’ya gidiyor. Kararı Bakanlık vermiyor. Kararı bağımsız yargı verecek. Bu telaş niye? Bu konuyla ilgili deliller toplanıyor, bağımsız yargının önüne konuluyor. Burada bağımsız yargı kararını verecek, dolayısıyla kimse bu noktada bir endişeye girmesin" diye konuştu. (Radikal)