'Adli Tıp'ta büyük kavga

Yargı sisteminde 'resmi bilirkişi' olarak tanımlanan ve hazırladığı raporlarda davanın seyrini tümden değiştirebilen Adli Tıp Kurumu'nun bilimselliği ve bağımsızlığı tartışma konusu oldu.
Haber: DEMET BİLGE / Arşivi

İSTANBUL - Yargı sisteminde 'resmi bilirkişi' olarak tanımlanan ve hazırladığı raporlarda davanın seyrini tümden değiştirebilen Adli Tıp Kurumu'nun bilimselliği ve bağımsızlığı tartışma konusu oldu. Adli Tıp Kurumu'nun yanı sıra Türkiye'deki üniversitelerin adli tıp anabilim dallarında görev yapan 269 üyesi bulunan Adli Tıp Uzmanları Derneği, 14 Ocak Çarşamba günü İstanbul Tabip Odası ve İstanbul Barosu ile ortak basın açıklaması yaparak, kuruma yönelik eleştirilerini dile getirdi.
Karşılıklı açıklamalar
Ortak açıklamada, hükümetin kurum üzerinde baskı kurduğu, son dönemde yapılan atamaların siyasi olduğu belirtilerek, kurumun siyasetten uzak, özerk bir yapıya kavuşturulması istendi.
Bu açıklamaya karşılık Adli Tıp Kurumu'nda görevli 17 akademisyen de karşı bildiri yayımladı. Bildiride, "Bizler, hiçbir siyasal etki altında kalmadan, bilimsel onurumuzdan ödün vermeden, bilimin objektif kriterlerine
sadık kalarak işimizi yapıyoruz" denildi. Daha sonra da Adli Tıp Kurumu Başkanı Keramettin Kurt'un da aralarında bulunduğu 100'e yakın adli tıp uzmanı, dernekten istifa etti.
Adli Tıp Uzmanları Derneği Başkanı Doç. Dr. Ümit Biçer'in Adli Tıp Kurumu'yla ilgili eleştirileri iki noktada yoğunlaşıyor. Biri 'bilirkişiliğin merkezi hale gelmesi', diğeri bağımsız olması gereken kuruma siyasi atama yapılması.
Biçer, şunları söyledi: "Adli Tıp Kurumu, özerk, bağımsız, bilimsel bir yapıya kavuşturulmalı ve tıpkı hâkim ve savcılar gibi özgür karar vermesi güvence altına alınmalı. Oysa Adli Tıp Kurumu, bilirkişilik görevini merkezileştirdi. Bu dosya yükünü artırıyor ve cevap verme süresini uzatıyor. Adli Tıp Genel Kurulu'nun verdiği raporlar, 'nihai' kabul ediliyor. Oysa bilimsel düşüncede tek otorite bilgidir."
Adli Tıp Kurumu Başkanı Keramettin Kurt ise kurumun bilirkişilik dışında eğitim kurumu da olduğuna dikkat çekti. Kurt, şu yanıtı verdi: "Yılda 120 bin dosyanın değerlendirildiği kurumda, nitelikten ödün verilmeden, sadece bilimin öngördüğü koşullarda yargıya resmi bilirkişilik yapılmakta.
Kurum uzmanları, bilimsel onurları ve hür vicdanlarıyla görev yapıyor. Derneğin açıklaması, insaf ölçüsüne uymamaktadır."
'Siyasi atama yapılıyor'
Doç. Dr. Biçer, kurumda bağımsızlığın, siyasi atamalarla gölgelendiğini düşünüyor. Kurum başkanının her hükümet döneminde değiştiğini ve atamalarda
bilimsel yeterliliğin dikkate alınmadığını belirten Biçer, "Atamalarla ilgili objektif kriterler tayin etmez ve bu işi siyasi iktidara bırakırsanız, bu tartışma konusudur" diyor.
Adli Tıp Kurum Başkanı Kurt ise, Biçer'in açıklamasını 'talihsizlik' olarak nitelendiriyor: "Ben, bir önceki başkanın istifası üzerine atandım.
Kurumda siyasi görüş nedeniyle yeri değiştirilen kimse yok. Yargının işleyişini hızlandırabilmek için çok yoğun çalışması gereken Adli Tıp Kurumu'nun, işleyişi aksatanlar hakkında tasarrufta bulunması çok doğal."