Af Örgütü'nden Türkiye'ye ifade özgürlüğü eleştirileri

Uluslararası Af Örgütünün (Amnesty International) 2009 yılı raporunda, Türkiye'de geçen bir yıl boyunca Anayasa Mahkemesini de içine alan hukuki mücadelelerin yaşandığı belirtildi

 

Af Örgütünün 405 sayfalık raporu, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen toplantıyla açıklandı.

Raporun "Avrupa ve Orta Asya" başlığı altında 3,5 sayfa ayrılan Türkiye bölümünde, iktidardaki AK Parti aleyhine laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinde açılan ve kapatılmama yönünde sonuçlanan davaya yer verildi ve DTP için de ülkenin birlik ve bütünlüğüne karşı eylemlerde bulunduğu gerekçesiyle benzeri bir davanın açıldığı hatırlatıldı.
Uluslararası Af Örgütü, Anayasa Mahkemesinin üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılmasını öngören Anayasa değişikliğini iptal etmesini eleştirdi. Raporda, üniversitelerde başörtüsü yasağını kaldırılması amacıyla TBMM’de kabul edilen Anayasa değişikliğinin "devletin laiklik ilkesini ihlal ettiği gerekçesiyle" mahkemece iptal edildiği hatırlatılarak, "Fakat bu karar, başkalarının insan haklarına dayanan din ve inanç özgürlüğünün sınırlanma ihtiyacını yeterince açıklayamamıştır" denildi.
"Aşırı ulusalcı Ergenekon yapılanmasının" yargılanmasına da değinilen raporda, "çığır açan soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede üst düzey emekli subaylar dahil devlet kurumlarıyla bağlantılı örgütün seçimle gelmiş hükümeti siyasi cinayetler ve şiddeti teşvik gibi yöntemlerle devirme planı yapmakla suçlandığı" aktarıldı.
Raporda, terörle mücadele kapsamında gelişen bazı olaylarda "taciz, fiili saldırı ve mülke saldırı dahil olmak üzere belirsiz kişiler ve grupların Kürt kökenli Türk vatandaşlarını hedef alan" saldırılarda artış görüldüğü belirtilerek, Balıkesir’in Ayvalık ilçesine bağlı Altınova beldesinde birkaç gün süren olaylar buna örnek gösterildi.
İfade özgürlüğüyle ilgili Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesinde yapılan değişikliğin yeterli olmadığı savunulan raporda, diğer bazı maddelerin de ifade özgürlüğünü kısıtladığı iddia edildi. Raporda, mahkemelerin sık sık internet sitelerini kapatması da "orantısız" bulundu.
Raporda, Adana Valiliğinin izinsiz gösterilere katılan çocukların ailelerinin yeşil kartlarını iptal edileceği ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının yardımlarının kesileceğine yönelik duyurusunun "toplu cezalandırma" anlamına geldiği ve herkesin sağlık hizmeti alma ve yeterli yaşam standardı hakkını ihlal ettiği görüşü dile getirildi.
Gösterilerin yeterli gerekçe gösterilmeden yasaklanması ve izinsiz gösterilerde orantısız güç kullanılması eleştirilen raporda, geçen yıl işkence ve kötü muamele vakalarının arttığı ve kolluk kuvvetlerinden şikayetçi olanların genellikle karşı suçlamalara hedef olduğu öne sürüldü.

"ENGİN ÇEBER İÇİN ÖZÜR DİLEME ÖRNEK ALINMALI"
Karakolda ve cezaevinde yapılan işkence nedeniyle öldüğü iddia edilen Engin Çeber’e de değinilen raporda, dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in Çeber’in ailesinden özür dileyerek bir ilke imza attığı ifade edildi.
Raporda, "sorumluluk ve bir hatanın telafisine yönelik" bu adımın diğer ülkelerce örnek alınması temennisine yer verildi.
Türkiye’de yüksek güvenlikli F tipi hapishanelerde koşulların düzeltilmesine ilişkin uygulamalarda halen bir ilerleme sağlanamadığı iddiasının da yer aldığı raporda, adil yargılamaya yönelik ihlallerin de özellikle terörle mücadele yasalarına muhalefetten yargı karşısına çıkarılanlar açısından sürdüğü görüşüne yer verildi.
Raporda, insan hakları ihlallerine ilişkin soruşturmaların aksaklıklarla malul olduğu ve bu soruşturmaların sonucunda yargıya yansıtılan vakaların yetersiz seviyede bulunduğu da savunulurken, resmi insan hakları koruma mekanizmalarının yetersiz kaldığı iddia edildi.
Af Örgütü raporunda, Türkiye’nin de yer aldığı Avrupa ve Orta Asya bölümüne genel bakışta da, küresel ekonomik krizin bu bölgedeki özellikle Macaristan, İzlanda ve Letonya gibi ülkelerde siyasi görünümü de değiştirecek şekilde etkili olduğu belirtildi.
Rusya ile Gürcistan arasında 2008 yılı Ağustos ayında yaşanan savaşın 1990’lı yıllardan sonra bu bölgedeki ilk savaş olduğu kaydedilen raporda, bu durumun Soğuk Savaş sonrası Avrupası ile ilgili potansiyel kırılganlığı ortaya koyduğu görüşü savunuldu.

IRENE KHAN’IN BASIN TOPLANTISI
Uluslararası Af Örgütü 2009 yılı raporunda, dünyanın çeşitli bölgelerindeki insan hakları ihlalleri geniş biçimde yer tutarken, 2008 yılından itibaren dünyayı etkisi altına alan ekonomik krizin insan hakları ihlali noktasında bir "saatli bomba" niteliği taşıdığı belirtildi.
Raporun açıklanması dolayısıyla Londra’da basın toplantısı düzenleyen Örgütün Genel Sekreteri Irene Khan, dünyanın "sosyal, siyasi ve ekonomik açıdan henüz ortaya çıkmamış insanlık krizlerinin tetiklediği bir saatli bombanın üzerinde oturmakta olduğu" uyarısında bulundu.
Ekonomik bozulmanın yeni bir şiddet dalgasını tetikleyip, dikkatleri bu ihlallerden uzaklaştırdığını ve yeni sorunların oluşmasına yol açtığını belirten Khan, "Güvenlik adına insan hakları çiğnendi, şimdi de ekonomik toparlanma adına bu haklar geriye itiliyor" dedi.
Dünyanın insan hakları konusunda yeni bir küresel yaklaşım benimsemesi gerektiğini belirten Khan, kağıt üzerindeki sözlerin yeterli olmayacağını, hükümetlerin "insan hakları saatli bombasını" etkisiz hale getirmek için sağlam önlemler geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Khan, dünya liderlerine, insan haklarına da, ekonomiye yaptıkları gibi bilinçli şekilde yatırım yapmaları çağrısında bulundu.
"Milyarlarca insan güvenlik, adalet ve insan onuruna saygıdan yoksun bırakılıyor" diyen Khan, "yaşanan kriz aş, iş, içme suyu, toprak, ev yoksunluğunun yanı sıra fukaralık, ayrımcılığa uğramak, eşitsizliğin büyümesi, ırk ve cinsel ayrımcılık, şiddet ve baskı olarak bütün dünyayı etkisi altına alıyor" şeklinde konuştu.
Bu krizlernden örnekler de veren Khan, Brezilya, Meksika ve Hindistan gibi ülkelerde bazı grupların bu ülkedeki ekonomik büyümeye rağmen saygın bir yaşam için gereken temel haklardan yoksun bırakıldıklarını, artan gıda fiyatları yüzünden Myanmar, Kuzey Kore ve Zimbabwe gibi ülkelerde yaşayan yüz binlerce insanın açlık ve hastalığa mahkum edildiğini, kadına karşı şiddet ve ayrımcılığın sürdüğünü, göç baskısı yüzünden transit ülkelerin çok daha kısıtlayıcı önlemler geliştirdiklerini anlattı.
"Siyasi şiddet ve huzursuzluklar yaşanacağına dair giderek artan işaretlere" de dikkati çeken Khan, ekonomik durgunluğun daha çok baskıya yol açacağına dair riskler bulunduğunu savundu. Khan, Tunus, Mısır, Kamerun ve diğer bazı Afrika ülkelerinde hükümetlerin ekonomik, sosyal ve siyasi şartlara ilişkin protestolara verdikleri giderek artan sertlikteki reaksiyonları buna örnek gösterdi.
Irene Khan, Çin ve Rusya’nın serbest ekonomiye geçmenin açık toplum yaratmaya yetmediğinin örneklerini oluşturduklarını da savunurken, "Geçen yıl da bütün dünyada insan hakları savunucuları, gazeteciler, avukatlar, sendikacılar ve diğer sivil toplum liderleri saldırı, baskı ve tacizlerin hedefi olmaya, öldürülmeye devam etti" dedi.

RAPORDAN RAKAMLAR
Raporda, en az 81 ülkede ifade özgülüğünün kısıtlandığı, geçen yıl bütün dünyada infaz edilen idam kararlarının yüzde 78’inin G20 üyesi Çin, Suudi Arabistan ve ABD gibi ülkelerde olduğu kaydedildi.
Dünya ülkelerinin yüzde 50’sinde insanların işkence ve kötü muameleye uğradıkları, bu rakamın G20 ülkelerinde yüzde 79’a çıktığı belirtilen raporda, kişilerin adil yargılamadan mahrum edildiği ülkelerin oranı, bütün ülkeler için yüzde 32, G20 ülkeleri için yüzde 47 olarak verildi.
İnsanların yargı karşısına çıkarılmadan uzun süre gözaltında tutulduğu ülkelerin oranını da bütün ülkeler için yüzde 57, G20 ülkeleri için yüzde 74 olarak gösterilen raporda, en az 27 ülkenin siyasi sığınma isteyen insanları geldikleri ülkelere zorla geri gönderdiği bilgisine de yer verildi.(aa)