Adli Tıp'a AİHM teftişi

Adli Tıp'ın, ölüm oruçlarında korsakoff olan hastalara ilişkin raporları çelişkili çıktı. AİHM de bağımsız hekimler heyeti gönderip inceleme kararı aldı.
Haber: DEMET BİLGE / Arşivi

İSTANBUL - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Adli Tıp Kurumu'nun önce 'İyileşemez' ardından da 'İyileşti' raporu vererek tutuklanmalarının yolunu açtığı wernicke-korsakoff hastalarının bağımsız heyet tarafından muayene edilmesine karar verdi. İki Fransız ve bir Türk hekimden oluşan heyet, hapse geri dönen hastaları muayene edecek.
Ölüm orucu eylemlerinden sonra 'wernicke-korsakoff' hastalığı sonucu durumları ağırlaşan tutuklu ve hükümlüler Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmiş ve yaklaşık 500 hasta kurumun 'İyileşemez' raporlarının ardından Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'nun (CMUK) 399. maddesi (sağlık sorunları yaşamsal önem arz eden mahkûmların koşullu salıverilmesi) uyarınca tahliye edilmişti. Altı ayda bir muayene edilen ve iyileşmeleri mümkün olmayan mahkûmlardan 125'i Cumhurbaşkanı tarafından affedilmişti.
50'si için tutuklama
Ancak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu önce 'İyileşemez' raporu düzenlediği hastalar hakkında daha sonra 'İyileşti' raporları vererek, cezaevi koşullarında yaşayabileceklerini belirtti. Bu raporlar üzerine 50'den fazla korsakoff hastası yeniden cezaevlerine döndü. Bunlardan biri de Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde kalan ve 'örgüt üyeliği' suçlamasıyla 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Bekir Balyemez'di. Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun 2002'de beş kez 'İyileşemez' raporu verdiği Balyemez'e, 2003 yılında ise yine aynı kurul tarafından 'İyileşti' raporu verildi. Avukat Gülizar Tuncer'in başvurusu üzerine dosya AİHM'ye taşındı ve bağımsız bir hastaneden rapor alınması istendi. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanlığı'nca hazırlanan raporda Balyemez'in 'korsakoff hastası' olduğu belirtildi. Bunun üzerine, AİHM 3. Dairesi Balyemez'in cezaevine konulmaması için tedbir kararı aldı. Bu kararın ardından diğer mahkûmlar da AİHM'ye gitti. Adli Tıp'ın raporuyla cezaevine girmeleri gündeme gelen 10'a yakın mahkûm için daha AİHM'den tedbir kararı alındı.
Balyemez'in de aralarında olduğu 30 mahkûmun cezaevi tehlikesine karşı
'tedbir' başvurusunda bulunduğu AİHM 3. Dairesi, iki hafta önce Adli Tıp'ın 'İyileşti' raporu verdiği mahkûmların bağımsız uzman bir heyet tarafından muayene edilmesine karar verdi. Bunun için Paris 6. Üniversitesi
Pitie-Salpetriere Hastanesi'nden nöroloji uzmanı Prof. Dr. Christian Derouesne ve nöropsikoloji uzmanı Prof. Dr. Francis Bolgert'ı görevlendirildi. Heyette yer alacak Türk doktorun isminin daha sonra açıklanacağı belirtildi.
Cezaevleri incelenecek
Heyet cezaevlerini, revir ve hastaneleri ayrıca devlet hastanelerinin de tutuklu bölümlerini ziyaret edecek. Mahkeme, hükümetten hastaların özellikle radyolojik muayenelerinin ve kan tahlillerinin donanımlı bir hastanede yapılmasını istedi. AİHM 3. Dairesi, hükümetten hapsedilmiş korsakoff hastalarının hazır edilmesini isterken, firardaki hastaların avukatlarına da müvekkillerine ulaşmaları için çağrı yaptı.



'Kadrolaşma' eleştirileri
Adli Tıp, Türkiye'nin 'resmi bilirkişisi' niteliğinde. Verdiği raporlarla davaların seyrini değiştirebilen ve son yıllardaki teknolojik atılımlarla da övgü alan Adli Tıp Kurumu'nda 2003 yılındaki yönetim değişikliğinin ardından 'kadrolaşma' iddiaları gündeme geldi. 269 üyesi bulunan Adli Tıp Uzmanları Derneği, İstanbul Barosu'yla açıklama yaparak, kurumun bilimsellik ve özerklikten uzaklaştığını ve atamaların siyasi olduğunu savundu. Bu açıklama kurumla dernek arasında gerginliğe neden olurken, kurumdaki birçok kişi dernekten istifa etti. Çelişkili korsakoff raporları ise 'kadrolaşma' iddialarını alevlendirdi. Raporları daha önce 'işkenceyi rapor etmediği' için altı ay meslekten men cezası alan Nur Birgen'in başında olduğu 3. İhtisas Kurulu'nun vermesi tartışmaları artırdı.
İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gencay Gürsoy, "Adli Tıp şu haliyle özerk değil" dedi. Adli Tıp Uzmanları Derneği Başkanı Doç. Dr. Ümit Biçer ise "AKP'nin iktidara gelmesinin ardından birçok dernek üyesi kurumdaki görevinden alındı ve şubelere atandı" diye konuştu.


Gecikince tedavi zor
Türkiye'nin ölüm orucu sonrasında tanıştığı 'wernicke korsakoff' ilk olarak 1881 yılında Carl Wernicke tarafından tanımlandı. Korsakoff sendromu uzun süre alkol kullanımı, açlık ve yetersiz beslenme ile vitamin eksikliğinden kaynaklanıyor. Hastalık sırasında kaslarda istemsiz kasılmalar, hafıza kaybı, göz ve öğrenme bozuklukları gibi sendromlar ortaya çıkıyor. Beyinde ileri derecede hücre ölümüne bağlı olarak kalıcı hafıza kaybı ve hareket edememe, hatırlayamama göstergeleri bulunuyor.
Korsakoff'la ilgili rapor hazırlayan Doç. Dr. Ümit Biçer, "Hastalıkta en büyük problem uzun süre geçtikten sonra iyileşmenin minimal düzeyde kalmasıydı. Üç muayenede hastalık bulunduktan sonra 'İyileşti' deniyor. Biz raporlarımızda bu çelişkiye dikkat çektik. Çünkü bütün literatür bir yılı geçtikten sonra bu hastalıkta iyileşmenin yüzde 2'ye düştüğünü gösteriyor. Adli Tıp raporlarında ise aradan yıllar geçtikten sonra iyileşmenin yüzde 75 olduğu söyleniyor. Ya ilk değerlendirmeleri ya da son değerlendirmeleri hatalı" dedi.