Akşit'e kalsa yandı!

'Koruruz ama...'
Devlet Bakanı Akşit, töre kurbanı 22 yaşındaki Güldünya Tören'in bebeğine sahip çıkacaklarını, ancak ailenin izin vermemesi halinde 'yapacak bir şeylerinin' olmadığını açıkladı. Medeni Kanun'da birçok olanak bulunduğunu belirten hukukçular tepkili: "Aileye vermek, çocuğun ölümü demek."
Bir çift sakladı
Açıklamadan bir süre sonra yine Akşit'in talimatıyla İstanbul Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, çocuğu korumaya aldı. İstanbul Barosu, vasi atanması için yargıya gidecek. Polis bebeği saklayan ve evlat edinmek isteyen çiftin isim ve adresini gizli tutuyor.

İSTANBUL - Kadından Sorumlu Devlet Bakanı Güldal Akşit, töre kurbanı 22 yaşındaki Güldünya Tören'in bebeğine sahip çıkacaklarını, ancak ailenin izin vermemesi halinde 'yapacak bir şeylerinin' olmadığını söyledi. Oysa hukukçulara göre yapacak çok şey vardı. Bakan bu açıklamayı yaptıktan bir süre sonra İstanbul Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, yine Akşit'in talimatıyla çocuğu koruma altına aldı.
Yasak aşk sonucu hamile kaldığı gerekçesiyle kardeşleri tarafından önce sokak ortasında kurşun yağmuruna tutulan, ardından da hastanede öldürülen Tören'in doğduktan sonra ailesinden korktuğu başka bir aileye verdiği üç aylık bebeği 'Ümit' bulundu. Küçükçekmece Emniyet Müdürlüğü'ne bebeği getiren aile verdiği ifadede "Bebeği isteğiyle verdi. Çok sevdik. Evlat edinmek istiyoruz" dedi. Zanlılar yakalanmadığı için ailenin kimliği açıklanmadı.
Akşit: Mahkeme kararı gerek
Kadından Sorumlu Devlet Bakanı Güldal Akşit'ten ise dün ilginç açıklamalar geldi. Bolu'da 'Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun Yeniden Yapılandırılması' konulu bir toplantıya katılan Akşit, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, "İstanbul'da hastanede yakınları tarafından öldürülen Güldünya Tören'in geride kalan çocuğuna sahip çıkacak mısınız?" sorusu üzerine Akşit, "Devlet olarak bu konuda bir mahkeme kararı çıkartarak, çocuğu koruma altına alacağız. Ölen kadının yakınları, bizim bu girişimimize karşı çıkarsa, yapacak bir şey yok. Ama çocuğun ortada kaldığı anlaşılırsa mahmeme kararına gerek kalmadan çocuğa sahip çıkacağız. Yaşanan olay çok üzücü. Devletin asli görevi böyle durumlarda olayın mağduru olan insanlara sahip çıkması" dedi.
Akşit'in 'aile izin vermezse yapacak birşey yok' açıklamasına şaşıran hukukçular şöyle konuştu:
İstanbul Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezi sözcüsü Ayten Ağırdemir: Evlilik dışı doğan çocuğun velisi annedir. Eğer anne ölmüşse, velayet anneanne veya dedeye geçebiliyor. Ama olayımızda böyle olmaması gerek. Çünkü çocuğun annesinin yaşama hakkını elinden alan aile meclisi. Kadın çocuğun can güvenliği tehlikede olduğu için çocuğu başkasına bırakmış. Böyle bir durumda çocuğun bu aileye bırakılması onun da ölüme terk edilmesi demek. Medeni Kanun'una göre hâkim resen gerekli tedbirleri almak zorunda. Vasisi olmayan çocuğa vasi atanması resen gerçekleştirilir.
İzmir Barosu Kadın Hakları Merkezi'nden avukat Ayşen Erdoğan: Çocuğun aileye verilmemesi lazım. Çünkü çocuğun can güvenliği tehlikede. Burada özel bir durum var. Hâkim kararıyla çocuğun bir kuruma yerleştirilmesi gerek. Devlet önlem almalı.
Ancak daha sonra Akşit'in talimatıyla İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü: Tören'in bebeğini koruma altına aldı. Yetkililer, bebeğin gizli bir yerde olduğunu belirterek, hâkim kararı olmadan çocuğun aileye verilmeyeceğini söyledi.



Kanun ne diyor?
MADDE 346: "Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır."
MADDE 347: "Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş halde kalırsa hâkim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir."
MADDE 404: "Velayet altında bulunmayan her çocuk vesayet altına
alınır. Görevlerini yaparken vesayeti gerektiren böyle bir halin varlığını öğrenen nüfus memurları, idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar."
MADDE 418: Vasiliğe engel olan kişiler: "Kısıtlılar, kamu hizmetinden yasaklılar ve haysiyetsiz hayat sürenler, menfaati kendisine vasi atanacak kişinin menfaati ile önemli ölçüde çatışanlar veya onunla aralarında düşmanlık bulunanlar."