@ismailsaymaz

Afyon patlamasının yıl dönümü: 'Binbaşı yüzüme bakıyor'

Afyon patlamasının yıl dönümü: 'Binbaşı yüzüme bakıyor'
Afyon patlamasının yıl dönümü: 'Binbaşı yüzüme bakıyor'
Afyon'da, geçen yıl 5 Eylül'de yaşanan mühimmat patlamasında çocuklarını ve eşlerini kaybeden aileler yarın Şehit Uzman Mete Saraç Kışlası önünde buluşacak.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

Afyon’da, geçen yıl 5 Eylül ’deki mühimmat patlamasında çocuklarını ve eşlerini kaybeden aileler, facianın yıldönümü olan yarın, Şehit Uzman Mete Saraç Kışlası önünde buluşuyor. Yakındaki bir camide düzenleyecekleri mevlut sonrası aileler kışlaya giderek, basın açıklaması yapacak. Patlamada can veren er Tolga Taştan’ın babası Ali Taştan, “Çocuğumuz ne oldu?’ diye sormayacak mıyız? ‘Vatan sağ olsun’ demedim daha, demeyeceğim, diyemeyeceğim. Adalet yerini bulduğundan ‘Vatan sağ olsun’ diyeceğim” diye konuşuyor.
Baba Taştan, patlamanın birinci yıldönümünde hem çocuklarını anmak, hem de faciayı hatırlatmak için 25 askerin ailesi olarak bir araya geleceklerini vurguluyor. Şu an yargılamanın durduğunu kaydeden Taştan, “Duruşmalar iyi gitmiyor. Sanık üsteğmen binbaşıyı, binbaşı albayı suçluyor. Suçlu kimse yokmuş. Suçlu kim o zaman ? Demek ki, çocuklarımızı askere gönderdik diye, suçlu bizleriz; anne ve babalar. Çocuğumuzu “a” partisine, “b” partisine değil, al bayrağın altında göreve gönderdik. Demek, keşke göndermeseydik” diyor.

'TUVALET TEMİZLEME EĞİTİMİ VERMİŞLER'
Başta, patlama için “doğal afet” denildiğini ifade eden Taştan, “Çocuğumun ne uğruna gittiğini bilmiyorum. Savaş mı var, benim çocuğum nerede?” diye soruyor. Oğlu Tolga gibi 18 kısa dönem askere, usta birliklerine teslim olduktan üç gün sonra, bomba eğitimi verilmeden, aydınlatma sistemi bulunmayan depoda mühimmat taşıttırıldığını vurgulayan Taştan, şöyle diyor: “Üç günlük askerin mühimmat deposunda, elektriği olmayan yerde ne işi vardı? Gecenin dokuz buçuğunda ne işi vardı çocukların orada? Bunlar okumuş ve aklı başına çocuklardı. Savaş yok, o yok, bu yok… Çocukların niye gittiğini bile bilmiyoruz. Bir aylık işi dört günde yaptıklarını söylüyorlar. Binbaşı görevimi yaptım, diyor. Eğitim verdim, diyor. Tuvalet temizleme eğitimi vermiş. Bomba eğitimi verdin mi? Mahkemede sorunca yüzüme bakıyor. Annelerle dalga geçer gibi… Ben bir baba olarak şunu düşünüyorum: Bu çocuklar bombanın ne olduğunu bilmiyorlar. Biz ikna olmadık. Biz gelecek nesillere bir şey bırakmak istiyoruz. Tamam, benin çocuğum gitti, senin çocuğun gitmesin. “
Baba Taştan, davanın peşini bırakmayacaklarını kaydederek, “Olumlu bir haber almadık ki davanın arkasını bırakacağız. ‘Çocuğuma ne oldu’ diye sormayacak mıyım? ‘Vatan sağ olsun’ demedim daha, demeyeceğim, diyemeyeceğim. Adalet yerini bulduğunda ‘Vatan sağ olsun’ diyeceğim. Benim 25 senelik emeğim üç günde kayboldu. ‘Adalet mülkün temeli’ diyorlar. Adalet hukuk demektir. Anne ve babanın hayali, çocuğunu yetiştirip meslek sahibi yapmaktır. Biz bunu tadamadık. Önce suçlular çıksın meydana. Çocuğumu oraya kim soktu? Bu emri kim verdi. Sormayacak mıyım? Soracağım” diyor.
Er Tolga Taştan, Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde Çalışma Ekonomisi bölümünü bitirdikten sonra, 23 yaşında askere gitmişti. Üç kardeşin en büyüğü olan Taştan, Samsun’daki acemi birliğinin ardından Afyon’a gönderilmişti. Afyon’daki üçüncü gününde hayatını kaybetmişti.