Adalet sonunda ölüyü de diriltti!

Bir bildiriyle ölüm orucundakileri 'intihara ikna'dan dokuz hekime açılan davadan ayrıntı: Durumu kanıt gösterilen üç eylemci, bildiri çıkmadan ölmüş.
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - Adalet ölü mahkûmları önce diriltti, sonra öldürttü ve 'Bu ölümler sizin yüzünüzden' diye dokuz hekime dava açtı. Ankara Başsavcılığı'nca ölüm orucundaki
mahkûmları 'intihara ikna' ettikleri gerekçesiyle 10 yıla kadar ağır hapis istemiyle TTB Onur Kurulu'nun dokuz üyesi hakkında açtığı davada şaşırtan bir ayrıntı çıktı.
Dava konusu TTB bildirisi 17 Nisan 2001 tarihli olmasına karşılık, savcılığın
'intihara ikna' suçlamasının kanıtı olarak gösterdiği dört ölüm orucu eylemcisinden üçünün, söz konusu bildirinin yayımından önceki tarihlerde yaşamlarını yitirdiği anlaşıldı. Yani, TTB yöneticileri, önceden ölen mahkûmları, bildirileriyle intihara ikna etmekten yargılanıyor konumuna düştü.
TTB Onur Kurulu'nun dokuz üyesi hakkında açılan davanın ilk duruşması önceki gün yapılmıştı. Davada yargılanan hekimler, "Biz ölüm oruçlarını desteklemiyoruz. Bu davayı kendimize hakaret sayıyoruz" diye savunma yaparak, beraatlerini istemişti.
Önce ölüm, sonra ikna
İkinci duruşması gelecek hafta olan dava iddianamesinde gerekli özenin gösterilmediği eleştirilerine yol açacak ilginç bir ayrıntı belirlendi. Savcı Levent Tacer'in hazırladığı
iddianamede suç tarihi 17 Nisan 2001 olarak belirtiliyor. Çünkü TTB Onur Kurulu'nun ölüm oruçlarında zorla tıbbi müdahaleyi eleştirdiği bildirisi bu tarihi taşıyor.
Ancak iddianamede, savcının bildiriyle ölüm orucundakileri 'intihara ikna' suçunun işlendiğine kanıt gösterdiği dört ayrı ölüm olayının, bildirinin yayımından önceki tarihlerde gerçekleştiği bilgisi de yer alıyor. İddianamede, ölüm orucundakilerden Abdullah Bozdağ ve Celal Alpay'ın 12 Nisan 2001'de (TTB bildirisinden beş gün önce), Gürsel Akmaz'ın da 16 Nisan 2001 tarihinde (bildiriden bir gün önce) öldüğü belirtiliyor. Yalnızca Hüseyin Kayacı adlı tutuklunun ölüm tarihi bildiri tarihinden sonraya, 24 Nisan 2001 tarihine rastlıyor.
Bu ilk değil
Bu, adaletin ilk cilvesi değil. Daha önce de 10 mahkûmun yaşamını yitirdiği Ulucanlar Cezaevi operasyonuyla ilgili mahkûmlar hakkında toplam 12 bin yıla kadar hapis istemiyle açılan davada, başsavcılığın ceza isteminde bulunduğu tutuklulardan ikisinin
operasyon tarihinde cezaevinde olmadığı ortaya çıkmıştı. Bu çelişki, "Bakanlıktan bize mahkûmların listesi gönderildi, topluca dava açtık" diye açıklanmıştı.