Ah çocuk ne yaptın!

Genç yaşta intiharlara önceki gece bir yenisi eklendi.
Haber: ULAŞ YILDIZ / Arşivi

İSTANBUL - Genç yaşta intiharlara önceki gece bir yenisi eklendi. Henüz 16 yaşındaki İlknur Musluoğlu, babasının ruhsatlı silahını başına dayayıp tetiğe bastı.
Oysa yaşam dolu bir kızdı İlknur. Veda notunda ise terk ettiği dünyada kalanlara kendince öğüt veriyordu; "Benim suçum sevmekti, geride kalanlara sesleniyorum. Sevin ama bağlanmayın. Bunu neden yaptığımı Hakan'a sorun".
İlknur'un hayatında son birkaç ayda birçok yenilik oldu. Yeni bir ev, yeni arkadaşlar ve yeni bir okul... Geçen yıl Özel Doğuş Lisesi öğrencisi olan İlknur, sınıfta kalmıştı. Ailesi daha başarılı olması umuduyla bu yıl Özel Marmara Koleji lise birinci sınıfa kaydını yaptırmıştı. Yaklaşık bir ay önce de Göztepe Tanzimat Sokak'taki yeni evlerine taşınmışlardı. Babası müteahhitti ve maddi durumları iyiydi.
Yeni okulunda da arkadaşlar edinmiş ve kendisini sevdirmişti. Boş zamanlarında tenis oynuyor, spora ilgi duyuyordu. Dört gün önce 16. yaş gününü kutlamıştı.
Yakınlarının anlatımına göre önceki gün de okuldan neşe içinde evine geldi. Kızkardeşi Dilek, ders aldığı öğretmeniyle odasındaydı.
İlknur, işten gelen babası Semih Musluoğlu'na
kapıyı açtı. Annesi Yasemin Musluoğlu, mutfakta iftar yemeğini hazırlıyordu.
Cep telefonu çaldı
Yemekten sonra salonda babasıyla birlikte televizyon izledi. Kızkardeşi tekrar dersinin başına dönmüştü. Babasıyla Türkiye-Bulgaristan basketbol karşılaşmasından önce yorumlar yaptılar. O sırada cep telefonu çaldı.
Arayan Hakan'dı. Telefonla konuşarak odasına çekildi. Konuşma bittikten sonra ailesinin yanına dönmedi. İntihar aracını bulması ise zor olmadı. Kimseye hissettirmeden babasının ruhsatlı tabancasını alıp odasına döndü. Bir kâğıt buldu. Kendini genç yaşında öğüt
verebilecek kadar olgun hissediyordu. Kağıda şunları yazdı:
"Benim suçum sevmekti, geride kalanlara sesleniyorum. Sevin ama bağlanmayın. Bunu neden yaptığımı Hakan'a sorun".
Tabancanın namlusunu başına dayadı, bir kez tetiğe bastı. Refleks olarak başını çekmiş ve mermi dolaba isabet etmişti. Baba Semih Musluoğlu, silah sesinin dışarıdan geldiğini düşünerek televizyon izlemeye devam etti. Kısa bir süre sonra silah tekrar patladı. Anne, mutfaktan fırlayıp İlknur'un odasına koşunca kızını kanlar içinde buldu. Biricik kızı, ölmüştü...
İlknur, dün Fenerbahçe Camii'nde ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.
Cenazede Musluoğlu ailesi, yakınları ve İlknur'un arkadaşları gözyaşlarına boğulurken, polis de 'Hakan'ı bulmak için
İlknur'un cep telefonu, rehberi ve günlüğünden iz sürmeye başladı.
Uzman görüşü: Ayrılık yası
Psikiyatr Doç. Dr. Armağan Samancı: Bir insanın kolay ulaşabileceği şeyi kullanma olasılığı daha fazladır. Silah olmasaydı belki de birkaç kutu hap alabilirdi ve dolayısıyla kurtulma şansı olabilirdi. Son yıllarda 15-25 yaş grubunda intihar olayları arttı. Bugünün gençleri bizden çok daha serbest bir dünya görüyor ancak, bazı çatışmalar da beraberinde geliyor.
Küçük yaşta aşk ilişkileri uzun sürmeyebiliyor. Bazı gençler ayrılığı tolere edemiyor. Ayrılık yasına giriyor. Bu durumu paylaşacağı fazla kimse olmuyor. Ailesine de anlatamıyor. Kendi içindeki bu yas artıyor, karamsarlık ve ümitsizlik bir araya gelince intihar tohumları atılıyor.
Psikiyatr Yrd. Doç. Dr. Özkan Pektaş: Kişiliğin gelişiminin tamamlanmasına yakın buluğ çağında, gencin benliğine yönelik yaralar çok acıtıcıdır. Kendileri için önemli bazı olguları yüceltir. Okul, dersler, sevgili, futbol takımı gibi. Bu konularla ilgili yara aldığı zaman karşı tarafa zarar vermek için intihar eder.
Asıl amacı kendisini yaralayanı üzmektir. Kendisiyle birlikte bütün dünyanın yıkılacağını düşünür. Bu nedenle de gençlerden 'İntihar edeceğim' sözü duyulduğunda bunun çok ciddiye alınması gerekir.
Pedagog Kayıhan Aydoğmuş: Ergenlik çağında gençlerin duyguları coşku halindedir. Duygusal açıdan karşı cinsten birine çok anlamlar yükleyebilir. Bu noktada olumsuzluklar yaşayınca ümitsizliğe kapılabilirler. Duygularının ne kadar güçlü olduğunu kanıtlama isteğiyle intihara yönelebilirler. Ailelere çok önemli görevler düşüyor. Genç insan ailesiyle her şeyi konuşabilmeli. Erişkinler de onları sabırla dinleyebilmeli.