Adli kolluk gündemden çıktı

Meclis Adalet Komisyonu'nun CHP'li üyelerin katılmadığı dünkü toplantısında CMUK tasarısı değiştirildi. Emniyet'in itiraz ettiği adli kolluk düzenlemesine tasarıda yer verilmedi.
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - Eğitim-Sen'in kapatılması için açılan davayı reddeden mahkemenin kararı, Yargıtay'dan döndü. Eğitim-Sen 'anadilde eğitim hakkını' savunduğu için davalık olmuştu. Mahkeme ise 200 bin üyeli sendikanın anadilde eğitimi savunmasının 'ülke bütünlüğüne karşı suç olarak kabul edilemeyeceğini' söyleyerek davayı reddetmişti. Yargıtay'ın söz konusu kararı 13 günde bozduğunu söyleyen Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaattin Dinçer, "Nerede demokratikleşme yasaları?" diye sordu.
Eğitim-Sen'in kapatılması istemli dava Ankara Başsavcılığı'nca ve Genelkurmay'ın istemi üzerine açılmıştı. TRT'nin anadilde yayın yapmasına, kaldırılan DGM'lerin anadilde öğrenim istemlerine 'suç yoktur' diyerek beraat veren Başsavcılık, sendika tüzüğündeki 'bireylerin anadillerinde öğrenim görmesini ve kültürlerini geliştirmesini savunur' ifadesini sakıncalı bulmuştu.
Mahkeme: Dil bölmez
Ankara 2. İş Mahkemesi ise 15 Ekim'de Eğitim-Sen'e kapatma istemini reddetmişti. Gerekçede şöyle denilmişti: "Dil ayrılığı yüzünden Anayasa'nın 66. maddesine göre vatandaşların ayrımlı eylem ve işleme tabi tutulması doğru değildir. Dilin bölücülük unsuru olmak yerine ulus bütünlüğü içinde bir değişiklik unsuru olması doğaldır. Tüzüğünde bulunan hükümler mahkememizce Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin toprak bütünlüğüne, ulus bütünlüğüne, devletin tekliğine, sınırlarının değişmezliğine karşı bir tehlike olarak görülmemiştir."
Gerekçeli kararda, Anayasa'nın 90. maddesi değişikliği ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) Türkiye'de uygulanır hale geldiği hatırlatılmış ve bu sözleşmenin düşünceyi ifade özgürlüğünü düzenleyen 10 ve 11. maddelerine göre de, sendikanın anadilde eğitim hakkını savunabileceğine işaret edilmişti.
Ancak mahkemenin kapatmaya ret kararı, Ankara Başsavcılığı'nca temyiz edildi. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise mahkeme kararını beklenmedik hızla ve oybirliğiyle bozdu. Daire, Eğitim-Sen'in tüzüğündeki ifadeyi değiştirmediği için kapatılması gerektiğini bildirdi. Dairenin 3 Kasım tarihli sürpriz kararının gerekçeleri de belli oldu.
'Yargıcın takdir hakkı yok'
Gerekçede, öncelikle sendikanın, itiraz edilen tüzük maddesini değiştirmek zorunda olduğuna, bu konuda yargıcın 'takdir hakkı' olmadığına işaret edildi. Gerekçede mahkeme kararı, şöyle eleştirildi: "AİHS'nin 10. maddesi ifade özgürlüğüyle ilgili olup herkesin görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahip olduğunu belirtmekle beraber, bu özgürlüğün ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü veya kamu düzeninin sağlanması amacıyla yasayla sınırlanabileceği belirtilmektedir..."
Yargıtay, anadilde eğitim hakkını savunmanın ülke bütünlüğüne karşı suç olduğu görüşünü de şöyle gerekçelendirdi: "4688 Sayılı yasaya göre sendika ve konfederasyonların işleyişi Anayasa'da belirtilen Cumhuriyet'in niteliklerine aykırı olamaz, 2925 sayılı yasanın 4771 sayılı yasayla değişik 2. maddesinde de eğitim ve öğretim kurumlarının Türk vatandaşlarına Türkçeden başka hiçbir dil anadilleri olarak okutulamaz veya öğretilemez. T.C. Anayasası'nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek 3. maddesinde Türkiye devletinin anadili Türkçe olduğu belirtildiği gibi, eğitim ve öğretim hakkı ve ödevi başlıklı 42. madde 6. fıkrasında 'Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında anadil olarak okutulamaz', Anayasa'nın, 66. maddesinde 'Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk'tür' düzenlemelerine yer verilmiştir. Yasaların ve Anayasa'nın açıklanan hükümleri kamu düzeninin sağlanması amacıyla demokratik bir toplumda zorunlu bir tedbir olarak, ülke bütünlüğüne karşı eylemleri önlemek için düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler AİHS'nin 10 ve 11. maddeleriyle de uyumludur."
Gerekçede, tüzükteki düzenlemenin valilik ve mahkemece yapılan ihtara rağmen düzeltilmediğine dikkat çekildi.
Zincirleme kapatma gelebilir
Yargıtay'ın kararı üzerine Eğitim-Sen davası yeniden ilk mahkemesinde görülecek. Mahkeme ret kararında direndiğinde, dosya Yargıtay Genel Kurulu'na gönderilecek. Kurul da kapatma yönünde karar alırsa, benzer görüşleri savunan kitle örgütlerinin tümü kapatılma tehlikesiyle karşılaşacak.
13 günde karar çıktı
Sendikanın Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, dün düzenlediği basın toplantısında, tepkisini şöyle dile getirdi: "Yargıtay'ın önünde yığınla dosya varken, 13 günde karar verilmesi düşündürücü. Bir taraftan demokratikleşiyoruz nutukları atılırken, diğer taraftan Eğitim-Sen'in kapatılmak istenmesi endişe verici. Yargıtay kararının 17 Aralık AB müzakere süreci öncesinde alınması, Eğitim-Sen üzerinde bir takım hesapların yapılmak istendiğini de göstermektedir. Avrupa ve dünyadaki emekten yana dostlarımıza acil eylem çağrısında bulunuyoruz."