Adli Tıp raporlarını nerenize koyacaksınız?

Adli Tıp raporlarını nerenize koyacaksınız?
Adli Tıp raporlarını nerenize koyacaksınız?
Erdoğan, Kabataş olayıyla ilgili Adli Tıp raporu olduğunu belirterek, basına "Sizler Adli Tıp raporlarını nerenize koyacaksınız?" diye sordu.

Şişhane-Haliç Metro Geçiş Köprüsü-Yenikapı Metro Hattı açılış törenine katılan Başbakan Erdoğan, Gezi olayları sırasında Zehra Develioğlu’nun Kabataş’ta saldıra uğradığı iddiasıyla ilgili basını eleştirdi. Kabataş’ta o gün yaşananlara dair görüntülerin Kanal D’de yayımlanmasından sonra olayın ‘anlatılanlar gibi olmadığına’da haber ve yorumları hatırlatan Erdoğan şöyle konuştu:
YENİ SENARYO HAZIRLIYORLAR: Yaktılar, yıktılar, insanlara saldırdılar. Başörtülülere saldırılarda bulundular. Camilerimizde dahi saygısızlık yaptılar. Kabataş’ta yavrusuyla beraber saldırıya uğrayan kızımız üzerine oynamaya başladılar. Bunu da yalanlamaya kalkıyorlar. Yazık yazık. Medya dünyasında amiral diye geçinenlere söylüyorum. Bunun altında da boğulacaksınız. Çünkü bu attığınız manşetler de doğru değil. Sizler Adli Tıp raporlarını nereye saklayacaksınız, nerenize koyacaksınız. Adli Tıp Raporu’ndan bahsediyorum. Bu bayanın çocuğu ile orada aldığı darbeyi ne yapacaksınız? Aradan 8 ay geçti. Şimdi kendilerine göre yeni yeni senaryolar hazırlıyorlar.
TARİH AFFETMEYECEK: Her şey açık net ortada. Savcının tespitleri, raporu ortada. Tarih bu yalan yanlış senaryonun yanında yer alan medyayı da affetmeyecek. Dün birileri en zor zamanlarda başörtüsüne teferruat diyordu. Bu milletin hangi milli, manevi değeri varsa onu istismar etmenin peşinde gidiyorlar. Onların arkasındaki karanlık odaklara asla geçit vermeyeceğiz.
PARALEL YAPI: Gezi olayları sırasında, Kadıköy’de bir duvara şunu yazdılar: ‘Zulüm 1453!’de başladı’, Ankara’da bayrağımızı ateşe verdiler. Bunlar CHP değil mi? Ne kadar manevi değerimiz varsa hep saldırdılar. Şimdi o malum paralel yapı aynı ittifakta buluştular. Yıkım işinde bir araya geldiler. Bu oyuna gelmeyin. Elinde bira şişesiyle başörtülü kadına saldıranlar paralel yapıyla birlikte hareket ediyor. Birileri en zor zamanlarda başörtüsüne teferruat diyordu bugün de başörtüsü düşmanlarının değirmenine su taşıyor. Bunlar peygamberimizi miraçtan indirip kamyona koyacak kadar ahlaksız bunlar.

Adlİ Tıp raporu
ne dİyor?


Erdoğan’ın sözünü ettiği saldırıdan sonra İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün Develioğlu adına düzenlediği raporda, sağ diz üst iç kısımda 3 adet 1.5 santimetre çapında, iç alt kısımda 1 adet 1 santimetre çapında ve sol diz üst dış kısımda 1 adet 1.5 santimetre çapında koyu mor renkli ekimozlar olduğu belirtildi.Bebek Zeynep Develioğlu’nun raporunda ise sağ kruris iç altı kısımda 3 adet 0.2 santimetre sıyrık olduğu ifade edildi. Raporda yaralanmaların basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu belirtildi. {İSTANBUL / AA}

Eserlere zarar vermedik


Başbakan Erdoğan açılışını yaptığı metro hattıyla ilgili “Şişhane’yi Yenikapı’ya bağlıyoruz. Artık Taksim Yenikapı 7.5 dakika. Taksim’den Kartal artık 69.5 dakika. Açacağımız hat 3.5 km ve 3 istasyodan oluşuyor. Ama dünyanın en zor inşaatı oldu. Tarihi eserlere zarar vermeden, tarihi ortaya çıkararak inşa ettik. 23 antik ahşap gemi, 50 binden fazla tarihi eser ortaya çıktı. İstanbul’un 8500 yıl geriye dayandığı ortaya çıktı” dedi.

Siluete etkisi yıllardır tartışılıyor


Haliç Metro Geçiş Köprüsü Projesi, Temmuz 2005’te Koruma Kurulu’nca onaylandığından beri yoğun tartışmalara konu oldu. UNESCO birçok raporunda köprünün Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Süleymaniye’nin silüetine zarar vereceğini belirtti. İnşaatın başladığı 2009’da kulesiz düz bir köprü projesinin düşünülmesini önerdi; aksi halde bölgenin ‘Tehlike Altındaki Dünya Mirası’ listesine alınmasının olası olduğunu belirtti. Bunun üzerine köprünün Süleymaniye Camii ve Haliç’in siluetini bozmakla suçlanan ayakları 82 metreden 65 metreye, taşıyıcı kabloların birleştiği yükseklik ise 60 metreden 55 metreye düşürüldü. Ayrıca köprünün ortasındaki istasyonun yüksekliği de 180 metreden 90’a düşürüldü. 2010 - 2011 yılları arasında inşaat bir yıl durduruldu. 2011’de İBB ve projenin Mimarı Hakan Kıran tarafından ‘UNESCO ikna edildi’ açıklamaları yapıldı ama örgüt 2012’nin sonunda köprüye acil durumlarda gerçekleştirilen ‘tepkisel inceleme ziyareti’ yaptı. Heyet, kendilerine şu aşamada renk ve ışıklandırma dışında bir değişiklik yapılamayacağının söylendiğini belirtti. UNESCO, 2013 raporunda köprünün revizyonlarla ilk versiyonundan daha iyi bir hale geldiğini belirtmekle beraber siluete olan olumsuz etkisine vurgu yaptı. Türkiye ’deki uzman ve aktivistler de yıllardır projeye dair eleştirilerini dile getiriyorlar. Mart 2012’de İstanbul SOS Girişimi, aralarında Orhan Pamuk, Cemal Kafadar, Ara Güler ve Serra Yılmaz gibi 4 bin ismin imzaladığı “Başka Bir Köprü Mümkün” dilekçelerini İBB ve Cumhurbaşkanlığı’na gönderdi. ICOMOS Türkiye heyeti birçok kereler sürecin tepeden inme bir anlayışla, şeffaflıktan uzak yürütüldüğünü belirtti.
{İSTANBUL/RADİKAL}

Bakan İslam: Hanımefendinin beyanları ortada


Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Gezi Parkı olayları sırasında İstanbul Kabataş’ta bebeğiyle saldırıya uğradığı iddia edilen Zehra Develioğlu’nun açıklamaları ve medyada yer alan görüntülere ilişkin, “Hanımefendinin beyanları ortada. Kendisi olayın hemen akabinde adli tıp raporu almış durumda, darpedildiğine dair. Bana göre olay ortada. ‘Ortada’ derken, ‘ne olup bittiği gayet anlaşılır bir şekilde ortada’ demek istiyorum” dedi. {SAKARYA /AA}

Develioğlu: Sanki böyle bir olay yaşanmamış gibi suçlandım


Gezi Parkı olayları sırasında İstanbul Kabataş’ta bebeğiyle saldırıya uğradığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunan Zehra Develioğlu, Kanal D’de yayımlanan görüntülerden sonra ilk kez konuştu. Develioğlu, Anodolu Ajansı’na şunları anlattı: “Süreç, medyada öyle bir hale ulaştı ki, sanki böyle bir olay yaşanmamış, bir kadın darp edilmemiş, bir çocuk bundan zarar görmemiş... Yaşadığım acının büyüklüğü ve altında ezildiğim o yük yetmezmiş gibi bir de insanlara kendimi inandırmak zorunda bırakıldım. Çok ağır bir yük, çok büyük bir acı. Temennim bunu bana yaşatan insanların, hak ettikleri cezaya çarptırılmaları ve benim çektiğim acıyla kıyaslanamaz ama onların da bunun bedelini ödemeleri. Ben o acıları yaşadım ve yaşadığım bu acıların büyüklüğü bana yeter. Bunu kimseye ispat etmek durumunda değilim. Bana zaten inanmak istemeyen inanmayacaktır. O görüntüleri ilahi bir kamera olup tepeden kaydetse bile inanmayacaklardır.”