Akın İpek: Tüm hesaplarımızın uluslararası denetim kurullarından onaylanmış sonuçları var, bu bir el koymadır

Akın İpek: Tüm hesaplarımızın uluslararası denetim kurullarından onaylanmış sonuçları var, bu bir el koymadır
Akın İpek: Tüm hesaplarımızın uluslararası denetim kurullarından onaylanmış sonuçları var, bu bir el koymadır
Koza-İpek Holding'in sahibi Akın İpek Bugün TV canlı yayınına katıldı. İpek, gruba kayyum atanmasını "Bu bir el koymadır. Gayrimeşru bir para gösteremedikleri için, bütün şirketlere el koydular" sözleriyle değerlendirdi.

RADİKAL - Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kararıyla bünyesindeki şirketlere kayyum atanan Koza-İpek Holding'in sahibi Akın İpek, 1 Eylül'de düzenlenen operasyon sonrasında yapılan aramalarda şirkete dair uygunsuz hiçbir durum bulunmadığını belirterek, "Eğer para bulsalardı gayrimeşru, gösterirlerdi ve o paraya tedbiren el koyarlardı ama bunu da bulamadılar. Çünkü grubumuzun içinde nereden geldiği belli olmayan hiçbir şey yok" dedi.

Havuz medyasına girmeyi kabul etseydi başına benzer şeyler gelmeyeceğini savunan Akın İpek, "Havuzun, iftiranın, rüşvetin içinde olmaktansa, varlıklı olmamayı tercih ederim. Havuza girseydim daha zengin olabilirdim, kamu ve yargı beni korurdu. Ben halimden memnunum, gayrimeşru işe girmem dedim; kayyum atadılar. Bu bir el koymadır. Gayrimeşru bir para gösteremedikleri için, bütün şirketlere el koydular" diye konuştu.

"HER KIŞIN BİR BAHARI VARDIR"

Bugün TV canlı yayınına katılan Akın İpek'in konuşmasının satır başları şöyle:

"Öncelikle grubumuzda görev yapan arkadaşlara söylemek istiyorum, rahat olsunlar. Şahsen kefilim, bizim arkadaşlarımız hiç yanlış bir şey yapmadılar. Her kışın bir baharı vardır… Bundan sonra hakkımızda söylenecek şeylere cevap verme olanağımız olmayacak.

Bizim grubumuzda bir kuruş kayıtsız para bulsunlar, 10 milyon dolar para vadedicem dedim. O günden bugüne bir kuruş kara para bulamadılar. İncelediler. Maliye Bakanlığı raporu yayınlandı. Eğer para bulsalardı gayrimeşru, gösterirlerdi ve o paraya tedbiren el koyarlardı ama bunu da bulamadılar. Çünkü grubumuzun içinde nereden geldiği belli olmayan hiçbir şey yok.

"BIRAKIN MAKUL ŞÜPHEYİ, ŞÜPHE OLUŞTURACAK DURUM BİLE YOK"

Bu iddiaların hepsini cuma günü belgeleriyle savcılığa teslim ettik. O dosyanın içerisinde bütün hesaplarımızın uluslararası deneyim kurullarından onaylanmış sonuçları var, internette de yayınladım. Ortada bırakın makul şüpheyi, şüphe bile oluşturacak bir durum yok. Bulamadılar ve bulamayacaklar, biz Türkiye ’nin en büyük şirketlerinden biriyiz. Biz kamu ihalelerine girmedik, ben girmedim. Ben bu havuza girmek istemedim, istemem de.

Pişman mıyım diye kendimi yokluyorum. Havuzun, iftiranın, rüşvetin içinde olmaktansa, varlıklı olmamayı tercih ederim. Havuza girseydim daha zengin olabilirdim, kamu ve yargı beni korurdu. Ben halimden memnunum, gayrimeşru işe girmem dedim; kayyum atadılar. Bu bir el koymadır. Gayrimeşru bir para gösteremedikleri için, bütün şirketlere el koydular. Biz bundan sonra kendimizi ifade edecek mecra bulamayabiliriz. Bi kuruş gösteremediler ve gösteremeyecekler, gösterseler ben onlara zaten anahtarları verecektim.

'ŞİRKETİN İÇİNİ BOŞALTACAKLARDIR"

Üzgün değil miyim, üzgünüm. Bugünler gelip geçiyor. Ben bulunmuş olduğum yerde bir pisliğe bulaşmadım. Önüme olasılıklar çıktı, onlara da girmedim. Bu kadar güçlü bir şirketin başına kayyum atamakla şirketin içini boşaltacaklardır, sizin de sesinizi keseceklerdir. Şirketin tamamına kayyum atamışlar, bunun ahlaken, hukuken, etiken karşılığı yok. Bana belge göster demediler, ben hepsini önlerine koydum. 

Yargı mensuplarına bir şey söylemiyorum, çünkü ellerinde bir şey yok. Vicdanı olan bir hakim, onlara teslim ettiğimiz dosyalardan sonra böyle bir karar veremez. Cuma günü biz 2 dosya halinde onlara teslim ettik. Biz dosyayı da görmedik, o yüzden muhtemel bütün soruların cevaplarını aradık. 

Havuz içerisinde toplanan para hayıra harcanacak sanıyor vatandaşımız. Bize okul, cami yapılacak deseler biz yardım ederiz zaten. Eğer bugün havuzda olsak kayyum atanmazdı bize ama o zaman havuzdaki arkadaşlarla resmimizi koyardık, bu da bize uygun olmazdı.