Akfırat'ta değişen bir şey yok

2003'te 'kapalı tarikat hayatı' ortaya çıkan Akfırat'ın, değişmediğini Akfırat Belediyesi'ne yapılan son operasyon ortaya koydu. Halen kimin kimle evleneceğine 'şeyh' karar veriyor, şeyhin marketleri dışında alışveriş yasak



UMAY AKTAŞ SALMAN
İSTANBUL- Altı yıl önce yapılan operasyon sonrasında ‘şeyh’ Yaşar Yılmaz’ın etkisinde, dış dünyaya kapalı bir hayatın ortaya çıktığı Akfırat, bu kez ikinci bir operasyonla gündemde. Aralarında beldenin eski belediye başkanı Hilmi Yıldız’ın da bulunduğu 26 kişi adam kaçırma, tehdit, evrakta sahtecilik, devlet arazilerini peşkeş çekmek gibi suçlarla tutuklandı. Fırat Mahallesi’ndeki tarikat yaşamını kuran ‘şeyh’ Yaşar Yılmaz’ın da gözaltına alındığı operasyon, yolsuzlukların ucunun ‘şeyh’e kadar uzandığını, bölgedeki tarikat yapılanmasının da hâlâ devam ettiğini gösterdi. Tarikattan ayrılanlar ise şeyhin onlarca yıl süren ‘sapkın hâkimiyetini’ anlatıyor. Evlenecek kızlarla önce şeyhin birlikte olduğu, kadınların şeyhten izin almadan doktorlara gidemediği öne sürülüyor.

‘Yükselen yıldız’
Akfırat’a girişte gelenleri karşılayan ‘hoş geldiniz’ tabelasında, belediyenin ambleminin yanında F1’in amblemi de yer alıyor. Belde artık F1 ile birlikte anılıyor. Devasa üniversite kampüsü, sayısı her geçen yıl artan lüks villalar, 6 bin 500’ü bulan nüfusuyla Akfırat en hızlı büyüyen bölgelerden biri. Sokaklarını ‘İstanbul’un yükselen yıldızı’ tabelalarının süslediği beldede tek değişmeyen yer sahte şeyhin kurallarının hâkim olduğu Fırat Mahallesi. Beldenin merkezi olan Fırat Mahallesi’nin de Tepeören Mahallesi’nin de gündemi jandarmanın yaptığı yolsuzluk operasyonu.

Kurbanla karşılama
Kimileri operasyon kapsamında tutuklanan Eski Belediye Başkanı Hilmi Yıldız ve gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan şeyh Yaşar Yılmaz arasındaki işbirliğinin ortaya çıktığını düşünüyor. (Ne de olsa Hilmi Yıldız yüzde 96 oy ile seçilmiş ve ortalamanın çok üzerindeki bu oy oranı, ‘Şeyh’in talimatı olarak yorumlanmıştı.) Edep tarikatından olanlar ise şeyhlerine inanıyor. Onlara göre ‘Hocanın başını Hilmi Yıldız yaktı’.
Serbest bırakılan şeyhlerinin gelişini davullarla, kurban keserek kutlayan Fırat Mahallesi sakinleri 30 yıldır olduğu gibi hocanın hükmündeki yaşamlarına devam ediyor. Şeyh Yılmaz, kurduğu ‘Edep’ tarikatından müritlerini 1980 yılında burada yaptıkları evlere taşımıştı. Yerleşim yerine de hocası olan Medineli Hacı Osman Akfırat’ın soyadını isim olarak vermişti. İki katlı, dışarıdaki merdivenleri camekanlı tek tip evlerin olduğu bu yere yıllarca tarikat dışından hiç kimse yerleşemedi. Mahallede hâlâ kızlar ilköğretimden çoğunlukla sonra okutulmuyor, çocuk yaşta evlendiriliyor. Kimin kiminle evleneceğine ‘şeyh’ karar veriyor, bakkalarda hâlâ gazete satılmıyor, zarara uğramasın diye Yılmaz’a ait marketlerin dışındaki yerlerden alışveriş yasak.

Edep eczanesi
Mezarlıkta mezarların bir çoğunun mezar taşı yok. Her evden ‘salma’ adını verdikleri haraçlar toplanıyor. Fırat Mahallesi’ne yaklaşık beş kilometre uzaklıktaki Tepeören Mahallesi’nin burasıyla hiçbir iletişimi yok. Tepeören’deki bir esnaf Fırat Mahallesi’nde bir eczane olmadığını, kendi mahallelerindeki eczaneden ise alışveriş yapılmadığını iddia ediyor. Esnaf, hastaların Pendik’teki şeyhe ait olduğu öne sürülen Edep Eczanesi’nden ilaç aldığını anlatıyor.

Tapular ‘şeyh’in elinde
Tarikattan ayrılanlar ise dışlanmaya devam ediyor. Yıllarca tarikat için çalışan kendi deyimiyle ‘şeyh’in yolsuzluklarını ve ahlak dışı hareketlerini gördükten sonra tarikattan kopan bir kişi isminin yazılmaması koşuluyla çarpıcı iddalarda bulunuyor: “İlk buraya yerleştiğimizde bazı insanları Arabistan’da inşaatlarda çalışmaya gönderiyordu. Orada çalışanların kazançları hocaya geliyordu. Hocada ‘burada köy kuruyoruz, ev yapıyoruz’ diyordu. Hoca bizleri evlere yerleştiriyordu ama tapu yok bir şey yok. ‘Şu evi sana verdim, o evi ondan alıp şuna verdim’ derdi. 25-30 sene oturduğu evin tapusu kendine ait olmayan kişiler var. Hoca etrafındaki adamları meziyetlerine göre kullanır. Ona sıkı bağlı zengin bir tabaka var. Antalyalılar var mesela, onlar tekstil ve ticaret yapar. Erzurumlular var, onlar inşaat sektöründe çalışır. Organizasyonu Yaşar Yılmaz yapar, para musluğu ise eski belediye başkanı Hilmi Yıldız’daydı. Hoca ve Yıldız’ın ticari ortaklığı var.”

Şeyh’in çirkin nikâhı
Fırat Mahallesi’nde üç cami, yedi mescit bulunuyor. Yaklaşık 25 senedir Fırat Mahallesi’nde yaşayan adını vermek istemeyen aynı mahalle sakini Yaşar Yılmaz’ın kimi zaman sabahlara kadar namaz kıldırıp zikir yaptırdığını anlatıyor: “Kızımı da oğlumu da hoca evlendirdi. Evlendirecek diye o zaman kızımı liseden aldım, okutmadım. Hocanın 35 eşi var şimdi. Gözlerine kadar kapalı olan peçeli kadınlar hocanın eşidir. Adamların eşini alır. ‘Ondan aldım ona verdim’ der. Evlenecek kızları 10-15 gün önce hoca alıyor. Önce kendi birlikte oluyor, ondan sonra başkasına veriyor. Alırken de ‘peygamber efendimizi rüyamda gördüm’ diyor. Ondan olan çocukları da nüfusuna almıyor, birlikte olduğu kızın babasının nüfusuna yazdırıyor. Yani çocuğun dedesi, babası gözüküyor. Ondan izinsiz kadınlar namahrem diye doktora gidemez. Benim için göçmek farz. Ama torunlarım burada gidemem. Ben olmazsam onları kandırır.”

Mecburi gözyaşı
Yaklaşık 15 yıl önce tarikattan ayrılan bir mahalle sakini ‘şeyh ile ilgili şu iddialarda bulunuyor: “Her ay salma adını verdikleri para toplarlar. Kızımı mahaledeki diğer kızlar gibi şeyh evlendirdi. Daha 13-14 yaşlarındaydı... 2003’te yapılan operasyonda hoca tutuklanınca, adamları evlerden salma topladılar. Kolundaki bilezikleri verenler oldu. ‘Hocamız kurtulsun yeter’, ‘Hocam çıktı ya bana bu yeter’ dediler. İnsanlar hâlâ hocaya inanıyorlar. Bu son opersayonda gözaltına alındığında mahalledeki okulda bir öğretmen hoca çıksın diye dualar okutmuş. Çocuklar ağlamış. Benim torunum da ağlıyor numarası yapmış, ne yapsın.“

‘Şeyh’ ve belediye başkanına operasyon
İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’nın 6 Ocak ’ta, İstanbul, Ankara, Kocaeli ve Sakarya olmak üzere dört ilde düzenlediği operasyonda Akfırat’ta çeşitli yolsuzluklara karışmış 26 kişi tutuklandı. ‘İhaleye fesat karıştırmak’, ‘evrakta sahtecilik yapmak’, ‘tehdit ve adam yaralamaya azmettirmek’ ve ‘irtikap’ gibi suçlardan tutuklananların başında eski Akfırat Belediye Başkanı Hilmi Yıldız vardı. Yıldız ile birlikte belediyenin eski çalışanlarından kişiler ve üç de polis tutuklandı. Operasyon kapsamında aramalarda yapıldı. Eski Başkan Yıldız’ın ve çete üyelerinin evinden Uzi, M16, Glock marka silah, çok sayıda tabanca ve tüfek ele geçirildi. Operasyon kapsamında gözaltına alınanlar arasında ‘şeyh’ Yaşar Yılmaz da vardı. Yılmaz 2003 yılında yapılan operasyon da irticai faaliyetlerde bulunmaktan 11 ay tukuklu kalmış ancak daha sonra serbest bırakılmıştı. Yolsuzluk operasyonunda da serbest kaldı. Operasyona neden olan yolsuzluk iddalarından bazıları ise şöyle :

* Akfırat Belediyesi’nce, sanayiye imarlı 8 bin metrekare arsa için 4 Aralık 2007 ’de ihale açıldı. İhaleye yedi kişi katılacaktı. Belediye Başkanı Yıldız, ihaleye girecek yedi kişiyi odasına toplayıp, “İhale ertelendi arkadaşlar, daha sonra yapılacak” dedi. Ancak 8 bin metrekarelik arsanın Belediye Başkanı Yıldız tarafından el altından Ali Kılıç ’a satıldığı iddia edildi. 2.5 milyon liralık arsanın 800 bin liraya satıldığı öne sürüldü.

* Çetenin F1 pisti İstanbul Park’ın yapımından sonra 13 milyon liralık haksız kazanç elde ettiği iddia edildi.

* Belediyenin yoksullara kömür ve gıda yardımı yapacağını söyleyerek bölgede inşaat yapacak şirketlerden 1.5 milyon TL’lik bağış topladığı, ancak bu parayı kendi aralarında paylaştıkları iddialar arasında.

* 8 Temmuz 2006 tarihinde Akfırat Belediyesi Karaağıl mevkiindeki ormanlık alanda, AKP Orhanlı Belde teşkilatından Faruk Sarıboğa’nın feci şekilde dövüldüğü iddia edildi. Jandarma karakoluna sığınan Sarıboğa ’nın, belediye başkanının oğlu Enes Yıldız tarafından dövüldüğünü söyleyip şikâyetçi olduğu öne sürüldü.