Adalet geri sayıyor

'Ceza indirimi yanlış'
Yargıtay, Birtan Altunbaş'ı gözaltında işkenceyle öldürmekten 4.5 yıl hapis cezası alan dört polisle ilgili davayı polislerin aleyhine bozdu. Yargıtay, davaya bakan mahkemenin 'Kimin öldürdüğü belli değil' diyerek polislere yaptığı ceza indirimine karşı çıktı.
2006'da zamanaşımı
Yerel mahkeme, bozma kararına uyarsa polislerin cezası dokuzar yıla çıkacak. Yargılama bir yıldan fazla sürerse olayın üzerinden 15 yıl geçeceği için dava zamanaşımına uğrayacak, polisler de ceza almayacak.

ANKARA - 'İşkenceye sıfır tolerans' iddiasındaki Türkiye'de, bir
'işkencede ölüm' davası daha zamanaşımı sınırına dayandı. Yargıtay, üniversite öğrencisi Birtan Altunbaş'ı gözaltında işkenceyle öldürmekten dört yıl beşer ay hapse mahkûm edilen dört polisle ilgili kararı bu kez esastan ve sanıkların aleyhine bozdu. Yargıtay, 'Suç faili meçhul' denilerek cezalarda indirim yapılmasına karşı çıktı. Mahkeme bozmaya uyarsa, sanık polislerin cezasını bir kat artırıp dokuz yıla çıkarabilecek. Ancak olay tarihi itibarıyla 14. yılına giren davada zamanaşımı Ocak 2006'da dolacağı için, bozmayla birlikte, dosyanın zamanaşımına girme olasılığını da güçlendirdi.
İlk bozma usuldendi: Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Altunbaş'ın 1991'de gözaltında öldürülmesiyle ilgili dava uzun uğraşlar sonucu 1998'de açılabilmiş, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi sanıklardan Süleyman Sinkil, Sadi Çaylı, Hasan Cavit Orhan ve Devlet Bakanlığı danışmanlığı da yapan, MHP milletvekili adayı başkomiser İbrahim Dedeoğlu'nu işkenceyle adam öldürmekten dört yıl beş ay 10'ar gün hapse mahkûm etmişti. Dört sanık hakkında da beraat kararı verilmişti. Karar, Yargıtay'ca usulden bozulmuş, dava 2002'de yeniden başlamıştı.
Hep zamana oynadılar: Yeni yargılamada dava, sanık ve avukatlarının zamanaşımına uğratma girişimlerine sahne olmuş, sanıklardan sadece Dedeoğlu'nun dört avukat değiştirmesi mahkemenin de tepkisine yol açmıştı.
Kafasını çarpmış: Mahkemede ifadelerinin alınabilmesi olay haline gelen sanıklar, Altunbaş'ın ölümünün işkenceden kaynaklanmadığını, bu kişinin kafasını duvarlara çarptığını, yüzünü duvarlara sürttüğünü, ölümünde açlık grevinin de etkili olduğunu, raporlara geçen darp izlerinin de kaçarken yakalanması sırasında oluştuğunu öne sürmüştü.
'Birtan gebereceksin': Müdahil avukatlar adına konuşan Oya Aydın ise sanıkların işkenceli sorguda 'Birtan gebereceksin' dediğinin tanık anlatımlarıyla da doğrulandığına dikkat çekerken, sanıklara verilecek cezalarda 'iyi hal' ve 'faili meçhul indirimi' yapılmamasını istemişti.
Karar: İşkenceyle öldürdüler: Mahkeme, yeni yargılamayı da geçen haziranda bitirmiş ve oybirliğiyle Altunbaş'ın işkence sonucu öldürüldüğü kararına varmıştı. Mahkeme, ilk kararında olduğu gibi dört polis hakkında beraat verirken, Dedeoğlu, Çaylı, Sinkil ve Orhan'ı suçlu bulmuştu.
Kararda bir işkence zammı, bir faili meçhul indirimi: Mahkeme, dört sanığı önce 'Kastı aşan adam öldürme' suçundan (TCK 452/1) sekiz yıl ağır hapse mahkûm etmiş, sonra ölümün işkence sonucu oluşması nedeniyle TCK 243/2. maddesini işletip cezayı 10 yıl 8 aya çıkarmıştı.
Mahkeme ardından, suçun birden çok kişi tarafından işlenmesi nedeniyle, gerçek suçlunun meçhul kalması hallerinde uygulanan TCK 463. madde uyarınca bu cezada ilk indirimi yapmıştı.
Mahkeme son olarak da iyi hal indirimi uygulayarak (TCK 59) sanıkların cezasını dört yıl beş ay 10 gün olarak belirlemişti. Karar hem sanıklar, hem de müdahil ailelerce temyiz edilmişti.
Son söz Yargıtay'ın
Bozma bu kez esastan, nedeni faili meçhul indirimi: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, şimdi bu davaya ilişkin temyiz incelemesini sonuçlandırdı ve mahkeme kararını bu kez esastan ve sanıkların aleyhine bozdu. Daire, dün açıklanan kararında, mahkemenin 'ölüme neden sanık belli değil' görüşüne katılmayıp, 'failin belli olduğu' tespitini yaptı. Daire bu görüşle, 'adam öldürme gibi suçlarda fiil birden fazla kişi tarafından işlenmiş, ancak fail belirlenemiyorsa, tüm sanıklara verilecek cezada üçte birden yarıya kadar indirim yapılacağını' öngören TCK 463. maddenin bu davada uygulanmasını, temel bozma nedeni yaptı. Daire, dört sanıkla ilgili beraatı ise onaylayarak kesinleştirdi.
3. kez sil baştan: Bozma nedeniyle işkencede ölüm davası üçüncü kez sil baştan görülecek. Mahkeme bozmaya uyarsa, sanıklara verilecek ceza 'faili meçhul' indirimi yapılmayacağı için yaklaşık bir kat artarak sekiz yıl 10 aya çıkarılabilecek. Dosya bu durumda yeniden 1. Ceza Dairesi'ne gelecek. Mahkeme eski kararında direnirse, dosya bu kez Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gidecek.
Zamanaşımı yolda: Yargıtay'ın bozması sanıklar aleyhine olsa da, yeni yargılamada geçecek tüm bu süreler dikkate alındığında, davanın zamanaşımına girme olasılığı da güçlendi. Çünkü Altunbaş, 9 Ocak 1991'de gözaltına alınmış, 15 Ocak'ta da kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmişti. Bu nedenle davada 15 yıllık zamanaşımı 15 Ocak 2006'da dolacak. Buna göre davanın bir yılda bitirilmesi gerekecek, aksi halde dava ortadan kaldırılabilecek.
Manisa davası gibi: Bu olasılık Manisa davasını da akla getirdi. Liseli gençlere işkence suçları sabit görülen polislerle ilgili dava da, zamanaşımına ramak kala, kamuoyunun tepkisiyle bitirilebilmişti. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bu konuda Türk hükümetine yazdığı mektup nedeniyle de uluslararası ilgi gören işkencede ölüm davasının seyrini mahkemenin tutumu, ardından Yargıtay'ın hızı belirleyecek.