Adaletin en hareketli yılı

Geçen adli yılda yaşanan sıcak gelişmeler, yargıyı gündemin hep ilk sırasında tuttu.
Haber: DEMET BİLGE / Arşivi

İSTANBUL - Geçen adli yılda yaşanan sıcak gelişmeler, yargıyı gündemin hep ilk sırasında tuttu. Yolsuzluk operasyonlarının ardından açılan davalar, savcıların beklenmedik çıkışları, Fazilet Partisi'nin kapatılması, binlerce mahkûmun affedilmesi geçen adli yıla damgasını vuran olaylar
arasındaydı. Dördüncü yılını geride bırakan Susurluk davası karara bağlanırken, trafik, işkence ve deprem davalarıyla ilgili kararlar tartışma konusu oldu. Ekonomik kriz iş yükünü ikiye katlarken, kamuoyu siyasetin yargı üzerinde baskı kurmaya çalışmasına açıkça tanık oldu.
Kartal Cezaevi'nin nüfusu hızla arttı. Çok sayıda bankacı ve işadamı operasyonlardan sonra tutuklandı. Demirel'in 'aile fotoğrafı'nda yer alan eski bakan Cavit Çağlar Etibank'ın içini boşaltmaktan Kartal'daki yerini aldı.
Çete davaları arttı
Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in yeğeni Murat Demirel'in gözaltına alınmasıyla yolsuzluk operasyonları başlamış oldu.
Sırayla Egebank, Sümerbank, Yurtbank ve Bank Ekspres'in eski yöneticileri gözaltına alındı ve tutuklandı. Sanıklar hakkında binlerce yıl hapis istemiyle dava açıldı. Kartal Cezaevi'ndeki ünlülere çok sayıda bankacı, medya patronu, belediye başkanı ve eski bir bakan olan Cavit Çağlar da eklendi. Paraşüt, Hayal, Bufalo, Matador, Sis, Balina, Fırtına, Serhat gibi isimlerle anılan operasyonlarda ülke ekonomisine yaklaşık 3.8 katrilyon lira katkı sağlandı. Sanıklar hakkında açılan 'çete davaları' DGM'lerin iş yükünü artırdı.
Beyaz Enerji
Operasyonlardan en çok konuşulanı asker, yargı ve siyasiler arasında polemikler yaşanmasına ve bir bakanın istifasına yol açan Beyaz Enerji Operasyonu oldu. Telefonlar dinlendi, fezlekeler sızdı, asker konuştu, Bakan'a gensoru verildi, 'düğmeye kim bastı' tartışmaları ABD'ye kadar uzandı, Anadolu Ajansı'na DGM'ce soruşturma açıldı, savcı Talat Şalk'ın IMF, Dünya Bankası ve AB'ye gönderdiği yazılar ortalığı karıştırdı, savcı Şalk hakkında soruşturma başlatıldı, dosya elinden alındı.
ANAP lideri Mesut Yılmaz, savcı Şalk'a savaş açtı. İlk kez siyaset ile yargı arasındaki sürtüşme su yüzüne çıktı. Hazırlanan iddianamede siyasiler açık açık suçlandı ve Enerji Bakanı Cumhur Ersümer istifa etti. Olaylı soruşturma aşamasından sonra davanın hangi mahkemede görüleceği tartışıldı. Hem ağır ceza hem DGM'de görülmeye başlanan davalarda sanıkların çoğu ilk celsede tahliye oldu.
Kartal'a yeni konuklar
Geçen adli yılda Kartal Cezaevi'nin nüfusu hızla arttı. Çok sayıda bankacı ve işadamı operasyonlardan sonra tutuklandı. Demirel'in 'aile fotoğrafı'nda yer alan ve adı birçok davada sanık olarak geçen eski bakan Cavit Çağlar, uzun zaman yaşadığı Amerika'da yakalanarak, Türkiye'ye iade edildi. Hakkında İstanbul DGM'ce alınan gıyabi tutuklama kararları bulunan Çağlar, Etibank'ın içinin boşaltılması ve naylon fatura yolsuzluğu nedeniyle tutuklandı.
Kartal Cezaevi'nin konukları arasına belediye başkanları da eklendi. Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, Gebze Belediye Başkanı Ahmet Penbegüllü de 'çete kurmak' suçundan cezaevine gönderildi.
Bir iyi bir kötü haber
Dördüncü yılını geride bırakan Susurluk davası karara bağlandı. İstanbul 6 No'lu DGM, sanıkları 'çete kurmak' suçunu düzenleyen TCK' nın 313. maddesine göre en yüksek cezaya çarptırdı. Eski Özel Harekât Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin ve eski MİT görevlisi Korkut Eken altışar yıl, aralarında Haluk Kırcı ve özel timci eski polis memurlarının da bulunduğu 12 sanık da dörder yıl ağır hapis cezalarına çarptırıldı.
Gerekçeli kararda, "Suç işleyip de bazı siyasi, sosyal, idari ve yasal koruma kalkanlarının arkasına sığınanlar unutmamalıdır ki, adalet bir gün onlara da lazım olacaktır" denilerek hukuk dersi verildi. Susurluk'un ana davasında bunlar yaşanırken, skandalla bağlantı önemli davalardan biri olan 'kayıp silahlar' davası ise zamanaşımı nedeniyle düştü. Aralarında İbrahim Şahin'in de bulunduğu 10 sanık ceza almadan kurtulmuş oldu.
İşkencecilere beraat
Geçen adli yılda işkence ve yargısız infaz davalarında yine tatmin edici sonuçlar çıkmadı. Lise öğrencisi İrfan Ağdaş'ı öldüren polisler suçu 'meşru müdafaa sınırları' içinde işledikleri gerekçesiyle beraat etti.
Süleyman Örs'ün Küçükköy'de bir evin bodrum katında 48 kurşunla öldürülmesiyle ilgili davada sanık polis Sami Şen beraat etti, Yargıtay kararı onadı. Karakolda işkenceyle ölen Yücel Özen davasında dokuz yıl sonra çıkan kararda yedi polisten altısı beraat etti, bir polis 5 yıl 5 ay ceza aldı.
'Hortum Süleyman' lakaplı başkomiser Süleyman Ulusoy hakkında 27 yıl hapis istemiyle dava açıldı. İlk duruşmada Ulusoy'a mahkemede çay servisi yapıldı, şikâyetçi travestilere dayak atıldı. Küçükköy Karakolu'nda bulunan işkence aletleriyle ilgili soruşturma bir adım bile ilerlemeden fiilen kapandı. Yargıtay, 17 kişinin yaşamını yitirdiği Gazi olayları davasında iki polis için verilen hapis cezasını sanıklar lehine bozarken 18 polisin beraatını onadı.
Sivas'a idam
DHKP/C'li oldukları iddiasıyla gözaltına alınan yaşları 14 ile 29 arasında değişen 'Manisalı gençler' beş yıl süren yargılama sonunda beraat etti. İşkenceci polisler, Yargıtay'ın haklarında verilen hapis cezasını bozması üzerine yeniden yargılanmaya başlandı. Sivas davasında verilen 33 idam Yargıtay'ca onandı.
Polislere 'eylem' davası
Polisler geçen adli yılda işkence ve yargısız infaz dışında başka bir davadan da toplu olarak yargı karşısına çıktı. Gaziosmanpaşa'da iki polisin öldürülmesi üzerine izinsiz eylem yapan 1528 polis hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası'na muhalefet suçundan beş yıl hapis istemiyle dava açıldı. 50'şer kişilik gruplar halinde yargıç karşısına çıkan polisler 'Eylem yapmadık, cenazeye gidiyorduk' dedi.
Adalet enkazda
Adli yılda kamuoyunu yakından ilgilendiren konulardan biri de deprem davaları oldu. Marmara depreminden sonra Kocaeli, Sakarya ve Yalova'da binlerce ceza davası açıldı.
Deprem davalarının çoğu 'delil yetersizliğinden' beraatle sonuçlandı, geri kalan davalar suç tarihi binanın yapım tarihi olarak değerlendirilince zamanaşımından düştü. Depremzede vatandaşların adalet umutları boşa çıkarken, açılan tazminat davalarından ise hiç sonuç çıkmadı.
'Gerçeğe dönüş'
Ölüm oruçlarını sona erdirmek amacıyla cezaevlerine 'Hayata Dönüş' adı verilen operasyon düzenlendi.
32 kişinin ölümüyle sonuçlanan operasyonlarla
ilgili gerçekler Adli Tıp uzmanlarının hazırladığı raporlarla ortaya çıktı. Mahkûmlar hakkında açılan isyan davalarının dosyasında yer alan raporlar operasyonların
'katliam' olduğunu gözler önüne serdi. Bu arada F tipi cezaevleri teker teker açılarak, hizmete sunuldu.
Af çıktı..
Yaklaşık 25 bin mahkûm toplumdaki yoğun muhalefete rağmen çıkarılan Şartla Salıverme ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun nedeniyle affedildi. Birçok yönüyle tartışma konusu olan affın kapsamının genişlemesi için Anayasa Mahkemesi'ne başvuru üzerine başvuru yapıldı.
Adli tatilden üç gün önce kararı açıklayan yüksek mahkeme, affın kapsamını kısmen genişletti. Görevini kötüye kullanan kamu görevlileri kurtulurken, hortumcular ve işkencecilere affın yolları kapandı.
FP kapatıldı
Yargıyla siyaseti karşı karşıya getiren bir başka dava ise Fazilet Partisi (FP) hakkında 'kapatma' istemiyle açılan dava oldu. Yüksek mahkeme FP'nin 'antilaik' eylemlerin odağı olduğu için kapatılmasına karar verdi.
Bu kararla birlikte beş siyasetçiye de
'yasak' getirildi. TCK'nın 312. maddesinden hüküm giyen Hasan Celal Güzel'in Yeniden Doğuş Partise'ne üye olduğu için partinin uyarılmasına gerek görmeyen yüksek mahkeme, adli tatilden bir gün önce verdiği kararla Recep Tayyip Erdoğan'a siyaset yapma yolunu da açmış oldu.
Olmalı mı, olmamalı mı?
Bir buçuk ay sürecek olan adli tatille ilgili hukukçular farklı yorumlar yapıyor. Kimileri tatili gerekli görürken, bazı hukukçulara göre, yükü giderek artan yargıya bu kadar uzun tatil gerekmiyor. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok, adli tatile 'Cumhuriyet'in ilk yıllarında ülkenin içinde bulunduğu sınırlı olanaklar nedeniyle gereksinim duyulduğunu belirterek şunları söyledi:
"Adli tatilin, yaşanan ağır toplumsal koşullar karşısında, yeniden tartışılarak değerlendirilmesi gerektiği kanısındayız. Yargı, artan iş yükü karşısında durma noktasına gelmiştir. Sistemden kaynaklanan olumsuzluklar, yargıda çalışanların tüm özveri ve gayretlerine karşın giderek artmaktadır. Yargının genel bütçeden aldığı pay, kamusal işlevi ile orantılı değildir. Yargı reformu bir türlü gerçekleşememektedir". İstanbul Adliyesi'nde görev yapan bir savcı ise, iş yükünün ekonomik kriz nedeniyle arttığını belirterek, adli tatil nedeniyle soruşturmaların duracağını ve bunun da adaletin zamanında tecellisini engellediğini söyledi.
'Tatil gerekli'
Öte yandan, adli tatilin gerekli olduğunu savunanların sayısı da az değil. Yoğun geçen adli yılın ardından tatilin gerekli olduğunu belirten İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi, "Bütün yıl boyunca binlerce dosyayla uğraşıyoruz. Normalde bakmamız gereken dosya sayısının iki-üç katı oranında davaya bakıyoruz. Günde baktığımız dosya sayısı kimize zaman 200'ü buluyor. Bunun için tatil gerekli. Toplu izin şeklinde olması gerekiyor. Çünkü yıl içinde herkes ayrı ayrı bir buçuk ay izin kullanmaya kalksa daha fazla zaman kaybı olur" diye konuştu.
Yeni adli yıl ajandası

  • Yolsuzluk operasyonlarından sonra açılan çete davaları. Egebank, Sümerbank, Yurtbank, Bank Ekspres davaları devam edecek. Etibank davası başlayacak. Beyaz Enerji davası devam edecek.
  • Ulucanlar ve Hayata Dönüş operasyonlarıyla ilgili davalar devam edecek.
  • Bağdat Caddesi'nde iki gencin ölmüyle sonuçlanan kazayla ilgili davada karar çıkacak.
  • Deprem davalarının akıbeti belli olacak. Yargıtay'a giden davalar karara bağlanacak.
  • Susurluk skandalının önemli ayaklarından biri olan Ömer Lütfü Topal'ın öldürülmesiyle ilgili davada karar verilecek.
  • Şişli Cumhuriyet Savcılığı'nın yürüttüğü naylon fatura soruşturması devam edecek.
  • Umut Operasyonu'yla ilgili davaya devam edilecek.
  • Alaaddin Çakıcı ve Nuri Ergin'in çeteleriyle ilgili davalar devam edecek.
  • Yıllarca tek bir adım ilerlemeden devam eden ve hukuk tarihinin en kıdemli davaları olarak bilinen katliam davaları da yeni adli yılda görülmeye devam edecek: Kemal Türkler'in öldürülmesi, 16 Mart katliamı ve Abdi İpekçi suikatı.