AKP'li 'direnişçi'den Başbakan'la 5 saat

AKP'li 'direnişçi'den Başbakan'la 5 saat
AKP'li 'direnişçi'den Başbakan'la 5 saat

Bülent Peker, Başbakan a Bu kitleye hiçbir şey sunmadan gitmelerini bekleyemezsiniz denildiğini aktardı.

Radikal'e yazdığı mektupla gündeme gelen ve ardından Başbakan'la görüşen heyette yer alan AKP'li 'Gezi direnişçisi' Bülent Peker, o anları yazdı.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; toplantıya katılan herkes kendi düşünce ve görüşlerini ‘ zaman kısıtlamasına veya engellemeye maruz bırakılmadan’ ifade edebilme imkânına sahip olmuşlardır. Kişi başı yaklaşık 20-25 dakikalık bir anlatım süresi düştüğünü söyleyebiliriz.
Bu 5 saat boyunca, Taksim Projesi’nin bugünkü durumu ve yapılan hatalar, Gezi Parkı eylemlerinin yapısı ve gelinen nokta, devlet eliyle uygulanan şiddet ve bunun sorumluları, bundan sonraki süreçte eylemlerin taşıdığı risk ve daha onlarca konuyu son derece kapsamlı ve sağlıklı bir şekilde aktarabildiğimize inanıyorum. Taksim Projesi ile ilgili akademik ve teknik konuların yanı sıra eylemler süresince tüm yaşananlar, günlerdir direnişe bizzat katılan kişilerin dilinden tüm açıklığı ve çarpıcılığıyla dile getirilmiştir. Taksim projesi ve Gezi Parkı direnişine ek olarak; hükümetin genel politikaları, Başbakan’ın üslubu ve halkın bu konudaki endişeleri üzerine yoğun anlatımlar olduğunu belirtmeliyim.

Yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarına boğulanlar oldu

Toplantıya katılan arkadaşlarımız içerisinde Gezi Parkı eylemleri sırasında yaşadıklarını anlatırken dakikalarca gözyaşlarına boğulan, içinde olduğu psikolojiyi aynen yansıtan kişiler oldu. Bunu söylüyorum çünkü ben toplantıda hiç kimsenin düşüncelerini gizleme ihtiyacı duymadığına, herkesin her şeyi amiyane tabiriyle çatır çatır dile getirdiğine ‘yürekten’ inanıyorum.
Evvela, biz bir temsil heyeti olmadığımızı ve herhangi bir kararın alınması için de oraya gitmediğimizi üstüne basa basa söyledik. Biz, hükümetin Gezi Parkı olaylarının ve halkın rahatsız olduğu konuların ‘tüm boyutlarıyla ele alınabilmesi’ ve olayların her açıdan son derece açık ve şeffaf bir şekilde paylaşılabilmesi amacıyla bir nevi ‘brifing heyeti’ rolünü oynadık diyebilirim.
Tekrar söylüyorum… Aşağıda anlatacağım şeyler olan biteni aynen yansıtmaktan ibarettir. Doğru ya da yalan, katılıyorum ya da katılmıyorum meselesi değildir. Ne olduysa, bize ne söylendiyse size aynen anlatıyorum… Sen inandın mı, inanmadın mı diye bana sormayın lütfen…
5 saat süren toplantının son yarım saatinde Sayın Başbakan bizlerin yapmış olduğu yorumlara cevaplarını ve kendi yorum ve düşüncelerini ve hükümetin olaya yaklaşımını dile getirmiştir. Başbakan, bu konuşması esnasında kısıtlı bazı istihbarat bilgilerini ve park içerisinde yapılan bazı önemli araştırmaları da kayıt dışı olarak bizlerle paylaşmıştır. Bahsi geçen istihbaratlara ait görüntü ve video kayıtları da toplantı esnasında hazır bulunmaktaydı. Fakat toplantı 5 saate uzadığı için, saatler süren bu görüntüleri izleme imkânımız olmadı. (İçlerinde Dolmabahçe’deki cami ile ilgili görüntüler olduğunu da söylemeliyim…)
Anlayışınıza sığınarak daha fazla bu konuya girmek istemiyorum. Lakin verilen çok sayıda bilgiden bana en ilginç gelenlerinden birini söylememde bir sakınca yoktur sanırım. Park içerisinde yapılan bağımsız bir araştırmada katılımcılara en çok sevdikleri liderin kim olduğu soruluyor. Birinci popüler cevap (yaklaşık yüzde 50 civarıydı sanırım) Atatürk çıkıyor. İkinci popüler cevap ise (yaklaşık yüzde 40) Öcalan…
Bu ve benzer birçok bilgi paylaşılmıştır.

‘24 saat içinde müdahale’ sözünü duyduğumuzda...

Demem o ki; devletin ulaştığı sonuç şudur: Bir süredir Taksim ve diğer alanlara yayılmış olan provokatif gruplar şu an ağırlıklı olarak parkın içerisinde konuşlanmış durumdadır. Bu grupların çok ciddi eylem hazırlığı içinde oldukları tüm istihbarat kaynakları tarafından tespit edilmiştir. Bu kişilerin kimler olduğu, geçmişte ne yaptıkları, kimler ile ilişkili oldukları ve ne yapmaya çalıştıkları net şekilde bilinmektedir. Fakat parkta halka karışıp sürekli hareket halinde olduklarından müdahale edilememektedir. Bunu çok üzülerek söylüyorum. Bizzat birinci ağızdan verilen kesin bilgiye göre ‘24 saat içerisinde Gezi Parkı’na müdahale edilecek’ ve park polis kontrolü altına alınacaktır.
Grubumuz bunu öğrendiğinde Başbakan ve ekibine, masum ve haklı bir dava için parkta olan insanların zarar görmemeleri için diğerlerinden izole edilmeleri gerektiği hususunda çok yoğun ısrar etmiştir. Başbakan bunun olmaması için bu gruba bizim bir çağrıda bulunmamızı istemiştir. Grubumuz herhangi bir kitleyi temsil etmediğinden bunu kabul etmemiştir. İyi niyetle bunu yapsak bile çoğunluk tarafından dikkate alınmayacağını belirtmiştir.
Bunun üzerine Başbakan’a bu insanların diğerlerinden izole edilmeleri ve gerekirse parktan çekilerek polisi provokatörlerle baş başa bırakmaları için mutlaka bir adım atması gerektiği konusunda yoğun baskı yapılmış ve “Bu kitleye hiçbir şey sunmadan geldikleri gibi gitmelerini bekleyemezsiniz” denilmiştir.
Bunun üzerine Başbakan; “Gerekirse referandum seçeneğini masaya yatırabiliriz. Bizim bu tür konuları halka danışmaktan, onlara fikirlerini sormaktan yana bir sıkıntımız yok” demiştir. Olayın zaten şu anda yargı aşamasında olduğu, bu aşama sonuçlanmadan adım atılamayacağı, henüz uygulama projesinin dahi hazır olmadığı, araya yerel seçimlerin girmesiyle meselenin daha sağlıklı tartışılabileceğini açıkça belirtmiştir.
Bunun üzerine biz de bunu açıklamanın bize düşmediği bilgisini vererek Hükümet Sözcüsü Hüseyin Çelik’e toplantı sonrası yapacağı basın toplantısında bu bilgileri mutlaka dile getirmesi gerektiğini aktardık. Hüseyin Bey de basın toplantısında bu bilgiyi vermiştir. Fakat toplantıya katılan bizlerin yüzde 90’ının bu fikri kabul ettiği bilgisi doğru değildir.
Zira, bizim bir şeyi kabul edip etmeme yetkimizin olmadığı, sadece bize ne söylendiyse halka da aynı şekilde açıklama yapılması gerektiği bilgisi kendilerine defalarca iletilmiştir. Olay bundan ibarettir.