@sarikayaercan

Aile içi şiddet kurbanı

Aile içi şiddet  kurbanı
Aile içi şiddet  kurbanı
Twitter'da 4 gün önce kayıp olduğu duyurusu yapılan Fatih Bilal Kükner'in 3 Ocak'ta intihar ettiği anlaşıldı. Ölüme götüren hikâyesi, şiddetle mücadelinin önemli bir açığını ortaya çıkardı.
Haber: ERCAN SARIKAYA / Arşivi

“1992 Bursa doğumluyum. İstanbul ’da ailemle yaşıyorum. İlköğretim mezunuyum ve yüzde 50 özürlüyüm ama fiziksel olarak birşey belli olmuyor. Rahatsızlığım ‘Serabral Palsi’. Çalışmak istiyorum. Saygılarımla... Fatih Bilal Kükner.”
Türkiye ’nin en büyük holdinglerinden birinin yüzlerce kişiyi işe alacağını duyuran bir haberin altına yaklaşık üç yıl önce bu notu bırakmıştı Kükner. Bu cümlelerin yanına bir cep telefonu numarasını da iliştirmişti. Aynı sayfadaki diğer iş arayan not sahipleri gibi Kükner’in de hikâyesini kimse bilmiyordu. İş arayan binlerce kişiden biriydi o kadar. Fatih Bilal Kükner’in adı dört gün önce yine internetteydi. Sosyal paylaşım sitesi Twitter’da AK Parti İl Başkanı Aziz Babuşcu ve bazı kullanıcıların hesaplarından “Engelli bir kardeşimiz olan Fatih Bilal Kükner, 11 gündür kayıptır” deniliyordu. Bu iletiye bir de Kükner’in fotoğrafı iliştirilmişti. Kükner, şimdi de binlerce kayıptan biriydi. Hikâyesi yine bilinmiyordu. Taa ki Kükner’in Boğaziçi Köprüsü’nden kendisini attığının görüntülerine ulaşana dek. Kükner, 3 Ocak’ta intihar etmişti. Onu intihara götüren çok çarpıcı bir hikâyesi vardı. İçinde, dram ve skandal bulunan bir hikâye...
Şiddetten kaçış
Anne A. Ö. 40 yaşındaydı. İlk evliliğinden iki çocuğu vardı. Bunlardan biri Fatih Bilal’di. İkinci evliliğinden bir çocuğu daha olmuştu. Bursa’da yaşıyorlardı. Ancak evlerinde şiddet vardı. A.Ö. eşi Selahattin Kafalıoğlu’ndan şiddet görüyordu. İki buçuk yıl önce, çocuklarıyla birlikte Bursa’dan İstanbul’a kaçtı. Devlete sığındı, koruma istedi. Bir eve yerleştirildi. Herşey başta iyiye gidiyordu. Anne bir işe girmiş, çocuklarını okutmak için çalışmaya başlamıştı. Bu arada eşine boşanma davası açtı. 2011 yılında da boşandı. Davaya bakan mahkeme, şiddet uygulayan Selahattin Kafalıoğlu’na eşe yaklaşmama cezası verdi. Aile kâbustan kurtulduğunu sanıyordu. Öyle olmadı. Kafalıoğlu eski eşini ve çocuklarını her yerde arıyordu. Sonunda buldu. A.Ö. koruma altında üç kere ev değiştirmek zorunda kaldı. Eski kocası çalıştığı yeri tespit edince, ‘can güvenliği’ nedeniyle çalışmaması istendi. Sosyal Yardımlaşma Kurumu’ndan yardımlarla hayata tutunmaya çalıştı. Tek kişi için verilen parayla 5 kişi geçinmeye çalıştılar.
Yönetmeliği bekle
Anne A.Ö. bu arada tekrar mahkemeye başvurdu. ‘Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasası’ kapsamında tanık koruma programına alınmak istiyordu. Buna göre, kimlikleri, yerleri, kısaca yaşamları değişecekti. 4. Aile Mahkemesi bu yönde karar verdi. A.Ö. çok mutluydu. Ancak bır sıkıntı daha vardı. Yasanın yönetmeliği çıkmamıştı. Mahkeme kararının uygulanması için beklemeye başladı. Aile yoksulluk içindeydi. Kükner iş aramaya devam ediyordu. Özürlüler gününde bir programa katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’e sıkıntılarını anlatan bir mektup verdi. Yanıt gelmedi.
Bu arada Bakırköy 4. Aile Mahkemesi, ‘Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu’ uyarınca aileye yapılan yardımların ‘şiddet uygulayan Selahattin Kafalıoğlu’ndan’ tahsil edilmesi ve koruma kararının bildirilmesi için Kafalıoğlu’na mahkeme kararını gönderdi. Ancak eski kocaya giden kararda, köşe bucak kaçan ailenin tanık koruma programına alındığına, kimliklerinin değişeceğine dair bilgileri yer alıyordu.
‘Bizi yine bulacak’
Anne A.Ö. ve çocukları bunu öğrenince korktu. “Bizi yine bulacak” diye korkuyorlardı. Hikâyenin devamını A.Ö. şöyle anlattı: “Verilen para yetmiyordu. Çevreden yardımlarla ayakta durmaya çalıştık. Tanık koruma programıyla hayatımız değişecekti. Yönetmeliği beklememiz söylendi. Bu arada mahkeme, program dahiline alındığımızı tarafa bildirmiş. Nüfusa şerh konulması gerekiyordu, konulmamış. 3 Ocak günü oğlum Fatih Bilal, Sultanahmet’ten beni aradı. ‘Bu adam bizi bulacak’ diyordu. Sonra ondan haber alamadık. Kayıp başvurusu yaptık. Görüntüler çıktı, oğlum intihar etmiş. Çocuğum işsizliğe, çaresizliğe dayanamadı. Yaktılar oğlumu.”
Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 4. maddesinde, şöyle deniyor: “Korunan kişi bakımından hayati tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması halinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi...”

‘Kararda sakıncalı bilgilerin ayıklanması gerekiyordu’

A.Ö’nün yaşadıklarıyla ilgili konuşan kadın hakları konusunda çalışan Avukat Vildan Yirmibeşoğlu şunları söyledi: “Devlet, kanuna göre ‘tanık koruma kararını’ uygulamak zorunda. Bu kararla kadının hayatı tamamen değişiyor. Şiddet uygulayan kişi tarafından bulunma olasılığı ortadan kalkıyor. Maddi olarak destek alıyorlar ve kendilerinin de çalışma şansı oluyor. Çocukların okula gitme olasılığı doğuyor. Mahkeme bu tür durumlarda karşı tarafa tebligat gönderiyorsa aileye yani korumaya alınan kişilere dair bilgilerin ayıklanması gerekiyor. Çünkü kararda koruma altındaki kadının kimlik değiştireceği yazıyor. Bu tür bilgilerin saklanması, sadece ilgili bölümlerin karşı tarafa tebliğ edilmesi gerekir. Bunu öğrenen adam farklı yollarla kadının yeni kimliğine ulaşmaya çalışacaktır.”