AKP nükleer için atakta

AKP, tepkiler nedeniyle rafa kaldırılan nükleer santral projesini yaşama geçirmek için bilgilendirme çalışmaları başlattı.

ANKARA - Son 30 yıldır Türkiye'nin gündemini meşgul eden, ancak her seferinde rafa kaldırılan nükleer santral projesini gerçekleştirmekte kararlı olan AKP, kamuoyundaki tepkileri azaltmak için halkı bilgilendirme çalışması başlattı. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) bünyesinde oluşturulan Nükleer Bilgi Birimi'nin başında bulunan Gül Göktepe, "Nükleer santral Türkiye için bir zorunluluk. Aynı zamanda çevre için de en temiz ve güvenli enerji olması açısından tek seçenektir" dedi.
Nükleer reaktör mühendisi Gül Göktepe, aynı zamanda risk ve güvenlik uzmanı. Göktepe, Çekmece Nükleer Araştırma Merkezi'nde başkan danışmanlığının yanı sıra Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu Başkan Yardımcısı. Uzmanların kamuoyuna çok fazla çıkamaması nedeniyle toplumda bilgi eksikliği yaşandığını belirten Göktepe, nükleer santrallara
ilişkin merak edilenleri şöyle yanıtladı:
Kaza riski milyarda bir: Dünyada 11 bin reaktör yıllık işletme tecrübesi var. Buna karşın sadece Çernobil'de ölümlü kaza yaşandı. 'Nükleer santrallar çevreye zararlı mı?' sorusu bile doğru değil. Ancak 'Riskli mi?' denebilir. Dünyada sıfır riskli hiçbir şey yok. Santrallarda kaza riski milyarda bir. Batı teknolojisiyle yapılan santrallarda Çernobil'deki gibi bir olay olmaz. Kazada sistemler otomatik olarak kendini kapatır.
Ben de çevreciyim: Çeşitli çevre kuruluşlarının üyesiyim ve nükleer santrala karşı değilim. Çevrecilerin duayeni James Lovelock, 'Nükleer enerji olmadan dünya kurtulamayacak' diyor. Batıdaki araştırmalar nükleer karşıtlığının kökeninde yöneticilere karşı duyulan güvensizliğin yattığını ortaya koyuyor. Türkiye'de de bu var.
Uzmanlar konuşsun: Bazı meslek odaları teknolojiyi çok kötülüyor. Bu çok yanlış, bilgisizce yapılan bir şey. Nükleer enerji tabii eleştirilmeli, ama uzman olmadan bu eleştirilerin yapılması doğru değil. Uzman olmayanlar halkın kafasını karıştırıyor.
Dışa bağımlılık: Enerji talebi hızla artan, üretmeden tüketen bir ülkeyiz. Her yeni doğana enerji bulmak zorundasınız. Enerjiyi de kendi kaynaklarımızla üretmiyoruz. Yüzde 60-65 civarı ithal fosil bağımlısıyız, nüfus artışımız hızlı. Ama özkaynaklarımız talebi karşılayamıyor. Fosil kaynaklara bağımlılığı azaltacak ve fiyat dalgalanmalarından etkilenmeyecek enerji teknolojilerini kullanmak zorundayız.
Rüzgâr işe yaramaz: 'Rüzgâr potansiyelimizi kullanalım, nükleer yapmayalım' diyenler yanılıyor. Rüzgâr nükleere alternatif değil. Öyle olsaydı dünya kullanırdı.
Dünya vazgeçmiyor: 31 ülkede 441 nükleer santral var. 1970'lerde çok daha fazla nükleer santrala ihtiyaç olacağı planlanmış, ama zannedilen kadar olmamış. Bazı Batılı ülkelerde planlanan santral yok. Çünkü Britanya, Almanya ve İsveç'in enerji planları 20 sene ötesine göre yapılmış. Nüfus artışı da yok. Acil bir enerji talebi bizdeki gibi değil. Halen inşa edilen 30, planlaması yapılmış 104 reaktör var. Bu durumda 'Dünya vazgeçiyor' denemez.
Atıklar çevreye zararsız: Dünyada en ciddi atık yönetimi nükleer teknolojide. Atıkların bir kısmı geri dönüşüme tabi tutuluyor, bir kısmı da aktiviteleri belli değere düştükten sonra hacimleri küçültülüp, katılaştırılarak güvenli yerlerde depolanıyor. Şimdiye kadar nükleer santralların kaza dışında çevreye zararı olmadı.



Sivil örgütler: İhtiyaç yok
Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Erol Celepsoy: Halkın nükleer santral konusunda çok bilgili olduğunu sanmıyorum. Nükleer santrallarla ilgili verilen, 'Atıklar çevreye zararsız, dışa bağımlılık azalır, kaza riski azdır, dünyanın vazgeçmediği' yönündeki bilgiler yanlış. Bunlar dışarıdan gelen baskıların sonucu. Halka bir şeyler anlatarak bir lobi oluşturmaya çalışılıyor. Tamamen siyasi bir tercih. Türkiye'nin kesinlikle nükleer santrallara ihtiyacı yok. Daha elde var olan enerjiler kullanılmadı. Elektrik hatlarında kaçaklar yüzde 25-40'a vardı. Türkiye'nin nükleer santraldan önce bunların halledilmesine ihtiyacı var.
Greenpeace Akdeniz Ofisi Türkiye Enerji Kampanyası Sorumlusu Özgür Gürbüz: Hükümetin halktan önce kendi kendini ikna etmesi lazım. Geçtiğimiz günlerde Ankara'da yapılan bir konferansta Elektrik İşleri Etüt İdaresi, Türkiye elektriğinin yüzde 20'sinin nükleer olması gerektiğini söylüyordu. Bu da altı santrala denk düşüyor. Enerji Bakanı ise iki ya da üç olmalı diyor.
Önce hükümetin kendi içinde ikna turu yapması ve planlamayla karar vermesi lazım. Nükleer santralın ne kadar gerekli olduğundan kendileri bile emin değil. Yanlış ve çarpıtılmış bilgilerle halk kandırılmamalı. Dünyada nükleer enerji pahalı ve tehlikeli olduğu için bırakılıyor. Bu tamamen politik bir karar. TAEK'in önce Dünya Atom Enerjisi Kurumu'na gidip Akkuyu'da nükleer santralın 25 yıllık lisansı için ikna turu yapması lazım. Tüm dünya da, Türkiye'nin nükleer santrallara evet diyerek aciz bir idare tarafından yönetilip yönetilmediğini görmek için bekliyor.