AKP milletvekili Markar Esayan: Dink'e yapılanla Erdoğan'a yapılanın farkı yok

AKP milletvekili Markar Esayan: Dink'e yapılanla Erdoğan'a yapılanın farkı yok
AKP milletvekili Markar Esayan: Dink'e yapılanla Erdoğan'a yapılanın farkı yok
Hükümet ve AKP'ye destek veren yazılarıyla bilinen ve 7 Haziran'da AKP'den İstanbul milletvekili seçilen Markar Esayan, 2007'de silahlı bir suikastla katledilen Hrant Dink'e yapılan ile "tarihin en çok suikasta uğrayan lideri" dediği Erdoğan'a yapılanlar arasında bir fark olmadığını öne sürdü.

RADİKAL – AKP İstanbul milletvekili Markar Esayan, tarihin en çok suikasta uğrayan liderinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olduğunu ileri sürdü.

Yeni Şafak’taki köşesinde “Tarihin en çok suikasta uğrayan lideri: Erdoğan…” başlıklı bir yazı yazan Esayan, Erdoğan’ın bazı sözlerinin bir “egemenlik mücadelesinde kullanılmak üzere” çarpıtıldığını ve “şeytanlaştırıldığını” öne sürerken, 2007’de bir suikastla katledilen Agos gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’e yapılanla Erdoğan’a yapılanların bir farkı olmadığını savundu.

Yazısına, “Öncelikle, Sayın Cumhurbaşkanı'nın herhangi birinin veya kurumun korumasına ihtiyacı yok. Mesele Erdoğan suikastı üzerinden ülkede verilen egemenlik kavgasını anlayabilmek” diye başlayan Esayan, Erdoğan'ın “üzerinde biriken güç yoğunlaşması ile şahsını aşan bir fonksiyona sahip” olduğunu öne sürdü. Erdoğan’ın bazı sözlerinin, bir “egemenlik mücadelesi” kapsamında ”çarpıtıldığını, şeytanlaştırıldığını” söyleyen Markar Esayan, “meselenin özü, (…) hepimizin önünde gerçekleşen bir suikastlar dizisi yaşandığını görmektir” diye yazdı.

Daha sonra bu iddiasını bazı örneklerle desteklemeye çalışan Esayan, Erdoğan’ın daha önce Ermeniler hakkında çeşitli vesilelerle söylediği ve tepki gösterilen bazı sözlerini ‘analiz’ etti.

Erdoğan’ın, “Şu anda bizim ülkemizde 80 bin civarında Ermeni var. Bunların yarısı vatandaşımızdır, yarısı da Ermenistan'dan yoksulluk sebebiyle ülkemize gelmiştir. Ama biz onları deport etmedik, ülkelerine geri göndermedik” sözleri için, “Söylediği şey çok açık. Suriye'den katliamdan kaçan insanların Akdeniz veya Ege'de sulara gömüldüğü, Avrupa tarafından deport edildikleri bir dünyada Türkiye herkese kucak açıyor, durumları yasadışı olanları dahi kaderine terk etmiyor” diyerek açıkladı.

Erdoğan’ın yine bir TV programında söylediği “[Şahsım için] affedersin çok daha çirkin şeylerle Ermeni diyen oldu” sözü için, “döl kelimesini kullanmamak için sarf ettiği ‘affedersiniz’ sözcüğünü, konuyu bağlamından kopararak küfür olarak lanse ettiler” açıklamasında bulundu.

Bu örneklerin ardından, “Bu iki olay sonrasında hala benim gibi Ermeniler ırkçılıkla infaza uğratılıyor” diyen Esayan, ‘ırkçılığın hasını AK Parti öncesinde fiilen yaşamış birisi’ olduğunu iddia etti.

Erdoğan’ın “Kobani düştü düşecek” sözlerini de benzer şekilde savunan Esayan, bunun ardından da “Erdoğan'a yapılan sembolik suikastın, Dink'e ‘Zehirli kan’ metaforu üzerinden yapılandan hiçbir farkı yok. Lakin ‘Medyada Nefret Söylemi’ raporlarını yazanların ideolojik eleklerinden geçmez bunlar” dedi.

Agos gazetesinin genel yayın yönetmeni Hrant Dink, 2007 yılının 19 Ocak günü İstanbul Şişli’de bir bankadan çıktıktan sonra Ogün Samast isimli tetikçi tarafından katledilmiş, Dink’e yönelik suikast hakkında pek çok istihbarat bulunduğu halde güvenlik güçlerinin bu cinayeti engelleyememiş olması dikkat çekmişti. Cinayetle ilgili olarak 18 yaşından küçük tetikçi Ogün Samast ile onun yakın çevresindeki birkaç azmettirici dışında bir faile ulaşılamaması da kamuoyunda, Dink’e yönelik suikastın planlı, organize bir ‘derin’ faaliyet olduğu düşüncesini pekiştirmişti.