@idrisemen

Adıyamanlı genç IŞİD'e nasıl gittiğini anlattı

Adıyamanlı genç IŞİD'e nasıl gittiğini anlattı
Adıyamanlı genç IŞİD'e nasıl gittiğini anlattı

Suruç katliamcısının ağabeyi Yunus Emre Alagöz'ün çay ocağı, IŞİD'in Adıyaman'daki irtibat noktası olarak kullanılıyordu.

Suruç katliamını gerçekleştiren Abdurrahman Alagöz'ün ağabeyine ait İslam Çay Evi'ne gidip gelmeye başladıktan bir süre sonra IŞİD bağlantısıyla Suriye'ye geçen Adıyamanlı genç yolculuğunu anlattı. Şubat ayında IŞİD'e katılıp 16-17 gün kalan ve "bir eyleme katılmadığını" söyleyen 17 yaşındaki genç serbest bırakıldı.
Haber: İDRİS EMEN - idris.emen@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL – Suruç’ta 33 kişinin can verdiği bombalı intihar saldırısını gerçekleştiren Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün ağabeyi Yunus Emre Alagöz’ün Adıyaman’da işlettiği İslam Çay Evi’ne gidip gelişlerinden bir süre sonra Suriye ’ye gidip Adıyaman’a dönen O.E. savcılığa verdiği ifadede Suriye’ye nasıl gittiğini anlattı. O.E. ifadesinde, “Şubat ayında Adıyaman ilinde bulunan İslam Çay Evi’nde, Cuma namazı çıkışında tanımadığım şahısların Suriye tarafına geçecekleri muhabbetini duydum ve kendilerine katıldım. Ben uykusuz olduğum için ayrıntıları tam hatırlamıyorum. Bu şahıslar ile birlikte Gaziantep iline gittim. Burada plakasını, rengini ve markasını hatırlayamadığım bir araca bindik. Benimle birlikte yanımda bulunan ismini ve soyadını bilmediğim 3 kişi vardı. Biz araca bindikten sonra ben yorgun olmam nedeni ile uyudum. Uyandığımda Suriye sınırını geçmiştik. Ben Suriye’de yaklaşık 16-17 gün kaldım” dedi.

Diyarbakır ve Suruç bombalı saldırısı sonrasında sık sık gündeme gelen Adıyaman’da resmi rakamlara göre 2013 yılından beri 20 kişi IŞİD saflarına katıldı. Bunlardan üçü Suriye’nin çeşitli bölgelerinde hayatını kaybederken ikisi Tel Abyad’da YPG tarafından esir alındı. Adıyaman grubu içerisinde bulunan Orhan Gönder, 5 Haziran’da Diyarbakır’daki HDP mitingine yapılan bombalı saldırısı sonrası saldırının faili olarak tutuklanırken, Şeyh Abdurrahman Alagöz ise Suruç’ta canlı bomba saldırısı yaparak 33 kişinin ölümüne neden oldu.

Diyarbakır ve Suruç saldırganlarının örgütlendiği yer olan İslam Çay Evi’ne takıldıktan sonra Şubat ayında IŞİD’e katılıp Adıyaman’a geri dönen 17 yaşındaki O.E.’nin savcılık ifadesine ulaştık.

İSLAM ÇAY OCAĞI’NDAN SURİYE’YE

O.E. adlı Adıyamanlı genç 2014 yılında Suruç bombacısı Şeyh Abdurrahman Alagöz’ün ağabeyi Yunus Emre Alagöz’ün işlettiği İslam Çay Ocağı’na gidip gelmeye başladı. Düzenli olarak her cuma günü çay ocağına giden O.E., şubat ayında aniden ortadan kayboldu. O.E. bir ay sonra Adıyaman’a geri döndü. Temmuz ayında O.E.’nin tekrar ortadan kaybolması üzerine O.E.’nin ailesi 5 Temmuz’da Adıyaman Emniyet Müdürlüğü’ne başvurarak çocuklarının kaybolduğunu bildirdi. O.E’nin bir hafta sonra ortaya çıkmasıyla Adıyaman Emniyet Müdürlüğü O.E.’yi ‘suça sürüklenen çocuk’ adı altında ifadesi alınmak üzere Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevk etti. 14 Ağustos’ta savcılığa ifade veren O.E. Adıyaman’dan Suriye’ye gidişini anlattı.

‘CİHAT İÇİN SURİYE’YE GİTTİM’

Suriye’ye cihat yapmak için gittiğini söyleyen O.E. ifadesinde,  “Ben 11-12 yaşından bugüne kadar çeşitli tarikatlara ve cemaatlere katıldım. Her ne kadar kayıp olarak hakkımda 05.07.2015 günü müracaatta bulunulmuş ise de ben o gün Gaziantep iline arkadaşım ile çalışmaya gidiyordum. Tam olarak tarihini hatırlayamadığım bir günde, şubat ayında, Adıyaman ilinde bulunan İslam Çay Evi’nde Cuma namazı çıkışında tanımadığım şahısların Suriye tarafına geçeceklerini muhabbetini duydum ve kendilerine katıldım. Ben uykusuz olduğum için ayrıntıları tam hatırlamıyorum. Bu şahıslar ile birlikte Gaziantep iline gittim. Burada plakasını, rengini ve markasını hatırlayamadığım bir araca bindik. Benimle birlikte yanımda bulunan ismini ve soyadını bilmediğim 3 kişi vardı. Biz araca bindikten sonra ben yorgun olmam nedeni ile uyudum. Uyandığımda Suriye sınırını geçmiştik. Ben Suriye’de yaklaşık 16-17 gün kaldım. Bu süre içerisinde, büyük, bahçeli bir evde kaldık. Ben bu süre içerisinde bu evde namaz kıldım ve sohbet ettim. Dışarıya hiç çıkmadım. Herhangi bir eylemim olmadı. Benim sınır dışına çıkma amacım, İslam davası uğruna bir şey yapmaktı. Bizim İslami inancımıza göre imanın zirve noktası cihattır. İkinci kademede ise tebliğ gelir. Benim de amacım, İslam hakkında bildiklerimi başkalarına anlatmak yani tebliğ etmekti. Herhangi bir eylem yapma gibi bir amacım yoktu. Benim şu anlık sınır dışına çıkma gibi bir düşüncem yoktur” dedi.

‘BİRBİRİMİZE KARDEŞ DİYORUZ’

İfadesinde IŞİD’e karşı sempati duyduğunu ve tedbir olarak grup içerisinde birbirlerine ‘kardeş’ dediklerini söyleyen O.E. şunları anlattı:

“Telefonumda bulunan fotoğraflar ile ilgili olarak; herkesin kendisine bağlı olarak gördüğü bir takımı, örgütü olduğu gibi benim de kendimi bağlı olarak gördüğüm ve sevdiğim grubun fotoğraflarını barındırmam normaldir. Ben kendimi bu gruba yakın görüyorum. Benim Adıyaman ilinde insanlara zarar vereceğini düşündüğüm ve tanıdığım hiç kimse yoktur. Şu an Adıyaman ilinden cihat düşüncesi ile götürülen insanların olup olmadığını bilmiyorum. Benim şu anda aktif olarak görüştüğüm kimse yoktur. Ben herhangi bir şekilde sizin terör örgütü saydığınız IŞİD’in propagandasını yapmıyorum. Ben ilimizde bulunan İslam Çay Evi’ne şubat ayından önceki 2-3 ay içerisinde her Cuma giderdim. Kapandıktan sonra oraya gitmeyi bıraktım. Şu anda dediğim gibi herhangi bir kimse ile bir bağlantım yoktur. Ayrıca biz grup içinde birbirimize kardeş diye hitap ederiz. İsim kullanmayız. Bunu da tedbir olarak yapıyoruz. Benim konu ile ilgili söyleyeceklerim bunlardan ibarettir. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum” dedi.

O.E. savcılık ifadesinden sonra adli kontrolle serbest bırakıldı.